POLİTİKA YEREL YÖNETİMLER GÜNCEL SPOR KÜLTÜR-SANAT DÜNYADAN EKONOMİ TÜMÜ
Ampute Futbol Milli Takımı finale yükseldi
Ampute Futbol Milli Takımı finale yükseldi
Türkiye'de son 24 saatin verileri açıklandı
Türkiye'de son 24 saatin verileri açıklandı
'Türkiye, dünya ihracatında kritik eşiği yakaladı'
'Türkiye, dünya ihracatında kritik eşiği yakaladı'
HES uygulamasına yeni alan eklendi
HES uygulamasına yeni alan eklendi
21 Şubat 2021 Pazar - 08:50

Avcı sordu, Sındır yanıtladı: Kocaoğlu, genel sekreterlik, Bornova, ön seçim…

Gazeteci Sercan Avcı’nın sorularını yanıtlayan CHP İzmir Milletvekili Kamil Okyay Sındır, Bornova, Kocaoğlu, ön seçim, genel sekreterlik görevi ve parti içi tartışılan konulara yönelik önemli açıklamalarda bulundu.

Avcı sordu, Sındır yanıtladı: Kocaoğlu, genel sekreterlik, Bornova, ön seçim…

GERÇEKİZMİR – Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Milletvekili Kamil Okyay Sındır, Gerçekizmir'i ziyaret ederken, gazeteci Sercan Avcı'nın sorularını yanıtladı.

CHP İzmir Milletvekili Sındır, bir dönem belediye başkanlığı yaptığı Bornova, yıldızının hiç barışmadığı Aziz Kocaoğlu, CHP'de yaptığı Genel Sekreterlik görevi, sandıktan çıkmayı başardığı önseçim, yerel seçim süreci ve parti içinde tartışılan konular ile CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve partiden ayrılan Muharrem İnce özelinde sorulara yanıt verdi ve önemli açıklamalarda bulundu.  

ROL MODEL OLMA ÇABAM HEP OLDU

Akademik kariyer sonrasında 2007’de milletvekilliği aday adaylığı başvurunuz var. Aslında siyasi arenaya girişiniz de öyle oluyor. Sonrasında belediye başkanlığı, 3 dönem milletvekilliği, CHP’de genel sekreterlik yaptınız. 2007’de aday adaylığıyla başladığınız siyasi yolculukta 14 yıla önemli görevler sığdırdınız… Siyasete adım atarken bu görevleri hayal etmiş miydiniz?

Kamil Okyay SINDIR: Siyasette bir pozisyon alıyorsan talepte bulunduğun görevde kalmak, yetinmek siyasetin iç dinamiklerinde mümkün değil. Siyaset seni daha yetkin, etkin pozisyonda olmaya cezbediyor, çekiyor. Doğaldır. Her siyasetçi bugün ilçe yönetimine girer, ilçe başkanı olmak ister, kurultay delegesi olmak ister. Siyasetin kendi doğasında, dinamiğinde mutlaka herkes kendine göre birikimleriyle, değerleriyle bir şeyler kazandırmak ister. Benim idealim, hayat felsefem bir makama gelmekten ziyade bildiklerimi eyleme dönüştürecek fırsatları aramaktır. O fırsat belediye başkanlığında yerelde hizmet fırsatıdır, bir şeyler üretmedir, vekillikte yasama organında ülkeyi bütün olarak bir yere taşıyabilmek, fayda yaratma anlamındadır. Gittikçe yitirmeye başladığımız karşılıklı sevginin saygının hoşgörünün tesir edilmesi anlamında rol model olma çabam hep olmuştur. Çok hırslı birisi değilimdir. O hırsla insanlık dışı işlere hiç girmem. Kendi değerler kümemin içinde kalmaya özen gösteririm.

Bu özellikler mi size farklı görevlerin kapısını açmış oldu?

Kamil Okyay SINDIR: Ben öyle olduğunu düşünüyorum. Benim ekipçi bir anlayış içinde olmadığımı herkes bilir. Birlikte olduğum kişilerle birlikteliğim ortak çıkarlar değil ortak ilkeler üzerinde bir birlikteliktir. Onların başında dayanışma, sevgi, saygı, düşünce birliği, ruh birliliği gibi ilişkilerdir. Bunlar bir yere getiriyor. Genel Başkanımızın da şiarıdır bu ‘sen doğru dur eğri belasını bulur’. Hep doğru durmaya gayret ettim.  Bazen ‘yahu nasıl olur, buna da mı bir şey yapmayacaksın?’ denildiği noktada bile elbet su yolunu bulur, vatandaş doğrunun ne olduğunu görür anlayışıyla, vatandaş eğriyi doğruyu görür mantığıyla davranırım, polemiklere girmem. Siyaseti parti içi yarış olarak tanımlarsak bu sözlerim geçerli, halbuki siyaset faydalı olabilmenin sanatıdır. Siyaseti 2007 yılında CHP’den aday adayı olmakla başlatmadım, kendim bildim bileli, hayatım boyunca, biraz da aileden gelen bir şeyle hep olmuşumdur. Hep demokrasi, özgürlükler, insanca, hakça bir düzen idealinde çok farklı yerlerde meslek örgütlerinde görev aldım. Hayatım boyunca siyaseti yapıyorum. Siyaset sadece siyasi partilerin işi değildir.

BELEDİYE BAŞKANI OLDUKTAN 15 GÜN SONRA TANSİYON İLACINA BAŞLADIM

Belediye başkanlığı, milletvekilliği hatta CHP’de genel sekterlik görevi… Hangisi daha zor görevdi... Veya şöyle de sorayım hangi görevi yaparken daha çok keyif aldınız, mutlu oldunuz?

Kamil Okyay SINDIR: Zorluk ve keyif birbiriyle doğru orantılıdır. Zorluk arttıkça yaptığın işten aldığın haz ve mutluluk artıyor. Belediye başkanlığı daha zor demeyeyim eğer alışırsanız zor olmaktan çıkıyor. Belediye başkanlığı hem bir kriz yönetimi hem bir toplum mühendisliğidir. Yaparken sonuç alıyorsanız. Sonuç nedir? İnsanların sizi sevmesidir. Ama yapay sevgi değil. Sizin makamınıza, koltuğunuza, mevkiinize değil. Yarın siz oradan ayrıldıktan sonra bitecek olan bir sevgi değil. Sizin kişiliğinize, insani değerlerinize, hayat felsefenize, ilkelerinize ve onlara verdiğiniz güven duygusuna ve sevgiye olan sevgidir. Ben Bornova belediye başkanlığı koltuğunu başka bir arkadaşıma devrettikten sonra halkla olan sevgim hiç eksilmemiştir hatta daha büyüyerek gitmiştir. Çıkar ilişkisi değil bunu yapabildiyseniz güzel. İnsanlar sizden bir şey talep ederken eleştirel değil, insani bir ricada bulunursa ve sen bunu yapıyorsan güven oluşuyor. Bu büyük bir haz veriyor. Bütün gençlere de şunu tavsiye etmişimdir; siyaset yapıyorsanız önce insanı seveceksiniz, samimi, dürüst olacaksınız. İnsanlar size dert anlatıyorsa, insanların derdini çözüm odaklı dinleyeceksiniz. Baştan savma ve anlatsın heyecanlı oluyor diye değil insanlarla empati kuracaksınız. Ben çok insanların derdiyle dert olmuşumdur. Belediye başkanı olduktan 15 gün sonra tansiyon ilacına başladım. O insanın sıkıntısını sen de yaşıyorsun. Onu anlamaya çalışmak ve çözüm üretmek gerekiyor. Çözemesen de senin çabanı görüyor. Bir insan bir insanın ne yapmak istediğini gözlerinden anlar. Hissediyorsa senin oraya çözüm bulamaman önemli değil, ‘başkan benim için bir şey yaptı’ diye düşünüyor. Bornova’da bu anlamda çok tatminkar bir süreç yaşadım. Bu rol model örneğini Türkiye’de yaratmak çabasında olmuştum.

1 DÖNEM KISA GELDİ

Başarılı bulunan ve beğenilen bir belediye başkanıyken değiştirildiniz. Beklenmiyordu açıkçası… "Keşke bir dönem daha belediye başkanlığı yapabilseydim” dediniz mi, diyor musunuz?

Kamil Okyay SINDIR: Derdim o koltukta yeniden oturmak değildi. Benim hedefim benim bir yere gelmem değildi. Bornova’da ve etki yarattığım herkese iyi bir insan, iyi bir yönetici, üretken, gençlerin örnek alacağı bir anlayışı ve ortaya koyduğu üretimi kanıtlayabilmekti. 1 dönem kısa geldi. Keşke bir dönem daha olabilseydi. Bunu daha da genişletebilirdik. Bornova’da siyasetin üzerinde bir kent bütünlüğünü yaratıyor olurduk. Bunun olamamasına üzüldüm. Yemin ediyorum aklımın ucundan bile geçmedi, makam ve mevki derdim hiç olmadı. Üniversiteye dönmüştüm. Demek ki bir şeyler yapmışım milletvekilliğine geri geldim.   

AZİZ BEY’E BENİM HAKKIMDA YANLIŞ BİLGİ AKTARILDI

Hep dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu istemediği için aday gösterilmediğiniz söylendi, yazıldı. Siz Aziz Kocaoğlu istemedi diye mi aday gösterilmediniz? Aziz Kocaoğlu ile aradaki sorun neydi?

Kamil Okyay SINDIR: Ben Aziz Bey’i severim özünde, insani değerleriyle… Sürecin ne benim ne onun istemi içinde olmadığını düşünüyorum. Bu sorunun muhatabı aslında Sayın Aziz Kocaoğlu. Kendisine saygım ve sevgim hiç eksik olmamıştır. İnanarak söylüyorum. Kendisine çok gitmişimdir. ‘Sayın başkanım benim sizin hakkınızda, belediyemize, sizin şahsınıza ve partimize zarar gelecek en küçük dahi bir olumsuz açıklamamı bulamazsınız’ demiştim. Yaptığım açıklama benim mesleki alanım, kendi bildiğim doğrular üzerinde ve Büyükşehir’i de onların yanına katarak yapmışımdır. Ama belediye başkanlarının çevresinde bir yapı oluşuyor. O yapı karşıtlık üzerinden varlığını sürdürüyor. O karşıtlık ortadan kalkarsa o yapının varlığını sürdürme olanağı ortadan kalkıyor.  Aziz Bey’e benim hakkımda yanlış, farklı, benim olduğumun dışında bilgi aktarıldığını düşünüyorum. Kendisine de bunu söylüyordum. Bana da gelip, ‘Bak şöyle yaptı, böyle yaptı diyorlar. Bu karşıtlık yaratılıyor. Lütfen yapmayın. Siz Büyükşehir Belediye Başkanımızsınız. Ben belediye başkanı olarak görev alanımı bilirim, siz bizim büyüğümüzsünüz’ diyordum. Ben bu ilişkileri hep sıcak tutmaya çalıştım. Hala daha öyledir. Kimse bilmez, ben ara sıra telefonla ararım hal hatır sorarım. Benim hayatımda kimseye kin, nefret, öfke duygusu olmaz. Çok kısa sürede öfke duyarım. Kendimi demlemeye bırakırım. Aradan zaman geçsin ikinci gün ‘iyi ki yapmamışım, hiç gerek yokmuş’ dediğim çok oldu. Öfkeyle kalkan zararla otururmuş. Zararla oturmamışıdır. Kin duygum hiç yoktur. Aziz Bey’in benim neden yeniden olmamı istemediğinin sorusunun muhatabı ben değilim.

SORUNSALIN TEMELİ BURADA YATIYOR

Bir Büyükşehir Belediye Başkanı istemedi diye bir belediye başkanının değişmesi ne kadar sağlıklı?

Kamil Okyay SINDIR: Partide aday belirleme sorunsalının temeli burada yatıyor. Mevcut belediye başkanlarının yeniden aday olması ya da aday olmayacaksa kendi isteğiyle aday olmaması, yerine belirlenecek kişinin hangi kriterlerle belirleneceği ve belirlenme süreci parti demokrasi adına nasıl olması gerektiği parti içinde tartışma süreci hep var. Bu sorunun yanıtını buralarda aramak lazım… Aziz Bey o dönem yeniden aday olmuştu. Uyumlu bir yapı olmasını istiyor olabilir. Atama tarzına dönüşür. Bu şekilde belirlenen adaylar kendisinin aday olmasında kim etkili olduysa sorumluluğu ona karşı duymaya başlar, halka karşı değil. Aziz Bey neden istemedi? Onun nedenlerini ben bilemem. Genelde Aziz Bey ile aramdaki bir sorun varmış gibi algılanıyordu. Böyle algılanıyorsa mutlaka doğruluk payı da vardır. Aziz Bey halen, siyaseten, insani anlamda saygı duyduğum birisi. Bu kente 15 yıl hizmet etmiş, iyi niyetle, dürüstçe davranmış, çabasını göstermiş, birçok konuda başarılı ve örnek işlere imzasını atmış birisidir. Tarımla ilgili yaptıkları çok önemlidir. İnsani ilişkilerim devam eder.

BENİM SİYASİ GELECEĞİMİ BİÇEN ÖRGÜTLER VE HALKTIR

Belediye başkanı gösterilmediniz ama 1 yıl sonra milletvekilliği adaylığı için yıllar sonra yapılan ön seçimden çıktınız.  Sandıktan çıkmayı nasıl başardınız? Bugün yine ön seçim sesleri yükseldi Menemen ve Urla’da yaşananlar sonrası. Çözüm ön seçim mi?

Kamil Okyay SINDIR: Ön seçimden çıkmayı nasıl başardım? Çok fazla çaba sarf etmedim. Örgütün sağduyusuna güveniyorum. İradeyi onlara teslim ederseniz, doğru kişileri doğru yerlere getireceğine inanıyorum. Her zaman ön seçimden sağlıklı sonuç çıkacağına inanıyorum. Üye bazındaki ön seçim… Delege bazındaki eğilim yoklaması ya da aday yoklaması değil. Tüzüğümüzde 3 yöntem vardır. Merkez yoklaması vardır. Merkez yoklamasının alt kolu aday yoklamasıdır. Biz eğilim yoklaması diyoruz, ön seçim delegeleri belirleniyor, kimi zaman onlarla yapılıyor.  ‘Ben karar verdim değil kentin şu dinamiklerine sordum, bu kişi öne çıkıyor’ denir. Bir de ön seçim var. İlçe seçim kurulu nezdinde yapılan ve sonuçlarının değiştirilemediği bir seçimdir. Belli bir kesim tarafından değil üyelerin oy veriyor olması önemli. Yıllarını vermiş kişi kendini o örgüte kabul ettirmişse zaten ön seçimde çıkar. Kabul ettirememişse herkesin aynayı kendine tutup bende ne eksilik var demesi gerekiyor. Kimi zaman sıkıntı da olabilir. Partide kendini çok fazla kabul ettirememiş, partiye yeni girmiş bir kişiye örgütler tanımadığı için tereddüt oluşabiliyor. Ön seçimin eksisi olabilir ama onun için de 1 aylık bir çalışma süreci var. Partide örgütümüzün sağduyusuna inanıyorum ve öyle de oldu. Belediye başkanlığı zor bir görevdir. Halkı memnun edeyim derken örgütler beklentileri karşılayamayabilir. Örgütlerin siyasi beklentileri derken halkın bir takım beklentileri oluyor. Bunun dengeli olması gerekiyor. Partiye oy veren, sempati duyan kim varsa belediye başkanı başarılıysa mutlu oluyor ve geleceği onlar biçiyor. Benim siyasi geleceğimi biçen örgütler ve halktır.

BENCE TESADÜF!

Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Aziz Kocaoğlu, mevcut milletvekilleri Atila Sertel, Mahir Polat ve siz Bornovalısınız. Bornova’nın siyasetçi yetiştirmedeki sırrı nedir? Bir de belediye başkanlığını Bornova’da son 20-30 senede 2 dönem üst üste yapan yok. Bu durumun alametifarikası nedir?

Kamil Okyay SINDIR: Bence bu tesadüf! Bornova’yı da sıradanlaştırmak istemem. Ama bunu yaparken de diğer ilçelere haksızlık yapmak istemem. Bunları kıyaslamak doğru değil. Bornova bir üniversite kenti, emeklilerin yoğun olduğu bir kent... Üniversitede görev yapıp emekli olanların konumlandığı bir kent… Akademik camia Bornova’da yaşıyor. Sosyal, kültürel yaşam Bornova’da… Bornova’nın kendine özgü dinamikleri var. Görev alma talebinde olan kişiler de artıyor. Görev alma olasılığını da arttırıyor. Ama başka şekilde tesadüf olarak da değerlendirilebilir.

GENEL SEKRETERLİK GÖREVİNİ SİYASİ İKBALİM İÇİN KULLANMADIM

CHP’de önemli bir görev olan Genel Sekreterlik yaptınız. Uzun yıllar bu görev için ‘ikinci adam’ benzetmesi yapıldı.  Sizin için ‘genel sekreterlik koltuğunda pasif kaldı’ eleştirisi yapanlar oldu. Geçmişte Genel Sekreterlik görevinde olan kişilerin koltuğun gücünü etkin kullandığını gördük. Siz kullandınız mı, kullanmadınız mı?

Kamil Okyay SINDIR: Genel sekreter bana göre partide ikinci pozisyondur. Elindeki güç olarak değil kurusal temsiliyet anlamında. Genel sekreter genel başkandan sonra kurumsal temsil eden kişidir. Görev, yetki ve sorumlulukları tüzükte bellidir, sınırlandırılmıştır. Bizim partimizde genel sekreter görevi geçmişte, kurultayda seçilerek belirlenirdi. Kurultay delegeleri belirlerdi. Sonradan bu PM’nin belirlediği görevler haline geldi. Sonradan bir tüzük değişikliği ile genel sekreter genel başkanın belirlediği kişi olarak ortaya çıktı. Genel sekreterin tüzükteki karşılığı genel başkanın olmadığı durumlarda kurumu temsil eden kişidir. Parti içi ve dışı yazışmalardan sorumludur. Partinin belleğidir. Geçmişten bugüne onu taşıma zorunluluğu genel sekreterdir. Çok sık değiştirilmemesi de önemlidir. Eskiden sorumluluk ve yetki alanı daha genişti. Örgütler, bütün üyelik işlemleri genel sekreterin sorumluluğundaydı. Tüm örgütlerin sağlıklı işleyişi, parti mekanizmasının doğru işleyişi genel sekreterin üzerindeydi.  Bunlar değişti. Örgütler alındı, genel başkan yardımcılığı oluşturuldu. Benden sonraki tüzük değişikliğinde üye kayıtlanmaları da alındı. Ben kendi dönemimde tüzükten gelen yetki ve sorumluluğu eksiksiz ve hatasız yapma gayreti içinde oldum ve öyle de oldu. Mesela yazışmalarda çok özen gösterdim. Her yazı mutlaka imzamdan geçiyordu. Herhangi bir eksiğim hatam olduğunu düşünmüyorum. Genel sekreterliğin daha uzun soluklu yapılmasını doğru buluyorum. Çünkü yapılması gereken başka işler de var. Elektronik belge sistemini getirmek niyetindeydim. Belki bu olabilirdi. Koltuğa tutunayım bırakmayayım hırsında olmadım. Bu makamlar gelip geçici! O koltuğun gücünü kişisel, siyasi istikbalim için kullanmadım.

Genel Sekreter olarak girdiğiniz kurultayda listede olmamanızda Aziz Kocaoğlu etkisinin olduğu söylendi…

Zannetmiyorum. Hiçbir yorum yapamam. Tamamen afaki olur.

KIZARKEN BİLE KIZMAYI BECEREMEZ!

Siz CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte belediye başkanı, vekil ve genel sekreter olarak yakın çalıştınız. Kılıçdaroğlu’nu nasıl anlatırsınız? Sizden dinlemek isterim.

Kamil Okyay SINDIR: Sayın genel başkanımız çok duygusal birisidir. Çok dürüsttür. Bunlar olması gereken şeyler zaten ama ben yaşayarak ve çok yakınında kendisiyle samimi görüşmelerim oldu. Çok hümanist, demokrat, iyi niyetli ve çok çalışkan birisidir. Zamanını boş geçirmekten rahatsız olan birisidir. Alanda ve genel merkezde değilse evindeyse sadece yemek ve kahve molası veren, sürekli bilgisayar başında, notlar yazan, konuşması varsa bütün konuşmalarını kendisi hazırlayan birisidir. Danışarak aldığı notları derleyen, değerlendiren çalışkan bir kişidir. Hafta sonu yoktur. Bütün siyasetin, ülke sorunlarının, gündeminin içinde boğuşurken ya böyle bende sokaktaki vatandaş gibi o özgürlüğü yaşama özlemi vardır, kendi içinde vardır. Kendisini çok içten ve samimi bulurum, insanidir. Kızarken bile kızmayı beceremez. Herkese karşı saygıda kusur etmez. Gözümde kıymetli bir yerdedir.

KEŞKE GİTMESEYDİ, KALSAYDI!

Muharrem İnce’nin partiden ayrılmasını ve açıklamalarını nasıl buldunuz? Kopuşunu bekliyor muydunuz? CHP tabanından Muharrem Bey’in kuracağı partiye  geçişler bekliyor musunuz?

Kamil Okyay SINDIR: Keşke gitmeseydi, kalsaydı. Gitmemesini arzu ederdim. Partide bir takım sorunlardan bahsediyorsa mücadelesini verseydi. İlla partide görev ve sorumluluk almak gerekmiyor. Ben genel sekreterdim sonra sade milletvekiliydim belki yarın sadece üye olarak devam edeceğim. Cumhuriyeti kuran partinin çatısı altında o değerleri koruyarak yol yürümenin daha doğru olduğunu düşünüyorum. Bu süreçler çok doğru ve sağlıklı işlemedi Sayın İnce açısından. Hayırlısı olsun. Ayrılış ve arkasından parti kurma çabası söz konusu. Olabilir. Bu anayasal bir özgürlüktür. Bulunduğu pozisyon gereği cumhuriyete sahip çıkan, koruyan bir pozisyonda olması anlamlı olabilir ama görüyorum ki kendisine taban bulabilmek için uğraşacak. AKP tabanından beklenti içinde değil sanırım, CHP tabanından beklenti içinde.

ÇOK AYRILANLAR OLDU AMA…

Beklentisi ne kadar karşılık bulabilir?

Kamil Okyay SINDIR: Ben hiç karşılık bulabileceğini zannetmiyorum. CHP kökleriyle bir çınar olarak tanımlanıyor ama köklerini kolay kolay söküp alamazsınız ve o çınarı kolay kolay dağıtamazsınız, bir takım çizikler belki olur ama yıpratamazsınız. CHP’de parti içi tartışmalar hep olmuştur. Geçmişte daha büyük tartışmalar da olmuştur. Ama parti hep ayakta durmuştur, vardır ve bundan sonra da var olacaktır. CHP’den çok ayrılanlar olmuştur. Sonuçta yok oldu gittiler.

BORNOVA’YLA İLGİLİ BİLDİKLERİMİ GENEL MERKEZE AKTARDIM

2019 yılında Bornova’da belediye başkanlığı noktasında bir değişim oldu. Aday belirlemede, değişimde etkiniz oldu mu?

Kamil Okyay SINDIR: (Gülerek) Güzel ama zor bir soru! Karar mercii ben değilim. Ben sayın genel başkana ve parti organlarına Bornova’da geride bıraktığımız dönemde bütün bildiklerimi aktardım. Karar genel başkan ve PM’nindir. Böyle uygun görülmüştür, böyle olmuştur. Geçmişten bugüne görev almış tüm başkanların katkısı olmuştur. Bunları yok saymak ve eleştiri yapmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Kim ne tuğla koymuşsa teşekkür etmeliyiz. Ama bir değil iki tuğla koyanı tercih etmeliyiz. Benden sonraki başkana da yaptıklarından dolayı teşekkür ederim. Mevcut başkana da desteği sunuyoruz, başarılı işler yapıyor, artarak devamını diliyorum.

VEKİL OLMASAYDIM BÜYÜKŞEHİR İÇİN SİSTEMATİK ÇALIŞMA YAPARDIM

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı için yerel seçim sürecinde ismi geçen kişilerdendiniz. O dönem adaylıkla ilgili özel bir mesainiz oldu mu? İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in performansını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kamil Okyay SINDIR: 2018 genel seçiminde seçildim. Milletvekili olmasaydım belki İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı için daha disiplinli, sistematik bir çalışma içinde olabilirdim. Yapmadım.  O dönem şöyle de açıkladım; ben milletvekiliyim, aday oldum ve İzmir halkı bana yasamada bir görev verdi. O görevimi şimdi bir kenara koyup o iradeyi yok sayıp böyle bir göreve doğrudan talip olmayı ve mücadelesini vermeyi doğru bulmadığımı söyledim. Ama İzmir halkı ve parti yönetimimiz böyle bir konuda görev verirse memnuniyetle yerine getiririm dedim ve hazır olduğumu ifade ettim. Genel başkana da böyle söyledim. Milletvekiliniz eksilince mecliste de 1 oyunuz azalıyor. Oradaki gücü yıpratmamak adına partide böyle bir karar alındı. Tunç Bey’i geçmişten tanırım, bilirim. Tunç Ağabey deriz biz. Bornova Anadolu Lisesi (BAL) kültüründe hitap şekli 1 yaş büyük olsa da bir sınıf büyük olsa ağabeydir. Sevgili Tunç Soyer hem lise yıllarından hem sonraki dönemlerde de tanırım. Ailecek de tanışırız. Tanıdığım Tunç Soyer bu işi layıkıyla yapar dedim. Belediye başkanlığı bir kriz yönetimidir. Belediye başkanlığında herkesi memnun edemezsiniz. Hele hele idealleriniz, hedefleriniz, vizyonunuz varsa ve bu vizyonunuz toplumun olağan akışının dışında sıra dışıysa, toplumu çok daha çağın ilerisine taşıyacak vizyonsa bunun gereğini yaptığınızda toplumda da onun karşılığı olan algı mühendisliğini de yapmanız lazım. Gelmeden önceki söylemlerini hayata geçirme çabası ve başarısını görüyorum. Belediye başkanı karar verirken birileri memnun olmayacaktır birileri olacaktır. Ya da herkes az memnun olacaktır. Önemli olan vizyondur ve o yolda yürüdüğünü düşünüyorum. Belli konularda şöyle olsaydılar, keşkeler olabilir. Ama genel hedef olarak benim de ideallerimde çevre dostu, ekolojik bir kent, çevreye duyarlı bir toplum var. Bunu yaparken de bu kentte yaşamaktan huzur duyan hemşeriler var. Katılımcı süreçlerin hayata geçirilmesi ve bunların için mücadele etmek zor. Tunç Bey’in bu konularda başarılı bir şekilde yol yürüyor. Vizyonuna doğru yol yürüyor. O vizyon da İzmir için doğrudur.

MUSTAFA BAŞKAN GAYET BAŞARILI!

Bornova’da Mustafa İduğ görevde, onun performansını nasıl buluyorsunuz? Bir dostluğunuz da var geçmişe dayanan….Bir araya geliyor musunuz?

Kamil Okyay SINDIR: Ara sıra, çok nadir de olsa görüşüyoruz. İlk zamanlarda daha sık bir araya geliyorduk. Belediyenin iş ve işleyişlerinde bütün belediye başkanlarına dikkat etmeleri gerektiği konuları söylemişimdir. Zabıta, fen işleri, temizlik işleri çalışmalarında, ihale süreçlerinde, doğrudan teminlerde dikkat etmeleri gerektiğini, kendilerine hukuki sorunlar yaratabilecek, belediyede bütünlüğü bozacak şeylerin uyarılarında bulunmuşumdur. Sayın İduğ’a da bu konuda elimden geldiğince katkı koymaya çalıştım. Şu an bana bütün belediye başkanlarımızın ihtiyacı olduğunu sanmıyorum. 2 yıl geçti, yaşayarak da birçok şeyi tecrübe etmişlerdir. Bana ihtiyaç duyulduğunda her zaman onlara yapıcı, belediyeye katkı sunmak adına elimden gelen desteği veriyorum. Mustafa Başkan da gayet başarılı… Halkla iletişim konusunda da çalışmaları var

SORUMLU ARANIP BULUNDUĞUNDA NE OLACAK?

Parti kamuoyunda çok tartışılan Urla ve Menemen konuları var. Bu 2 ilçeyle ilgili sorumlular aranıyor. Nasıl değerlendiriyorsunuz? Süreç doğru yönetildi mi 2 ilçede…

Kamil Okyay SINDIR: Sorumlu aranıp bulunduğunda ne olacak? Sorumluyu bulduk, bunun o ilçede geleceğine dair, partimizin orada geleceğine dair, o ilçe halkının yararına dair bir sonuç getirecek mi? A şahsı sorumlu! O getirdi bu adamı! Bu bize fayda ağlamaz. Kim önerdiyse İzmir’den mi Ankara’dan mı başka kanallardan mı oldu? Bu arkadaşları bir şekilde birileri önerdi. Diğer belediye başkanlarımızı önerenler yok mu? Var. Birileri ilişkilerini kullanıyor. Bu siyasetin doğasında var. Serdar Aksoy’un babası partilimizdir. Çok sevilen kıymetli bir milletvekilimizdir. O referanslar mutlaka bir yerlerde öne çıkmıştır ve aday olarak belirlenmiştir. Esas olan bundan sonra ne olacağıdır? Urla’da bir kayyum var. Urla’daki durum farklı… Aslında normalde kayyum atanamazdı. 15 Temmuz darbe girişimi sonrasındaki OHAL kararnamelerinde çıkarıldı. Aslında OHAL kararnameleri OHAL bittiğinde otomatikman yürürlükten kalkar, kalkması gerekir. Oysaki o kararnamelerin büyük kısmı, neredeyse tamamı yasalaştırıldı ve kanunlara eklendi. Belediye başkanlarının görevinin sonlanmasıyla ilgili düzenleme diye bir şey yok. Meclis kendi arasından seçim yapar. OHAL’de terör faaliyetiyle ilişkilendirilirse kayyum kararnamesi var, o geldi konuldu. Urla’daki terörle ilişkilendirilmiş bir dava üzerinden kayyum atandı. Bunlar antidemokratik uygulamalar. Meclis içinden biri seçilebilirdi. Menemen olayında da süreç sanki doğru olmadı. 19 meclis üyemiz var. 1 tanesi ayrılmış. Karşısında 12 var. Bağımsız gitti diyelim 13 oluyor. Arada 5 kişi var. 15-15 bitiyor seçim. 1 kişi boş oy atıyor. Cadı avı da var. Kim o 3 kişi? Tabii ki bulunacaktır. Böyle kişilerin partide barındırılması söz konusu olamaz. Herkesin kafasına göre kendi bildiğini okuyabileceği bir durum yok. Kendi içimizden bazı arkadaşların öbür tarafa oy vermesi bizi yaraladı. Bir takım hataların sorumlularının aranması önemlidir ama nasıl olacak, nereye gideceğiz, geleceğe yönelik tartışmalar olması gerekiyor. Geçmişteki hesaplar hep olacaktır ama şimdi Menemen ne olacak? Şimdi mahkemenin verdiği kararla şirketler belediye başkan vekiline teslim edildi.  Siyasi iktidar bütün gücünü, yargıyı da vesayet altına alan irade, siyasal iktidar, tek adam yönetimi her şeyi, her fırsatı yargı üzerinden fütursuzca kullanıyor. Her şeyi yapıyor! Kanun, yasa, yönetmelik ne diyor ne demiyor hiç önemli değil. Bir çıkı yolu gerekiyorsa yargıyı kullanmak, hedeflere yürümek oluyor. Menemen’de böyle bir karar alındı. Şirket işçilerine görev verilmemesi bana göre suçtur. Hepsinin suç duyurusunda bulunması gerekiyor. O şirketler belediyenin şirketleridir. O şirketleri zarar eder duruma sokmak, iş yapamaz hale getirmek kamu zararı oluşturmak, görevi kötüye kullanmaktır, görevi ihmal etmektir. Daha sonuçlanmamış bir mahkeme kararı da var. Bakalım, sonuçları göreceğiz.

GÖREVE GELENLERE İLK SEÇİMDE ADAY OLMAMA YASAĞI GETİRİLMELİ

CHP İzmir siyasetinde yerel seçimlerle birlikte yeni bir dönem açıldı. Bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz? Kongre sürecinde kutuplaşmalar oldu. Sancılı bir süreç yaşandı... İzmir’de nasıl bir parti içi reçete yazarsınız?

Kamil Okyay SINDIR: Reçete yazılsa en temel sorunun kurumsallaşma olduğunu düşünüyorum. Bir kere bana göre il, ilçe örgütlerinde göreve gelen arkadaşlarımıza seçildikten sonraki ilk yerel veya genel seçimde aday olmama yasağı getirilmesi lazım. Belki bunun için tüzük değişikliği gerekebilir. İstifa eder, aday olabilir, anayasal haktır denilebilir. Ama ne gerekiyorsa değişiklik yapılabilir. İl, ilçe başkanı, yönetici oldum, ne için? O partiyi o il ve ilçede büyütmek, partimizi iktidara taşımak için, bu mücadeleyi vereceksiniz. Bu amaçla seçilip, ilk seçimlerde ayrılıp aday olmanın şöyle bir olumsuz yanı oluyor; görev esnasında hep rekabet içine giriyorsunuz. Büyükşehir ise Büyükşehir, ilçe ise ilçe ya da milletvekilliği… İlk seçimlerde aday olma yasağı düzenlemesi gelirse o seçimlerde başarı gelirse tartışma biter. Bunu kurumsal bir sürece çevirmek lazım... Siyasetin doğasında var ama bunu en aza indirmek gerekiyor.  Kurumsal ilişkileri layıkıyla yerine getirmek lazım. Genel merkez başta olmak üzere başlatması ve bizler de dahil hassasiyet göstermemiz lazım. Benim adamım, onun adamı, oncu buncu gibi işlerden kurtulmak lazım. Ben bundan çok çektim. Yok ‘Kamil’ci, ‘Aziz’ci, ‘Olgun’cu, ‘İduğ’cu… İnsanlar sana sevgisinden ‘Kamil’ci oluyor, damga yiyor. Bir insan beni seviyor, saygı duyuyorsa onun ne suçu var! Sevmek suç mu? Yarın bir gün benim karşımda olur, önümü açayım, engelleri atayım deniyor, bunlar sağlıklı işler değil. Parti içi disiplini baskıcı değil ama ilişkileri kollayan bir sürece kavuşturmak gerekiyor.  

 
Bakan Soylu, Gara'ya giden milletvekilinin adını açıkladı
 
BAYSEM'de yeniden yüz yüze eğitim zamanı
YORUMLAR
Toplam 1 yorum var, 1 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
OSMAN KAVLAĞAN MUHTAR MENDERES TEKELİ 22 Şubat 2021 Pazartesi 01:56

BAŞKANIM OKUDUM BİZ SENİ BORNOVADAN TANIYORUM BEN BORNOVADA TAKSİCİYDİM SİZİN HİZMETLERİNİZ TARTIŞILMAZ DOGRU EGİLİR AMA YIKILMAZ

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
CHP'li Özkan'dan 'İzmir Anayasası' çağrısı, çarpıcı Urla-Menemen mesajları ve İnce yorumu!
CHP İzmir Milletvekili ve Genel Başkan Başdanışmanı Tuncay Özkan gazeteci ...
‘Kültürpark'a Dokunma Grubu’ soruyor: Bu acelenin nedeni ne?
Gönül Soyoğul sordu, Grubun doğal sözcüsü Reşat Kutucular yanıtladı.
Büyükşehir ‘sığıntı’ yapılamaz!
Gönül Soyoğul sordu, Hasan Topal yanıtladı... Eski İzmir Mimarlar Odası ...
 
'9 Kere Leyla' ve İzmirli 3 genç yazar!
Ezel Akay’ın son imzası, başrollerini Demet Akbağ ile Haluk Bilginer’in ...
Başkan İduğ ile gündem: Kimsenin koltuğuna göz diken biri değilim!
Gerçekizmir’e konuşan Bornova Belediye Başkanı İduğ, koronavirüs salgını ...
Prof. Dr. Ercan: Bu Sisam depremi! Eğer merkez İzmir olsaydı...
Gönül Soyoğul sordu, Deprem bilimci Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan yanıtladı...
 
CHP'nin 2 numarası Böke ile ülke ve İzmir gündemi: Devleti yeniden kuracağız!
Gönül Soyoğul sordu, CHP'nin İzmir Milletvekili Genel Sekreteri Selin Sayek Böke yanıtladı...
CHP'li Yücel ile gündem: 'Atatürk' tartışması, olaylı kongre, 'ekipçilik' mesajı ve yerel muhalefete çıkış!
CHP İzmir İl Başkanı Yücel, Gerçekizmir’e özel açıklamalarda bulundu. ...
FIFA kokartlı Özçiğdem anlattı: Erkek egemen dünyada kadın karar verici olmak!
Bir kadın olarak, erkek egemen dünyanın en erkek egemen ortamında, üstelik ...
 
RÖPORTAJLAR
ÇOK OKUNANLAR
FACEBOOK'TA GERÇEK İZMİR
TWITTER'DA GERÇEK İZMİR
YAZARLAR
Fikret İlkiz
Duygun Yarsuvat Hocamız ve gözyaşı yolu
Dr. Tuncay Filiz
Safra kesesi taşları
İlker Ağın
Mavi ve siyah
Sercan Avcı
CHP'nin sahadaki il başkan adayı!
Taha Okan
CHP Baykal’ın hatırına tarihi fırsatı kaçırmamalı!
Seray Akın Ürkmez
Sağlığımızın kadın savaşçıları
Gönül Soyoğul
Medya, cambazlık mı?
ÇOK YORUMLANANLAR
Gerçek İzmir
KünyeKünye Ä°letiÅŸimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri