POLİTİKA YEREL YÖNETİMLER GÜNCEL SPOR KÜLTÜR-SANAT DÜNYADAN EKONOMİ TÜMÜ
Bedelli askerlikte celp tarihleri belli oldu
Bedelli askerlikte celp tarihleri belli oldu
Erdoğan'dan net mesaj: Oyunu gördük ve...
Erdoğan'dan net mesaj: Oyunu gördük ve...
Eski BM Genel Sekreteri Annan hayatını kaybetti
Eski BM Genel Sekreteri Annan hayatını kaybetti
AK Parti'den flaş erken seçim mesajı!
AK Parti'den flaş erken seçim mesajı!
Emin Akçaoğlu
Barselona ve İzmir-2: Güven değer yaratır mı?
14 Şubat 2018 Çarşamba

Hatırlayacaksınız: Bir önceki yazıda önce Barselona’yı anlatmış ve sonrasında İzmir’de neden Barselona’daki kadar zenginlik yaratılamadığını tartışacağımızı söylemiştim. Tartışacağız da…

Ama bu yazıda böyle bir tartışmaya hazırlık mahiyetinde başka bir konuyu ele almak istiyorum.

Yine bir soruyla başlayalım: ‘Güven’ ‘değer’ yaratır mı? Evet yaratır. ‘Nasıl?’ Gelin birlikte düşünelim!

Bankacılık konusunda ders verirken öğrencilerime ya da dinleyicilerime ilk sorduğum soru şudur: “Bankacılık ne işidir?” Cevaplar neredeyse her zaman “Bankacılığın para işi olduğu” yönündedir. Bu cevabı yanlış saymasam da doğru da saymam. Bu defa dinleyiciler sorarlar: “O halde bankacılık ne işidir?” Bunun üzerine kendilerine “Bankacılık bilgi işidir. Kredibilite bilgisi işidir. Kredibilitenin tahlili işidir. Çünkü bankacılık GÜVEN işidir” derim. Arkasından da kendilerine ‘güven’ kavramının ne kadar önemli olduğunu; Latince’de ‘cred’ kelimesinin ‘güven’ anlamına geldiğini, bugün pek çok başka dilde olduğu gibi Türkçe’de de kullanılan ‘kredi’ ve ‘kredibilite’ kelimelerinin ‘cred’ kelimesine dayandığını anlatırım.

Güven ticaret hayatının her alanında çok büyük önem taşır. Üstelik bununla da sınırlı değildir güvenin önemi. Güven insanlar arası akla gelebilecek her türlü ilişkide emsalsiz ölçüde önemlidir.

Güven sözünü tutmaktır. Örneğin ‘para’ ya da ‘senet’ işin özüne inildiğinde ‘söz vermekten’ başka bir şey değildir.

Dolayısıyla yazının başlığına dönersek: Evet, güven değer yaratır! Güvensizlik ise potansiyel değer yaratma imkânlarını bitirir.

Japon asıllı bir Amerikalı akademisyen Fukuyama toplumları ‘güven toplumları’ ve ‘güven toplumu olmayanlar’ gibi iki kaba gruba ayırıyor. Ona göre, örneğin Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ile Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi anadili İngilizce olan diğer Anglosakson ülkeleri ve Almanya, Hollanda ile İskandinav ülkeleri gibi ülkeler ‘güven toplumları’ iken; Fransa, İtalya, İspanya gibi Akdeniz havzası ülkeleriyle Uzak Doğu ülkeleri ‘güven toplumu olmayan ülkeler’ grubuna dâhiller.

Fukuyama bu savını ispatlamak için bu ülkelerdeki sermaye birikim süreçlerini örnek gösteriyor ve güven toplumlarında çok ortaklı sermaye şirketlerinin çok eski tarihlerde kurulabildiğini; bu ülkelerde sermaye piyasalarının çok eski tarihlerden bu yana büyük gelişme gösterdiğini; buna karşılık karşı gruptaki ülkelerde büyük şirketlerin ya devlet eliyle kurulduğunu ya da büyük aile şirketleri biçiminde örgütlendiklerini ileri sürüyor.

Bu iddia elbette tartışılabilir. Doğrusu bana ikna edici görünüyor. Örneğin, Türkiye’nin durumu Fukuyama tarafından özellikle ele alınmış olmasa da bu yaklaşıma uygun görünüyor.

Ülkemizin en büyük şirketleri arasında zamanında devlet eliyle kurulup KİT (kamu iktisadi teşebbüsü veya teşekkülü) olarak hayatına başlamış olanlar hayli belirgin.

Bu tartışma ne kadar uzar bilemem ama sanırım belirgin olan şu ki toplumumuzu oluşturan bireyler birbirlerine yeterince güvenmiyorlar ya da güven vermiyorlar.

Bu durumu kavramak için sadece ticari konular çevresinde dolanıp durmaya da gerek yok üstelik. Gündelik hayatımızın sağlayabileceği o kadar çok örnek var ki siz bu satırları okurken aklınıza onlarcasının geldiğini tahmin etmem zor değil.

Örnek: Trafikte araba kullanırken niçin bu kadar sinirleniyoruz sizce? Bizim kadar korna çalan kaç toplum var acaba – en azından sanayileşmiş Batı ülkelerinde?

Banka ve PTT şubelerinde ve benzeri yerlerde ‘kuyruk-matik’ de diyebileceğimiz ‘sıra numarası alma’ makinelerinin kullanımına kadar yaşananları hatırlayalım…

Anlaşılan o ki biz maalesef bir ‘güven toplumu’ değiliz ve bunun en büyük sakıncası da ‘organize olamamak’ biçiminde belirginleşiyor.

İnsan toplumu değer yaratırken organize olmak zorunda. Dolayısıyla karşınızdakine güvenebilmeniz daha büyük değer yaratabilmeniz bakımından önem taşıyor.

Biliyorum; bütün toplumlarda hâkimler, avukatlar ve mahkemeler var. Eğer tüm insanlar sözlerini tutsalardı bu meslek gruplarına ihtiyaç duyulur muydu?

Galiba bizde mahkemelere duyulan ihtiyaç – mesela – sanayileşmiş Batılı ülkelerdekinden daha fazla. Bu süreçlerde harcanan zaman, ‘yaratılamayan değer’ daha fazla.

Sadede gelelim ve en başta sorduğumuz soruya cevap verelim: Güven değer yaratır! Hem de çok.

Sonraki yazıda yeniden Barselona’ya odaklanacağız. Barselona’da yazılım endüstrisi var, film endüstrisi var, turizm endüstrisi var, girişimcilik kümeleri var… Var oğlu var.

Fakat Barselona bile eski performansını yitirmeye başladı galiba. Neden mi? Ne olacak? “Güven kaybı!”

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 3 yorum var, 3 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Enes Bahadır Koç 20 Şubat 2018 Salı 19:27

Konuyu çok güzel ele almışsınız hocam. Elinize kaleminize sağlık.

Yorumu oyla      0      0  
Emre SÜĞÜN 15 Şubat 2018 Perşembe 13:49

Evet, günümüzde toplumların temel hastalığı "güven" kavramı olsa gerek. Günlük yaşamda gördüğümüz tüm anlaşmazlıkların nedeni "güvensizlik" değil mı? Aile bireylerinden tutun da, komşunun komşuya, devletin vatandaşına, vatandaşın devletine , toplumların birbirine güvensizliği değil mi tüm çatışmaların nedeni? Sosyal çıkmazlardaki bu güvensizlik, kurum ve kuruluşlara yansıdığında para politikalarınıda belirliyor, dolayısıyla yediden yetmişe herkesi etkiliyor. Düşüncelerinize tamamen katılıyorum.

Yorumu oyla      0      0  
Tekin Günce 14 Şubat 2018 Çarşamba 16:34

Güven kelimesi hayatın özü, her anlamda...

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ÇOK OKUNANLAR
FACEBOOK'TA GERÇEK İZMİR
TWITTER'DA GERÇEK İZMİR
YAZARLAR
Sercan Avcı
Yeni MYK'nın İzmir şifresi!
Yiğit İmirdoğan
11 İstanbullu
Emin Akçaoğlu
Barselona ve İzmir-2: Güven değer yaratır mı?
ÇOK YORUMLANANLAR
Gerçek İzmir
KünyeKünye Ä°letiÅŸimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri