POLİTİKA YEREL YÖNETİMLER GÜNCEL SPOR KÜLTÜR-SANAT DÜNYADAN EKONOMİ TÜMÜ
Hakkari'de bir asker şehit oldu
Hakkari'de bir asker şehit oldu
Kurban Bayramı'nda köprü ve otoyollar ücretsiz mi?
Kurban Bayramı'nda köprü ve otoyollar ücretsiz mi?
Atmaca test atışını başarıyla tamamladı
Atmaca test atışını başarıyla tamamladı
'Yan bakma' kavgasında 2 ölü, 1 yaralı!
'Yan bakma' kavgasında 2 ölü, 1 yaralı!
Gönül Soyoğul
Bu fasulye 2.9 dolar, hem kaynasın, hem oynasın
20 Haziran 2020 Cumartesi

Arkadaşımla konuşuyorduk telefonda, bir yandan da yürüyordu,  dedi ki ‘kızım gelecek İstanbul’dan, taze fasulye almak için manava gidiyorum.” 
‘Ooo’ dedim, ‘zengin yemeği yapacaksın demek kızçenin şerefine…’

Arkadaşımın sanki ‘kuzu kesecek’ gibi bahsettiği taze fasulyenin kilosu pazarda 20 lira, markette 25-30. Allahın Ayşe kadın fasulyesi. Yaz günü zeytinyağlısı makbul. Ama kıymalısı da hiç fena olmaz, lakin bir tencere yemek; eti, yağı, domatesi derken neredeyse 50 lira.
O haklı, kuzu keseceğine taze fasulye yapmakta! 
1 kilo fasulye pazarda 2.91 dolar, markette 4.4 dolar. Yeni Türkiye’nin şölen yemeği… 
Çocukluğumda ‘hatırlı misafir’ geleceği zaman tavuk kesilirdi; keza, düğünde dernekte de.
‘Hatırlı misafir’ için artık taze fasulye pişiriyoruz, sanki Ayşe’ye başlık parası ödüyoruz; ne gelişme ama!    

*

Her zaman yazılarıma bir şiir demeti ya da eskilerden bir hikayeyle başlamama alışık okurlara sürpriz olacak bir yazı bu, biliyorum ama pazarın ateş pahası el yakan fiyatlarına hangi şiiri bulayım, hangi hikayeyi kurgulayayım, bilemedim ey halden anlar okur. 

Aklıma tek düşen, bir zamanlar –ergendim sanırım- (kuru) fasulye türküsü ile muhalefetin pek eğlenceli bir ortam yaratmış olması. Muhtemelen 70’li yıllardı, Başbakan’ın Süleyman Demirel olduğu.

“Bu fasulye 7.5 lira/hem kaynasın, hem oynasın

Yandan Sülüman yandan, severim seni candan”

70’li yıllarda ‘Ah Müjgan Ah’ filminin başında Sadri Alışık’ın (*) muhteşem sesiyle söylediği versiyondan apartılmış bu ölüyü oynatacak türden türkünün, yakın zamanlarda yeniden kıymete binmesi de Eyvah Eyvah’la olmuştu, hatırlayacaksınız. Rol icabı Ata Demirer’in besteleyip Demet Akbağ’ın okuduğu bu oynak türküyle, oturduğumuz yerde epey  omuz oynatıp tempo tutmuştuk filmi izlerken bile.

Türkü gitti geldi kıymete bindi, Allahın Ayşe kadın fasulyesi durdu durdu vurdu, kendini dolar/euro sandı, etle yarışır oldu ama bizim muhalefetten hala ses yok. Varsa yoksa önlerine atılmış Ayasofya yemini yemek. Halbuki patlat bir fasulye şarkısı, uyarla günümüze, bak neler oluyor? Ben yapmam elbet, ‘Silivri’nin yolları taştan/sen çıkardın beni baştan’ dedirtmem. Madem muhalefetsin, madem ceylan derisi koltuklarda oturup maaşları alan, özel sağlık hizmetlerinden (ve bi dolu ayrıcalıktan) yararlanan sensin; ‘nimet’sin madem, sen söyle, sen çal, oynamak da bize kalsın, yok öyle yağma.

*

Kuru fasulyeli/pilavlı söylemli siyasetçiler, ‘asgari ücretle kaç tencere fasulye pişer’ döşeli manşetler çok gerilerde kaldı.

 Hiç değişmeyen, giderek artan, daha fazla kesimi/genci  içine çeken, hep bize düşense yine yoksulluk oldu.  Aslında içimi yakan, kahreden, her geçen gün daha fazla çaresiz hissettiren. Şakaya vurarak, gülmeye çalışarak, kendimce kendimi eğlendirmeye çalıştığım yoksulluk…

Pazara girip 200 lirayla çıktığımda iktidarın/muhalefetin kulaklarını çın çın çınlatmak ne fayda? Fasulyenin haziran ayında 20 lira olması ne demek? Bamyanın, börülcenin ondan kalır yanı olmaması. Patlıcanın, biberin, kabağın 5, barbunya fasulyenin 8, salatalığın 4, 1 tane marulun 4 lira olması?

Bir kilo erik, bir kilo kiraz, bir kilo kayısıya toplamda 30 lirayı kaç kişi verebilir? Ortalaması olan, biraz daha iyice çeşidine gittiğinizde üzerine en az 10-15 lira daha eklenilen bu rakamlar vatandaşın gündemiyken, siyasetçilerin niye gündemi olmuyor, olamıyor? Aylık maaşları 25 bin liranın üzerinde olduğu için mi? Çarşıya pazara hiç çıkmadıkları için mi? Vatandaşın tenceresinde klişe laflarıyla ‘aş değil dert kaynarken’, onların tenceresinde ‘çene suyu çorba’ kaynadığı için mi, neden?

Eti, sütü, yoğurdu, yumurtayı saymıyorum bile, ottan bahsediyorum ottan; parmağını soksan tutan bereketli topraklardan  fışkıran sebzeden, meyveden…

Alışveriş ettiğim mandranın sahibinin ‘peynir satılmıyor. Benim asıl işim, kazancım peynir ama millet almıyor, alamıyor. Bir kalıp peynir 35 lira, nasıl alsın’ dediğini ben duyuyorum da muhalefet niye duymuyor?

Pandemiyle yaraları cılk olmuş küçük esnafın çığlığı benim kulaklarımdan gitmiyor da size nasıl ulaşmıyor? Duysanız bile niye içinizde hissetmiyorsunuz, iktidarın ‘oynayın’ diye önünüze attığı gündemlerle gün ediyorsunuz?

Pandeminin P’si yokken, 2020’nin başında bir araştırma yayınlanmıştı. Alışverişi ucuza getirmek için son 1 yılda market market dolaşanların oranının yüzde 72’den yüzde 87’ye çıktığını, tüketicilerin yüzde 74'ünün alışverişlerinde ulusal markalı ürünlerin fiyatlarını “private label” (PL) diye bilinen market markalı ürünlerle karşılaştırdığını, bu ürünlerin satış hacminin 60 milyar liraya ulaştığını ben okuyorsam sizin bilmeme ihtimaliniz var mı?

Türkiye’de yoksulluk, (bütün sınıflı toplumlarda olduğu gibi) ‘çok eski bir mesele’ olmakla birlikte… Dokunmanın, sarılmanın, omuz omuza yürümenin, dayanışmanın, itiraz etmenin, tepkiyi dile getirmenin, öfkeye ses vermenin neredeyse tümden yasak olmasıyla ortaya çıkan kimsesizliğin, güvencesizliğin, aç açık bir başına bırakılmak ve dışlanmanın en az yoksulluk kadar öldürücü olduğunu ben taa içimde hissediyorsam, siz nasıl hissedemezsiniz? Niye hissedemeyesiniz?

Lafı daha uzatmadan söyleyeyim, benden mizah yazarı olmaz.

 ‘Armudun sapı, üzümün çöpü’ deyip biraraya gelemeyen, herbirinin ‘kırmızı çizgisi’ kendine olan, bu ülkede yoksulluğu bitirme kararlılığı ile ‘ortak amaç’ta ‘insanca yaşam’da  birleşemeyenlerden de muhalefet olmaz!

Umalım da ‘alt sınıfın laneti’ kapılarınızı çalmadan anlarsınız bunu...

Özdemir Asaf’ın dediği gibi;

“Öbür tarafın cennetini bilmem.Tek bildiğim bu tarafın bir cehennemi var.”

* * *

(*)70’lerde ‘Ah Müjgan Ah’ filminde Sadri Alışık’ın seslendirdiği, muhalefetin ‘Halimem’i ‘Sülüman’ yaptığı ‘bu fasulye 7.5 lira’ şarkısının sözleri:

oy domates yedi buçuk lira

oy fasulye yedi buçuk lira

hem kaynasın, hem oynasın

hem kaynasın, hem oynasın

hadi kızım yandaan yandan

severim seni candan

aman kızım yandan

severim seni candan

bu fasulye yedi buçuk lira

hem yağlıdır hem pahalıdır

yandan halimem yandan, seviyom seni candan

seviyosan candan, boşan gel kocandan

akşam oldu param gelmedi

çocuklar evde yorganları yedi

yandan halimem yandan, seviyom seni candan

seviyosan candan, boşan gel kocandan

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
RÖPORTAJLAR
ÇOK OKUNANLAR
FACEBOOK'TA GERÇEK İZMİR
TWITTER'DA GERÇEK İZMİR
YAZARLAR
Fikret İlkiz
Sansür düzeninde yurttaşların yargılanması
Sercan Avcı
27. dönemin sonuna doğru İzmir vekilleri!
İlker Ağın
Manda mı?
Dr. Tuncay Filiz
Hipertansiyon
Seray Akın
Sürdürülebilirlik
Gönül Soyoğul
Medya, cambazlık mı?
ÇOK YORUMLANANLAR
Gerçek İzmir
KünyeKünye Ä°letiÅŸimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri