POLİTİKA YEREL YÖNETİMLER GÜNCEL SPOR KÜLTÜR-SANAT DÜNYADAN EKONOMİ TÜMÜ
'15 Temmuz tüm Türkiye'nin zaferidir'
'15 Temmuz tüm Türkiye'nin zaferidir'
Vatandaşlar 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne akın etti
Vatandaşlar 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne akın etti
Dünya Kupası'nda nefes kesen final: Şampiyon...
Dünya Kupası'nda nefes kesen final: Şampiyon...
MİT FETÖ'nün kritik ismini Türkiye'ye getirdi
MİT FETÖ'nün kritik ismini Türkiye'ye getirdi
Emin Akçaoğlu
Döngüsel ekonomi ve çevre: İki kere kâr!
29 Ocak 2018 Pazartesi

Bu yazı fotoğraflı olsun istedim ve yazının içine aşağıdaki üç fotoğrafı da ekledim. Çünkü bazen bir fotoğraf karesi sayfalarca yazının anlatamadığını anlatabiliyor. 

İlk iki fotoğraf Almanya’nın güneyindeki küçük bir kentten, Würzburg’dan. 

Würzburg’un nüfusu 130 bin. Sıradan küçük bir Alman kenti ve tabii tertemiz, pırıl pırıl. İçinden Main nehri geçiyor. Main’ın kıyıları da tertemiz. Kentin eski taş köprüsü (Alte Mainbrücke) sadece yayaların ve bisikletlilerin kullanımına açık. Bu köprü özellikle de hava iyi olduğunda bir buluşma yeri. İnsanlar gelip köprü üzerinde sohbet ediyor, günün yorgunluğunu atıyor, kent kültürünün bir parçası olarak şarap içiyor. Manzarayı seyrediyor, gelip geçen nehir gemilerine bakıyor, şarkı söyleyip gitar çalıyor. Bu tür mekânları irili ufaklı yüzlerce Avrupa kentinde görmek mümkün.



Üçüncü fotoğraf ise İzmir Mavişehir’den. 

Mavişehir’de deniz kıyısı da bir buluşma yeri. Burada da kimileri müzik yapıyor. Kimisi birasını, rakısını, çayını yudumluyor. Spor yapanlar, yürüyüşe çıkanlar, ailesiyle piknik yapanlar, bisiklete binenler… Körfezin güzelliği muhteşem… Doğa harikası… Biraz ötede kuş cenneti… Burada olabilmek çok büyük ayrıcalık… Ama… Ya denizin kıyısı? Ya denizin dibi?

Üçüncü fotoğraf, kıyıdan bakıldığında deniz altında neler görebileceğinize dair çarpıcı bir fikir veriyor. Neler görmüyorsunuz ki kıyıda ya da deniz dibinde. Bir yanda muhteşem bir güzellik; yosunlar, balıklar, başka deniz canlıları. Ama öte yandan; şişeler, teneke kutular, naylon poşetler… Kıyının hâlini hiç anlatmaya bile gerek yok! 

Düşününce şaşırtıcı olan sadece kirlilik, bilinçsizlik, düşüncesizlik, sonraki kuşaklara ihanet de değil. Bir şey daha var: Umursamazca fırlatılıp atılan şişelerin, kutuların, hatta naylon torbaların aslında parasal değeri de var. Yani kirlilik ve israf yan yana…

Bu görüntü ne Mavişehir’e ne de İzmir’e özgü. Maalesef ülkemizin hemen hemen her yanı aynı durumda ve gidişat daha da kötüye işaret ediyor. Bu durumun gerisinde bir “kültür” sorunu var. 

Dolayısıyla konumuz netleşmeye başlıyor: Çevre kirliliği ve “döngüsel ekonomi”. Çevre kirliliği üçüncü fotoğrafta biraz olsun görünüyor.

Döngüsel ekonomi kavramı ise son zamanlarda sıkça duyulmaya başlansa da bu konudan toplumun yeterince haberdar olduğu söylenemez. 

Döngüsel ekonomi modeli, doğrusal ekonomi modelinin tersi. Doğrusal ekonomide her şey sıfırdan üretiliyor; kullanılıyor ve kalanı çöp oluyor. Oysa döngüsel ekonomi modelinde geri dönüşüm esas ve bir uçta başlayıp diğer uçta biten bir üretim-tüketim kurgusu yerine kendi kendini besleyen; olabildiğince az “çöp” yaratan bir sistem var. Hatta uzun vadede hedef “çöp üretmeyen tüketim”.

Kısacası, döngüsel ekonomide amaç tüketimden arta kalan maddeleri geri dönüşüme sokarak ekonomiye yeniden kazandırılmalarını sağlamak. Geri dönüşüm kavramı yıllardır, Türkiye dâhil pek çok ülkenin gündeminde. İzmir’de de geri dönüşüm işinde çalışan firmalar bile var. Sokaklarda kâğıt, cam ve plastik şişe toplayanlar bile kendilerini “geri dönüşüm işçisi” diye tanıtmayı tercih ediyor. 

Oysa “döngüsel ekonomi” kavramı artık sıradanlaşmış “geri dönüşüm” kavramından daha öte bir aşamaya işaret ediyor. Bu kavramın gerisinde “bir yaşam felsefesi” var “bir kültür” var. 

Zaten döngüsel ekonomiyi, toplumun bu alandaki bilinç düzeyini yükseltip, yaygın kültürünün bir parçası hâline getirmedikçe benimsemeniz ve başarılı kılmanız imkânsız.

Almanya döngüsel ekonominin dünyadaki öncülerinden. Ülkedeki çevre bilinci zaten onlarca yıldır çok yüksek. Son yirmi yıldır da tüm ekonomik sistem döngüsel ekonominin gereklerine göre tasarlanmış durumda. 

Almanya doğal kaynakları zengin bir ülke değil. Özellikle makine, petrokimya ve ilişkili sektörlerde devasa bir hammadde ithalatçısı. Döngüsel ekonomi uygulamasındaki başarısıyla hammadde ihracatını zaman içinde aşağıya çekmeyi başarmış. İleride daha da büyük mesafe almayı hedefliyor. 

Bir yanda dışa daha az bağımlı ve kullandığını sürekli yeniden üretime sokabilen bir Alman sanayii; diğer yanda tertemiz Alman kentleri, kırları, nehir kenarları var.

Alman turizm sektörü de bizimkinden çok daha fazlasını kazanıyor. Görünen o ki bizde toplumun geneli çevre temizmiş, kirliymiş dert etmiyor belli ki. Fakat turizm endüstrisi için bu konu hayati.

Bakın çevre kirliği, sürdürülebilirlik, doğanın muhafazası, sahi olunan çevrenin gelecek nesillere aktarılması gibi çok önemli konulara değinmedim bile.

Başta da söylediğim gibi uzun uzun anlatmaya ne gerek var? Fotoğraflar yetiyor. Görüntüler anlatıyor ve hem de benden daha iyi.

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 12 yorum var, 10 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Cüneyt Şahinöz 31 Ocak 2018 Çarşamba 16:41

Arkadaşım gerçekten önemli bir konu fakat; Yazının sonunda uzun uzun anlatmaya ne gerek var? diyorsun ya işte maalesef üzülerek daha çok uzun uzun anlatmaya...

Yorumu oyla      0      0  
Emre SÜĞÜN 30 Ocak 2018 Salı 18:51

AYDINLIĞIN temsilcisi olan İZMİR’ imizin KARANLIK yüzü. Bu yazının hepimizde farkındalık uyandırıp herkesin üstüne düşeni yapması dileğiyle.

Yorumu oyla      0      0  
Nail Karaadak 30 Ocak 2018 Salı 11:34

Emin,Türkiye’nin kanayan yarası çevre ve çöp sorununu dile getiren makaleni okudum.Durumu bütün çıplaklığıyla ortaya koymuşsunuz.Çözüm eğitim kültür ve zihniyetle ilgili olduğundan kısa vadede sonuca ulaşmak biraz zor.Her şeye rağmen Türkiye olarak çevre ve çöp sorunununa çözüm bulmak zorundayız...

Yorumu oyla      0      0  
Aytekin 29 Ocak 2018 Pazartesi 21:11

Akıcı anlatımınla belirttiğin kültür sorunumuz için eline sağlık Eminciğim.Fotoğrafların durumu güzel özetliyor.

Yorumu oyla      0      0  
Feza GÜLŞEN 29 Ocak 2018 Pazartesi 15:57

"Çöp üretmeyen tüketim" gerçekten çok güzel bir ifade olmuş. Ülkemiz doğal harikalara sahip olmakla birlikte çok zengin bir kültüre de sahip. Bahsettiğiniz gibi bu bir yaşam felsefesi, bir kültür meselesi artık. Halkımızın bu konuda daha çok dikkati çekilmeli. Gerek herkesin hayatının artık ne yazık ki vazgeçilmez bir parçası olan sosyal medyada gerek doğal çevrede birebir göze çarpılmalı. Yazınız bu konuda çok güzel anlamlı mesajlar veriyor, elinize yüreğinize sağlık hocam.

Yorumu oyla      0      0  
Ece Vişo 29 Ocak 2018 Pazartesi 15:36

Hocam çok güzel bir konuya değinmişsiniz. Ellerinize, kaleminize sağlık. Sevgiler.

Yorumu oyla      0      0  
Feramuz Guleryuz 29 Ocak 2018 Pazartesi 14:56

Çok önemli bir konu, güzel bir anlatım.

Yorumu oyla      0      0  
Sener Kırnapcı 29 Ocak 2018 Pazartesi 13:07

Emin çevre duyarlılığın için çok teşekkür ederim,benimde katkım olsun diye sana bilgi vermek isterim.Bildiğin gibi Almanya da geri dönüşümde depozito uygulaması var bu sayede cam,plastik ,teneke kutular tekrar piyasaya kazandırılıyor,Türkiyenin en kısa zamanda bu sisteme geçmesi gerekmektedir,

Yorumu oyla      0      0  
Berrin Tuncel Birer 29 Ocak 2018 Pazartesi 12:11

Hocam hayırlı olsun. Ellerinize sağlık. Harika bir yazı

Yorumu oyla      0      0  
Emin ciğim 29 Ocak 2018 Pazartesi 10:35

Yazını beğendim.

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ÇOK OKUNANLAR
FACEBOOK'TA GERÇEK İZMİR
TWITTER'DA GERÇEK İZMİR
YAZARLAR
Sercan Avcı
Kocaoğlu'nun ikinci mesajının şifreleri!
Yiğit İmirdoğan
11 İstanbullu
Emin Akçaoğlu
Barselona ve İzmir-2: Güven değer yaratır mı?
ÇOK YORUMLANANLAR
Gerçek İzmir
KünyeKünye Ä°letiÅŸimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri