POLİTİKA YEREL YÖNETİMLER GÜNCEL SPOR KÜLTÜR-SANAT DÜNYADAN EKONOMİ TÜMÜ
Kavala için 'tutukluluğuna devam' kararı
Kavala için 'tutukluluğuna devam' kararı
4 partiden Doğu Akdeniz için ortak bildiri
4 partiden Doğu Akdeniz için ortak bildiri
Sözcü Kalın'dan Bolton'la kritik görüşme
Sözcü Kalın'dan Bolton'la kritik görüşme
CHP'den ABD'nin F-35 kararına ilişkin açıklama
CHP'den ABD'nin F-35 kararına ilişkin açıklama
Gönül Soyoğul
Goebbels’i dinliyorum gözlerim kapalı…
8 Temmuz 2019 Pazartesi

Hep böyle oluyor İzmir’de. Her zaman. Baharı yaşayamadan doyasıya, yaz fırlıyor yerinden, düşüyor önümüze paldır küldür.

Gündem hep ağır yaralı ülkemde, bir de mevsim yazsa, herşey daha da üstüne geliyor.

Yemeğin ağırından, dizinin melodramından, giysinin terleteninden, ayakkabının kapalısından kaç kaçabildiğin kadar…

Hafifle diyor sanki Haziran ama ille de Temmuz, Ağustos. Serin limonatalar iç, dilin dondurmadan üşüsün, salata sularına bandır illa da yiyeceksen, şamandıra yap ekmeğini. Soğan yahni de neymiş fasulyenin tazesi, bamyanın koruklusu, dolmanın dolaptan çıkmışı, yanında da naneli cacığı varken…

Püfür püfür kitaplar/dergiler/yazılar oku. İlla ki yazacaksan, serin yaz, okurken soğuklasın okur, bir de mümkünse gülümsesin hatta…  Tamam, Şeyma’nın kitabını da örnek alma zinhar ama… Bari terletme.

Ne demiş Goebbels (1), "Gazeteciler bizim için piyanonun tuşları gibidir. Biz hangi sesi duymak istersek, o tuşa basarız." İşte bu! Kimsenin tuşlarına basmasına izin verme, kendin çal kendin söyle sen. Do’yu unut, ona kışın ayazda/karda kışta basarsın, sen mi’yi bul, si’yi çağır hatta en iyisi yazısı çıkar. Gazeteciler mi? Boşver SETA’yı META’yı, “Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları” raporunu, andıcını, fişlemeyi. (2)

Yeni andıçmış… Kimi zaman üniforma giydiler, kimi zaman sivil kıyafetler, andıç hazırlamaktan, gazeteciler fişlemekten, tehdit etmekten vazgeçmediler ki. Kışın yazarsın, nasıl olsa yeni bir andıç daha çıkar, o zaman dersin ‘Bizler de gazetecilik yapmaktan, gerçekleri yazmaktan vazgeçmeyeceğiz’ diye. Şimdi yaz. Sıcak, hem de çok sıcak. Kim okuyacak andıç, fiş, gözdağı, hedef yapılan gazetecileri. Gazetecilik aslında bir tür muhaliflik. Muhalefet olsun diye muhalefet yapılmaz ama gazeteciliği gazetecilik gibi yaptığınız zaman da buradan muhalefet çıkıyor, o da yerelinde/genelinde muktedirde ‘pişik’ yapıyor.

Yapma. Muktedire acımasan da canım okura acı. Bu ülke ne andıçlar ne fişlemeler gördü. Bu dönemde işini yapıp fişlenmeyen mi kaldı?

Ha illa gazetecilik yazacağım dersen, tutturursan…

O zaman zihnin koleksiyonlarına dön. Oradaki değerli anılarını hatırla, hatırlat. Tatlı tatlı gazetecilik yaptığın, haber kovaladığın,manşet olsun diye yırtındığın günlerden serin anılarda sörf yap. Geçmişi çağır. Hem sen serinle, hem sıcaktan baygınlık geçirmiş okuru ayılt.

Ne diyordu Alejandro Zambra ‘Eve Dönmenin Yolları’nda, "Hafızaya yazılanlar başı sonu belli olmayan o tuhaf küçük parçalardır." Sen o parçaları topla, hikayen olsun. Ama önce Eve Dönmenin Yolları’ndan bir tadımlık bırak buraya, okura yolluk olsun.

“Bu sabah Intercomunal Parkı'ndaki banklardan birinde kitap okuyan bir kadın gördüm. Yüzünü görmek için karşısına oturdum ama imkânsızdı. Kitap, bakışını içine çekiyordu, bazı anlarda onun da durumun farkında olduğunu düşündüm. Kitabı bu şekilde -dirsekleri hayali bir masaya dayanmış, her iki eliyle birden tam göz hizasında- tutarak saklanıyordu.

Beyaz alnımı ve sarımtırak saçlarını gördüm ama gözlerini hiç göremedim. Kitap peçesi, nadide maskesiydi.

Uzun parmakları kitabı tıpkı ince ve sağlıklı dallar gibi tutuyordu. Bir an ona o kadar yaklaştım ki, biraz önce yenmiş gibi duran bakımsız tırnaklarını bile gördüm.

Varlığımı hissettiğine eminim ama kitabını indirmedi. Gözlerini birinin gözlerine dikmişçesine kitabı tutmaya devam etti.

Okumak yüzünü kapamaktır, diye düşündüm.

Okumak yüzünü kapamaktır. Yazmaksa yüzünü göstermek.”

Bir zamanlar, işi/gücü gazetecilik olan, gazeteci bir patronun vardı senin, hani iki kez röportaj yapıp sonrasında okumalara doyamadığın, dönüp dönüp baktığın… Şimdilerde Çeşme’de yazlıktadır o.. Hem püfür püfür bir selam göndermiş ol buradan Dinç Bilgin’e, hem de okura söz verdin, gülümset.  Gazetecilik üzerine konuşurken hani tatlı tatlı güldüğünüz, gülmek ne kelime kahkahalar attığınız bir bölüm vardı ya, onu bırak buraya. Andıçlanan, fişlenen gazeteciler yazacak yazılı basın, konuşacak/ sesini duyuracak televizyon kanalı bulamıyorlar; fişsizler, iktidarın muteber gazetecileri dolduruyorlar ya programlardaki koltukları.Sonra mesela İmamoğlu’nun karşısında morarıp alaca patlıcan gibi öylece kalakalıyorlar ya.  Onlara da bir gönderme olsun hem, anımsat. 

Demişti ki bir sorum üzerine Dinç Bilgin:

“Şimdi Türk basınına bakıyorum, Türk basınının başındakilere bakıyorum. Dehşet verici bir durum var. Mesela, eskiden Haldun Simavi işte. O zamanlar genel yayın müdürlerini televizyonlara davet ederlermiş, onlar da korkuyla patronlarından izin istemeye giderlermiş, “Yavrum, şimdi çıkacaksın, ne kadar sersem bir adam olduğunu bu kadar adam öğrenecek. Otur oturduğun yerde” dermiş. (kahkahalar) Televizyon da çok fena yaptı onları, onu söylemeye çalışıyorum. Görüyorum bazen, Haldun Bey’e hak veriyorum o zaman. (kahkahalar) Bu kadar da sert söylemesi gerekmiyordu ama… “

Görüyorsa ‘sersem’ dediklerinden özür dilemiştir herhalde. Bugünkü mebzul miktar serseme bakıp ‘ben nasıl bir haksızlık yapmışım, sersemlerin ağababaları/hanım ağaları varken?” demiştir, diyordur herhalde..  Her ne kadar mesleğin boğazımıza kadar boka batacağını öngöremese de… Ömrü uzun olsun yine de...

                                                                                      ***

(1) Joseph Goebbels: 1897 1945 yıllarında Nazi Almanya'sında Propaganda Bakanlığı yapmış bir şahsiyettir. Hitler'in en sadık dostu olması ile de tanıdır. Yüzyılın en iyi reklam ve propaganda uzmanı olduğu pek çok kişi tarafından kabul edilmektedir.

(2 )Merkezi Ankara’da bulunan ve kendisini kar amacı gütmeyen düşünce kuruluşu olarak tanıtan SETA Vakfı, “Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları” başlıklı bir rapor yayınladı.(6 Temmuz)

İsmail Çağlar, Kevser Hülya Akdemir ve Seca Toker imzalı 196 sayfalık raporda, BBC Türkçe, DW Türkçe, Amerika’nın Sesi, Sputnik Türkiye, Euronews Türkçe, Independent Türkiye ve CRI Türk (Çin Uluslararası Radyosu) çalışanlarının tamamının özgeçmişleri, sosyal medya etkileşimleri ve daha önce çalıştıkları kurumlar listelendi.

Dış basını inceleme iddiasıyla hazırlanan raporda, adı geçen kurumlar “algı çalışması yürütmekle” suçlandı. Raporda, gazetecilerin Twitter hesaplarından retweet yaptıkları paylaşımlara da yer verilirken BirGün, T24, bianet, Evrensel, Cumhuriyet, Diken, DW Türkçe ve Sınır Tanımayan Gazeteciler “hükümet karşıtı söylemleriyle ön plana çıkan mecraların haberlerine yer veren kuruluşlar” şeklinde nitelendirildi.

Raporun son bölümünde ise medya kuruluşlarına “haber diline siyasi kimliğin yansımaması için” çalışanların denetlenmesi önerisi yapıldı. Yanı sıra “yayın yapan yabancı medya kuruluşlarının güvenilirliği ve tarafsızlığı” açısından medya kuruluşlarını denetleyen kurul oluşturulması istendi. Akademik araştırma niteliğinden uzak SETA’nın bu raporu çok sayıda gazetecinin tepkisini çekti ve ‘fişleme’ yorumlarında bulunmasına neden oldu. Basın örgütleri, söz konusu raporla ilgili olarak suç duyurusunda bulundular.

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 3 yorum var, 3 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Övgün Ahmet Ercan 8 Temmuz 2019 Pazartesi 19:55

Bu iğneleyici ya sıcağındaki serin yazı için eline sağlık Gönülcüğüm

Yorumu oyla      0      0  
Gürsan 8 Temmuz 2019 Pazartesi 15:33

Taraflı medya gü olur sap döner keser döner...

Yorumu oyla      0      0  
Şerif Özsakarya 8 Temmuz 2019 Pazartesi 13:51

Tekrar hoşgeldiniz, bir solukta okudum, emeğinize sağlık. İki gün boyunca raporu okudum, bence korkunç, adeta fişlemeden öte infaz listesi hazırlamışlar. Adrese teslim sipariş rapor yazılmış, utanmazca, arsızca gammazlıyorlar.

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
ÇOK OKUNANLAR
FACEBOOK'TA GERÇEK İZMİR
TWITTER'DA GERÇEK İZMİR
YAZARLAR
Gönül Soyoğul
Ne çok ‘keşke’si var bu kentin, ah!
İlker Ağın
Yenilenme şart
Sercan Avcı
CHP İzmir’de parti içi yarışı bekleyenler...
ÇOK YORUMLANANLAR
Gerçek İzmir
KünyeKünye Ä°letiÅŸimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri