POLİTİKA YEREL YÖNETİMLER GÜNCEL SPOR KÜLTÜR-SANAT DÜNYADAN EKONOMİ TÜMÜ
Ölü bulunan İngiliz istihbaratçının eşi konuştu!
Ölü bulunan İngiliz istihbaratçının eşi konuştu!
Kılıçdaroğlu'dan Tank Palet Fabrikası eleştirisi
Kılıçdaroğlu'dan Tank Palet Fabrikası eleştirisi
Beyoğlu'nda kadın turiste demir çubuklu saldırı
Beyoğlu'nda kadın turiste demir çubuklu saldırı
Erdoğan'dan ABD ziyareti öncesi kritik mesajlar!
Erdoğan'dan ABD ziyareti öncesi kritik mesajlar!
Gönül Soyoğul
“İzmir’den sıkılınca, Kemeraltı’na giderim” diyenlerden misiniz?
23 Ekim 2019 Çarşamba

Kemeraltı ile ilgili birbiri ardına yapacağım röportajlara kalkışmadan önce kendimi, kendimle sohbet ederken buldum. Ki hiç şaşırtıcı değil benim için; şahsımla, sık sık içten konuşmalar yaparız pek çok konuda. Düşünceleri, kendime sorduğum soruları, yanıtlarını yazıya dökebilen bir icadın ne kadar işime yarayacağı (ya da başıma ne dertler açacağı) hayaliyle birlikte…

‘Kemeraltı benim için ne ifade ediyor’ hayati sorusuyla başladım bu kez kendimle röportaja. Geniş zamanlı bir soruyla. Yüzümdeki gülümsemeyle birlikte aklıma ilk gelen cevap, İzmir dışında yaşayanların dillerine pelesenk olmuş ‘Türkiye’den sıkılınca İzmir’e giderim’ sözünün versiyonu oldu:

 ‘İzmir’den sıkılınca, Kemeraltı’na giderim…’

Orada çocukluğumu arar bulurum çünkü...

Bazen bir çift ayakkabı olur bu, bazen evde annemin maharetli ellerinde bayramlık elbiseye dönüşecek basma, pazen, bazen kadife…

Renkleriyle, etten duvar kalabalığıyla, kokularıyla, cıngılıyla, Alis Harikalar Diyarı’nda, Dodo’suyla…

Kim tavşan, kim korkutucu kontes, kim komik kedi, kim ejder, kim tırtıl, kim çılgın şapkacı bilmeden… Şaşarak, bakarak, gözleri büyüyerek…

Gençliğimi bulurum orada…  Konak’a ilk kez kendi başıma gidişimi… Devlet Opera ve Bale salonunda Genco Erkal’ın sesinden Nazım Hikmet şiirleriyle büyülenişimi… Şan Sineması’nda ardı ardına izlenen filmleri, pasajdaki Aydın Abi’nin kitapçı dükkanında nasıl geçtiğini anlamadan tüketilen saatleri… Basılacak bildiri için Orhan’ın matbaasına gidişleri gelişleri… Gazete ilanıyla bulduğum Kuyumcular Çarşısı’ndaki bir matbaada çalışırken kurşun harflerle dizip bastığım ilk kartviziti, her gün az kuru az pilav öğle yemeğini…

Gazeteciliğimin anılarını hatırlarım sonra. Konak’ta SHP’den çıkıp Kemeraltı turundan sonra Çankaya’daki gazete binasına varıncaya kadar ne kadar çok yere uğrayıp nasıl yorulmamış olduğumu. Beyler sokağındaki menemenciyi, Başdurak’taki  karadut şerbetinin tadını, Tahsin’in turşu suyunu… Kemal Karataş’ın işyerinde ekmek arası kokoreçle parti dedikodularına eşlik eden kahkahaları bir de… (Kokoreç ve siyaset, nasıl da yakışır birbirlerine!)

Muhabirliğin özgürlüğünden yazı işlerinin tutsaklığına geçtikten sonra öğle aralarında işi kırıp Kemeraltı’nın lezzet duraklarını keşfe çıkışımızı, sinagogları, Havra sokağını, kuş evlerini, ‘zahmetsiz’le şenlenen damaklarımızı, keşküllü dondurmayla serinleyen boğazlarımızı…

*

Ercan Kesal , ‘Nasipse Adayız’ kitabının imzasında ayak üstü yaptığım mini röportajda demişti ki, “Bütün yazılar yazarların kendi deneyimlerinden yola çıkar. Başka ne yapacak ki? Mesele bunu ustaca kendi kafanızdaki kurmaca için faydalanacağınız bir malzeme gibi, onu harekete geçirecek bir yakıt gibi düşünmeniz, kendi deneyimlerinize soğukkanlılıkla bakmanız.”

Bir köşe yazısıyla sınırlı kalacak olsaydım eğer, Helenistik dönemden beri kentin alışveriş merkezi olan, en kötü günde günde 8O bin ziyaretçi ağırlayan, İstanbul Kapalıçarşı’dan 15OO sene daha eski… Bu cıngılı, rengi, kokusu iç içe geçmiş, benim için hala Alis Harikalar Diyarı olan çarşıyı, anılarımı, içinde çokça sevinç ve hüzün barındıran geçmişimi daha da uzatırdım ama…

Kemeraltı için kendi deneyimlerime soğukkanlılıkla bakmaktan ziyade, İzmir’in belleğine, orada yaşayanlar ve karar verici konumda bulunan yöneticilerin ne dediklerine odaklanmak istedim.

Çünkü başka Kemeraltı yok!

Şaşalı geçmişiyle, binlerce yıllık tarihi barındıran labirent sokaklarıyla, paha biçilmez hanları,  hamamları, camiler, Kiliseleri, havraları, şadırvanları, sinagoglarıyla alışveriş merkezi, açık hava pazarı olmasından öte; İzmir’in hafızası, tarihi, geçmişi ve geleceği burası. Sadece kişisel anılarımızın değil, bütün bir kentin, bu kentte yaşamış insanların da ortak hafızası.

O, benim hayatıma çok katkıda bulundu, sıra şimdi bende…

Kordon’daki güzelim yalıların devlet/yerel yönetimler eliyle, kent ahalisinin/medyanın alkışlarıyla yıkılıp apartmanlardan set yapılması, eski güzel fotoğraflara bakıp iç çekilmesi gibi,  ‘ah Kemeraltı, vah Kemeraltı’ dememek için… Herkesin, bu kentte geçmişi ve geleceği olan her İzmirlinin o klasik söyleyişle elini taşın altına koyması gerektiği düşüncesiyle… En iyi bildiğim işle, gazetecilikle, konunun tüm taraflarına ‘platform’ olmayı başlatıyorum.

Kemeraltı Hayat Platformu’ndan başlayarak çarşının en eski esnafına, Esnaf Derneği temsilcilerine, 7 yıl önce yola çıkan TARKEM’e, bölgenin sorumlularından Konak Belediyesi’ne ve nihayetinde TARKEM’de yüzde 3O hissedar olan, kentin en büyük yerel yönetimi Büyükşehir Belediyesi’ne kadar uzun soluklu bir yolculuk olacak bu…

Herkesin eteğindeki taşı döktüğü, taş üstüne taş koyduğu yapıcılıkla…

Kemeraltı yolculuğu, ancak siz okursanız, katkı koyarsanız anlam kazanacak, değer bulacaktır. Siz de ‘İzmir’den sıkılınca Kemeraltı’na gidenlerdenseniz’, sizi uzun okumalar bekliyor bugünden başlayarak… Hazır mısınız?

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 1 yorum var, 1 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Eren 30 Ekim 2019 Çarşamba 13:57

Keyifli bir yolculuk olacağına kuşkum yok. Sabırsızlıkla bekliyorum Kemeraltına yıllardır sıkıldıkça giden her gidişte yeni bir şey keşfeden biri olarak.

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
RÖPORTAJLAR
ÇOK OKUNANLAR
FACEBOOK'TA GERÇEK İZMİR
TWITTER'DA GERÇEK İZMİR
YAZARLAR
Fikret İlkiz
Erişimin engellenmesi son çaredir
Gönül Soyoğul
“Şerefsizim, bir cinnet her şeyi halleder!”
Dr. Tuncay Filiz
Hassas bağırsak sendromu hassasiyet gerektirir
Sercan Avcı
Uzlaşı askıda, kutuplaşma kapıda!
Seray Akın Ürkmez
Hayal edin... Tarih kafamızın içerisinde canlanmayı bekliyor!
İlker Ağın
Ucuz mu? Sağlıklı mı? Güvenli mi?
ÇOK YORUMLANANLAR
Gerçek İzmir
KünyeKünye Ä°letiÅŸimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri