POLİTİKA YEREL YÖNETİMLER GÜNCEL SPOR KÜLTÜR-SANAT DÜNYADAN EKONOMİ TÜMÜ
Diyanet'ten 'ateş düşürücü ilaç' iddialarına açıklama
Diyanet'ten 'ateş düşürücü ilaç' iddialarına açıklama
EPDK'dan 'mücbir sebep' kararı
EPDK'dan 'mücbir sebep' kararı
Sağlık ödemelerine virüs kolaylığı
Sağlık ödemelerine virüs kolaylığı
Bakan açıkladı: 'Tanzim' maske satışı başlıyor
Bakan açıkladı: 'Tanzim' maske satışı başlıyor
Gönül Soyoğul
Onlar zaten hiç yoklar mıydı yoksa?
23 Mart 2020 Pazartesi

Saat 3. Issız, sessiz, karanlık sokağa bakıyorum bir süredir geceleri. El ayak çekilince derdim ama el ayak çoktan çekilir oldu sokaktan bir süredir, akşamın gölgesini beklemeden.

Karşımızdaki üniversite bahçesinden eve kadar ulaşan müzik sesleri kesildi. Hemen çaprazdaki orta okulun zil sesi, pencerelerden taşan çocuk kahkahaları, bahçedeki topun potaya her çarpışında yankılan sesi sustu. 23 Nisan provalarının çığlık çığlığa şiirlerini/şarkılarını, öğretmenlerin azarlarını, ergen itirazlarını duyamayacağız, belli. Bahar kaçtı, yaz belki…

Öğrenci servisleri, sürekli klakson sesiyle araç dalaşı yapan, hep birilerinin kavgasıyla yüreğimi  ağzıma getiren kalabalık da yok . Yan sokaktan taşan gürültüler, müzikler, uğultular kesildi. Köpek havlamaları bile duyulmuyor artık.  Şaşkın ve yalnız dolaşıyordu köpekler ilk günlerde. Gittiler. Mart ayını yaşadığımızı hiç unutturmayan kediler de yok günlerdir. Sabaha kadar çöpleri karıştıranlar, kimi motorize, kimi bisikletli, kimi çek çekli hurda arayıcıları da.  Koyu bir karanlık, ürküten, yüreğimi yakan bir sessizlik var sadece..

25 yıl önce yerleştiğimiz, sessizliğine, camdan bakınca gökyüzüyle yeşili birarada sunuşuna, kuş cıvıltılarına, perdeleri hiç kapatmayacak oluşumuza vurulup aldığımız evin/bizi cezbeden muhitin; büyüyen Türkiye’nin nasıl büyüdüğünün küçük bir örneğini sunacağını bilmiyorduk o zamanlar.

Zamanla… Hemen yanıbaşımızdaki sokaktaki tek katlı, dört tarafı bahçeli mütevazı, öğretmen maaşlarıyla yapılmış kooperatif evlerinin yıkılıp bahçelerinin yok edilerek envai çeşit isimde kahve/çay dünyalarına… Arnavut kaldırımlarının betona… Baharda öbek öbek çiçeklerin, rengarenk güllerin, genzi yakan ıhlamur kokulularının nargile dumanlarına dönüşmesini… Sadeliğin, doğallığın güzelliğinin, vandal bir anlayışa, paraya yenilişini izledik isyanla, acıyla, öfkeyle, üzüntüyle…  Öğretmen evleri sokağından, barlar/kafeler sokağına evrilişine… Çok paraya tamah eden evsahiplerine, usulsüzlüklere göz yuman yerel yöneticilere, tahripkar/paragöz işletmecilere ve dahasına tanıklık ederek yıllar yılı.

O kontrolsüz, o vahşi değişimde tek isteği evinde huzurla oturmak olan semt sakinlerinden biri olarak beni isyan ettiren her şey bitti.

Zaten uzun süredir müşterileri azalmış olan, kimi kapanmış, kimi yeniden açılmak üzere tadilata girmiş olan kahvaltı mekanlarının, kahve dünyalarının/deryalarının/çayhanelerin hiçbiri yok artık. O dünyalarda çalışan garsonlar, temizlikçiler, sürekli gelip giden tedarik araçları, havalı arabaları park eden yoksul valeler, kaldırıma serdiği takıları satmaya çalışan genç kızlar/erkekler, köşedeki midyeci, baloncu abla, kışın kestane, baharda çağla/erik, yazın buzlu badem satan delikanlı, siparişleri yetiştirmeye çalışan motosikletli kuryeler… Hepsi gitti. Yok.  Kimi mekanların korumaları vardı, kimilerinin çığırtkanları. Ne koruyacak mekanları kaldı, ne içeriye çağıracakları insanlar.

‘Evinde kal Türkiye’nin sigortasız insanlarıydılar onlar. Günlük, haftalık yevmiyelerle, çoğu aldıkları bahşişlerle karınları doyan, park ettiği araba, sattığı balon, közlediği kestane ile geçinenleriydi. Nerdeler?

Öğrenci ekonomisiyle bakkalını döndüren çılgın Halide, saç kesip sakal traşıyla evine, 2 çocuğuna bakan hep gülen Deniz, dürümcü Nevzat, fotokopi çeken zarif/çalışkan Barış, kırtasiyeci Mehmet Bey ne yapıyorlar şimdi? Evlerine üç ay yetecek kadar erzak yığmışlar mıdır? Derin dondurucularına etler, tavuklar, balıklar? Makarna, bulgur, fasulye, pirinç, nohut stoklamışlar mıdır? Ya da koliyle tuvalet kağıdı? Çocukları için şekerlemeler, çikolatalar, çerezler? Ceplerinde para var mıdır? Varsa, kaç günlüktür? Kaç sofra kurar? Kaç elektrik faturası öder?

“Sokağa çıkarlarsa virüs, evde kalırlarsa açlık” arasında seçim yapmak zorunda bırakılan, ‘aynı gemideyiz’ teranesinin çoktandır su basmış kamaralarında zaten tepeden tırnağa ıslanmış olan bu insanlar nerede? Ne yer ne içerler, ev kiralarını nasıl öderler, nasıl ısınırlar bilen var mı? Onlar zaten hiç yoklar mıydı yoksa?

Alt katımızda bir ay tadilat görüp daha 10 gün önce açılmış dükkanın renkli balonları duruyor hala. Kimisi yerde, sönmüş. Siftah bile yapmadan kapanmış bir dükkanın renkli umutları sallanıyor tabelasında. Sokağın en bahtsız bedevisi benim diyor sanki kederle, kahırla.

 Ihlamur kokulu mütevazılıktan çıkıp vahşi, kuralsız cangıla dönüşmüş … Şimdi ne kokusu, ne cangılı kalmış hem üzüntü, hem ürküntü veren sokağa bakarken, karşı kaldırımın kenarına saatler önce bıraktığım yemeği yiyen bir kedi görüyorum nihayet. Günlerdir birikmiş, içime akmış gözyaşlarımı bırakıyorum sonunda geceye. Kediye, kendime, kentime, ülkeme. Doya doya ağlıyorum. Umutla umutsuzluk, gerçekle yalan, iyilikle kötülük, ciddiyetle aymazlık, vicdanla acımasızlık, bir felaketi kanıksamakla başkaldırmak arasında duran seçimlerle…  ‘Ben’ değil ‘biz’ demeyi öğrenmiş herkes adına, kana kana.

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 13 yorum var, 10 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Samiye Nur Kömürcuoglu 25 Mart 2020 Çarşamba 07:42

Şahane bir paylaşım, teşekkürler, Bütün hislerimize tercüman olmuşsunuz Maalesef bu ülke her anlamda cehalete ve vandalliğa yenik düşmüştür.

Yorumu oyla      0      0  
Ülkü Demir. 24 Mart 2020 Salı 11:54

Gerçekler,duygular ,düşünceler paylaşıyorum.??

Yorumu oyla      0      0  
Nazan Sıdalı 24 Mart 2020 Salı 10:58

Acı gerçekler,bu kadar güzelmi dile getirilir? Tebrikler Gönül hanım isminiz gibi gönlünüzce bir yaşam diliyorum selam olsun gönlünüze ve size....

Yorumu oyla      0      0  
Özhan Dölen 24 Mart 2020 Salı 10:12

Her şeyi olduğu gibi kabul edelim, abartmayalım, haddimizi bilerek yaşamaya çalışalım, sadece resmi beyanatlara kulak verelim... Hayat güzel, can güzel, yaşamak istiyorum...

Yorumu oyla      0      0  
Nadir Sevinç 24 Mart 2020 Salı 02:37

Eline aklına yüreğine sağlık teşekkürler...

Yorumu oyla      0      0  
Birgül koparan 23 Mart 2020 Pazartesi 20:49

Haklısınız yerden göye hep haksızlığa uğrayan biri olarak ve hep kötülerle karşılaşan biri olarak allah dedim ve onun adaletine sığınırım lakin yerden ğöğe kadar doğru sözler ve katılıyorum

Yorumu oyla      0      0  
AT GUNES 23 Mart 2020 Pazartesi 18:41

Harika bir makale; herşeyi yerli yerinde bir yapıt..

Yorumu oyla      0      0  
Nadir 23 Mart 2020 Pazartesi 15:28

Gönül hanım,öncelikle yüreğinize ve kaleminize sağlık.Bu ülkenin insanlarını dayanışma içinde olacağımız şu günlerde ayrıştırmaya devam edenler var.

Yorumu oyla      0      0  
İnci Mutluer 23 Mart 2020 Pazartesi 14:56

Biz olmayı öğrenemiyen bir toplumda corona belki biz''i hatırlatır, şerden gelen hayır olur, kaleminize sağlık.

Yorumu oyla      0      0  
Gürsan ercan 23 Mart 2020 Pazartesi 11:35

Canım benim, görüşlerimizi, duygularımızı,kanayan yaralarımızı, bozulan düzenleri, ken ellerimiz ve hırslarımızda talan ettiğimiz çevreyi , dünyayı Ne güzel dile getirmişsin. Kalemine sağlık.

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
RÖPORTAJLAR
ÇOK OKUNANLAR
FACEBOOK'TA GERÇEK İZMİR
TWITTER'DA GERÇEK İZMİR
YAZARLAR
Fikret İlkiz
Karantina günlerinde iletişim
Taha Okan
'Eczacı Hanım’ın çantası!
Gönül Soyoğul
Onlar zaten hiç yoklar mıydı yoksa?
Dr. Tuncay Filiz
Prebiotik demek pırasa ve enginar demektir
İlker Ağın
Yine unuttunuz!
Sercan Avcı
AK Parti'de CHP'li başkana 'oh' dedirten karar!
Seray Akın Ürkmez
İnsanın son mülkü
ÇOK YORUMLANANLAR
Gerçek İzmir
KünyeKünye Ä°letiÅŸimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri