POLİTİKA YEREL YÖNETİMLER GÜNCEL SPOR KÜLTÜR-SANAT DÜNYADAN EKONOMİ TÜMÜ
Pandemi geçecek, deprem tehlikesi geçmeyecek
Pandemi geçecek, deprem tehlikesi geçmeyecek
Bakan Akar'dan celp açıklaması: 100 bin test yapıldı
Bakan Akar'dan celp açıklaması: 100 bin test yapıldı
75 ilde bulunan gündüz bakım merkezleri açılıyor
75 ilde bulunan gündüz bakım merkezleri açılıyor
Erzincan'da yolcu otobüsü devrildi: 19 yaralı
Erzincan'da yolcu otobüsü devrildi: 19 yaralı
İlker Ağın
TMMOB ve barolar …
10 Mayıs 2020 Pazar

“Anayasa Madde 135:

H. Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları

Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzel kişilikleridir.”

Bir kez daha altını çizelim, A-na-ya-sa… Anayasamızın bu maddesinde yazılanları dikkatle okuyalım. Öncelikle TMMOB ( Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği ), Türk Tabipler Birliği,  Türkiye Barolar Birliği gibi Anayasada tanımlanmış ve çalışma esasları yasalarla belirlenmiş bu meslek kuruluşları bir STK ( Sivil Toplum Kurumu ) değil birer kamu tüzel kişiliğidir. Kamusal görevi olan özerk kurumlardır.

Yeri gelmişken belirtmek gerekir ki bu kurumlar, kuruluş ve işleyiş süreçleri itibariyle 70-80 ve daha da gerilere giden yıllara dayalı bir mesleki ve toplumsal deneyimi, hafızayı ve geleneği temsil eder.

Anayasamızın ilgili maddesinde satır aralarına bakalım. Ne diyor: …meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere…

Başka ne diyor:  …kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunla gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen…

Bu meslek kuruluşları, hayatımızın neredeyse tamamında izi olan, ülkemizin gelişme ve kalkınmasında vazgeçilmez unsurları temsil ediyor. Şu sağlık krizi günlerinde hekimlerimize, hak arayışlarımızda hukukçularımıza, bir depremde ya da doğal afette inşaat mühendislerine, mimarlara şehir plancılarına, orman mühendislerine, çevre mühendislerine bir beslenme ve gıda sorununda ziraat mühendislerine gıda mühendislerine dikkat kesiliyoruz değil mi?  Kimya mühendisleri fark etmesek te yaşamımızın her alanında varlar. Maden, elektrik, gemi, peyzaj mimarlığı v.s. …

Ne yapıyor bu meslek örgütleri? Çevre mücadelesinde sesleri çok çıkıyor örneğin. Kazdağları’nda,Cerrattepe’de, Salda Gölü’nde, tarihi ve doğal sit alanlarının, tarım arazilerinin, denizlerimizin korunmasında gündeme geliyor, ülke değerlerinin yok edilmesine karşı mücadele veriyorlar.

Hukuk, sağlık, eğitim gibi halkı ve kendi meslek gruplarını doğrudan ya da dolaylı ilgilendiren mesleki birikimlerinin, bilimsel verilerin, yılların hafıza ve deneyimlerinin altyapısı ve sorumlulukları gereği yanlış gördüklerine karşı çıkıyorlar; toplumu kendi alanlarında bilgilendirmeye aydınlatmaya çalışıyorlar. Kamu görevi değildir de nedir yaptıkları?

Tekrar Anayasamızın 135. Maddesinden devam edelim. Devamında Kamuda çalışanmeslek sahiplerinin, temsil edildiğimeslek odalarına üyeliğini zorunlu olmaktan çıkarıyor. Buradan ne anlaşılır? Özel sektörde çalışan ve kendi nam ve hesabına mesleğini yapanlar bu yasadaki meslek kuruluşlarına üye olmak zorunda. Gerçekte uygulama özellikle TMMOB a bağlı meslek disiplinleri için hiç de böyle değil oysa.

Geçen zaman içinde, TMMOB a bağlı odalara mesleği yaparken zorunlu olması gereken ve anayasada belirtilen üyelik koşulu ya görmezden geliniyor ya da kaldırılıyor. Odaların yetki ve etkinlikleri daraltılıyor. Özetle muhalif olan sesleri her geçen gün kısılıyor.

Son günlerde özellikle Ankara Barosunun Diyaneti eleştiren açıklaması üzerinden başlatılan tartışma, bu meslek kuruluşlarının seçim sistemi ve nispi temsil gibi söylemlerle tümden dağıtılmasına ve yok edilmesine gidecek bir yolu açmaya yönelik süreci başlatacak gibi görünüyor.

Anayasanın bu odaların seçimleriyle ilgili kısmını yukarda vurgulamışken devam edelim.En iyi bildiğim yerden TMMOB den örneklerle durumu biraz daha açalım. Seçimlerin,deyim yerindeyse “küçük bir kesimin egemenliğinde” “ blok listelerle”  yapıldığı ve “üye kesiminin tamamını temsil etmediği”empoze edilmeye çalışıyor ki bu durum şu nedenle doğru değil. Seçimlerdeki blok listeler birer anahtar liste niteliğinde olduğu içindir ki kazanan listenin tamamının yönetime giremediği durumlar istisna değildir. Yani meslek odasına en başta ve doğal olarak üye olmuş olan her düşüncenin ya da kesimin unsurları bir arada olabildikleri ve sayısal çoğunlukları oranında temsil edilirler. Yanı sıra TMMOB a bağlı odalar ve şubeleri yönetici profili açısından bakıldığında hiç de homojen değildir.  Birbirine tamamen karşı siyasi görüşleri temsil eden pek çok kimlik ve unsur vardır. Zaten yine Anayasa gereği siyasi partilerin bu seçimlerde aday göstermesi de söz konusu olamaz.

Ama bu yapıda yöneticilik kolay değildir elbette. Hedef olursunuz, eleştirilirsiniz ve yönetimlere seçilmek için de çok çalışır emeğinizi, paranızı ve zamanınızı harcarsınız. Çünkü TMMOB a bağlı odaların hiçbir kademesinde huzur ücreti adı altında dahi sembolik bile olsa bir karşılık alamazsınız. Gönüllü bir mücadele işi olduğundan olsa gerek daha çok idealist insanları görürsünüz bu yapılarda. Yine bu nedenle olsa gerek birbirinden farklı fikirler,  teknik ve bilimsel gerçekler söz konusu olduğunda tek ses tek yürek olabiliyor.

Yaptıklarının yanlış ve suç teşkil ettiğini savunanlar mı var? Onlara yanıtı da yine Anayasa veriyor. Yukarıda yazdığım kısmın devamında bu konuda da net hükümler var. A-NA-YA-SA da yani.

Yetkileri günden güne daraltılmış ve küçültülmeye etkisizleştirilmeye çalışılmasına rağmen hala söz konusu  “Kamu Tüzel Kişiliği” niteliğindeki meslek kuruluşlarının temsi yeteneği konusunda kaygılar taşıyanlar varsa öneri çok net ve basittir.

Mesleğini yapan herkesi (özellikle TMMOB için) odasına üye olmayı zorunlu yapın. Odaların görevlerini yerine getirebilmek adına yetkilerini artırın, denetim mekanizmalarını ve üyeleri üzerindeki mesleki yaptırım olanaklarını (elbette belli kurallar ve sınırlar içinde belirleyerek)  verin. Bu durumda herkes odasına üye olacağı ve üyelik haklarını kullanabileceği bir olanağa kavuşacak ve temsil sorunu kalmayacaktır. Demokrasiye ve demokratik işleyişlere inanıyor ve güveniyorsanız tabii ki…

Eğer derdiniz demokrasi ve bilim ve aydınlanma değilse iş başka tabii.

Antidemokratik müdahaleler bizi bir yere götürmez. TBB, TMMOB derken TTB’den sendikalara derneklere ve demokrasinin vazgeçilmezi tüm sivil örgütlenmeye bulaşır.

Abdulkadir Selvi’nin teknik ya da demokrasi anlayışı, altyapısı nedir bilemem ama kendi dilimden O’nun da anlayabilmesi umuduyla yazdım.

Umarım anlatabilmişimdir…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 1 yorum var, 1 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Erdal Dinçer 10 Mayıs 2020 Pazar 17:59

Kalemine yüreğine sağlık üstadım:)

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
RÖPORTAJLAR
ÇOK OKUNANLAR
FACEBOOK'TA GERÇEK İZMİR
TWITTER'DA GERÇEK İZMİR
YAZARLAR
Fikret İlkiz
Pitos, dans ve parmak şıklatmak
Gönül Soyoğul
İki beşlik bozduk şurada kadın kadına...
İlker Ağın
TMMOB ve barolar …
Sercan Avcı
İzmir siyasetinin pandemi sınavı!
Dr. Tuncay Filiz
Sanma ki biri seni anıyor…
Taha Okan
'Eczacı Hanım’ın çantası!
Seray Akın Ürkmez
İnsanın son mülkü
ÇOK YORUMLANANLAR
Gerçek İzmir
KünyeKünye Ä°letiÅŸimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri