CHP Genel Başkanı Özel, İBB Davası'nın 6. gününde CHP Genel Merkezi'nde basın toplantısı gerçekleştirdi.
Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:
Şimdi hem detaylarıyla hem somut kanıtlarıyla milletimizle paylaşmak üzere karşınızdayız. Bu ülke demokrasi tarihi boyunca çok darbeler gördü. Milletin iradesine yapılan her darbe demokrasimizi zayıflattı. Halkımızı fakirleştirdi. Ancak birileri bu süreçlerden kısa süreli olarak karlı çıktılar. Onları kendilerine kar saydılar. Ama tarih darbecileri değil darbenin mağdurlarını haklı gördü, haklı çıkardı. Her darbede, her kumpasta aparatlar, maşalar hep oldu. Sonrasında da darbeciler tarafından kısa ve orta vadede ödüllendirildiler.
Uzun vadede milletin vicdanında mahkum oldular, mahkum edildiler. Sonuçta bu süreçlerden kaybeden milletimiz oldu, ülkemiz oldu. Devletimizin yurt dışındaki imajı oldu.
Bugün anlatacağım öykü 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül darbelerinde tutulan silahın şimdi nasıl yargı tokmağına kamuflajların üzerlerine has belge kadar geçirilmiş cüppelere nasıl dönüştüğünü bir darbenin tankla, topla değil cübbeyle ve tokmakla nasıl gerdiğinin ispatıdır. Bu hikayenin iyi tarafı Kasım 2023'te başladı.
Hiç kimse hayal etmezken, hesaba katmazken daha birkaç ay öncesinde büyük bir seçim yenilgisinden çıkmış olan bir parti yüzyıl önceki pratiğiyle, geleneğiyle kuruluş kodlarıyla düştüğü yerden ayağa kalktı.
Mücadele etmeye karar verdi. Öz eleştiri yaptı ve bu öz eleştirisi millet tarafından takdir gördü ve döndü millet Atatürk'ün kurduğu parti Cumhuriyetin 100. yılında büyük bir yenilgi elde etmişken bakalım şimdi ne yapacak dedi ve bir kredi verdi. Değişime, gençlere, kadınlara, her yaştan her yaştan gençlere bir kredi verdi. Ve bunun sonunda sadece 4 ay sonra girilen ilk seçimlerde....
"Hiç yenilmiyoruz, yenilmeyeceğiz" diyen bir iktidar kazandıklarıyla övünen, hiçbir zaman yenilmeyeceği konusunda kamuoyuna algı yaratan ve bu konuda bir kabul oluşturan bir iktidar ilk kez yenildi.
47 yıl sonra Cumhuriyetin kurucu partisi, 1. Partisi bir kez daha 1. Partiydi. Seçim akşamı 47 yıl sonra milletin paralarıyla verdiği vergilerle ödediği bandrollerle yayın yapan seçimden önce 100 saatin 99'unu iktidara, birini Cumhuriyet Halk Partisi'ne ayıran kamu yayıncılığıyla mükellef TRT 47 yıl sonra büyük bir sürprizle karşı karşıyaydı ve 47 yıl sonra Cumhuriyet Halk Partisi TRT ekranlarında dahi 1. Partiydi. Çünkü milletin gönlünde 1. Partiydi.
"ERDOĞAN'IN TAKATİ KALMADI"
Sayın Erdoğan'ın veciz bir şekilde kendi açısından talihsiz bir şekilde promoterdan kopup da geçtiğimiz haftalarda söylediği bu gidişi engelleyemezsin dediği o gidiş artık başlamıştı ve durmayacaktı. Kendisi bizimle siyasi rekabet edemeyeceğini anlamıştı. Kazanmak, mutlak kazanmak, devlet gücüyle kazanmak karşısındakini kaybetmeye mahkum görmek, kılmak kolaydı ve bu sefer kendisini yenenlere normal yollarla mücadele edecek takati kalmamıştı. Ne kendinde, ne partisinin ana kademesinde, ne kadın ve gençlik kollarında bu konuda bir enerji görmüyor, bir ümit duymuyordu. Mecliste oluşturduğu parlamento grubunun da aslında kendisinin seçim kazanıp onların da sadece sandalyeleri doldurduklarıne derse onu yapacakları, aksini yapanların cezalandırıldığını çok iyi bilen bir grup olduğunu düşünüyordu.
AK PARTİ VEKİLLERİNE ÇAĞRI!
Ben bugün o grubun bu duyduklarını hazmedip hazmetmeyeceklerini, ben bugün 22. dönem grubunun partinin erdemliler hareketi diye yola çıkan kurucularının bugün duydukları karşısında ne yapacaklarını gerçekten çok merak ediyorum.
O yüzden de onları bu toplantıyı izlemeye, bu toplantıyı takip etmeye özel olarak davet ettim. Ve hiçbir kademesine güvenmeyen Erdoğan siyasete müdahale etsin diye daha önce görülmemiş bir şey yaptı ve AK Parti Yargı kollarını kurdu ve göreve getirdi. Bunun için ona yıllar önce bu ülkenin askerlerine, aydınlarına, siyasetçilerine karşı kullandığı Zekeriya Öz gibi bir profil lazımdı.
Onu bulmakta zorlanmadı. Daha önce hakimken mahkeme mahkeme gezdirip adaleti katlettirdiği sonrasında da çünkü iyi kararlar vermedi ya. Yani yükselebilmesi için meslekte liyakatle önünü kendi kendilerine tıkadılar. Liyakat esasına göre bir terfi beklese bir şey olmayacak. Aklı fikri siyasette olan birisini ilk önce mahkeme mahkeme gezdirdiği ve adaleti katlettirdiği birisini siyasete almıştı.
Onun da aklı siyasetteydi. Bakan yardımcısı yapmıştı. Bu sefer hakim olarak değil de savcı olarak iddia etmek üzere, kanıt toplamak üzere, maalesef olmayanı yaratmak üzere, verilmeyen ifadeyi verdirtmek üzere bir gözü dönmüşe ihtiyaç bulununca elde başkası yoktu.
Siyasi bu makamdan kendisinin bakan yardımcılığı siyasidir diye Türkiye'ye tanıttığı o makamdan alıp da İstanbul'a Cumhuriyet Başsavcısı yaptı.
Bu görevlendirmeyi yaptı. Yargı kolları kolları kurulmadan önce bu millet adalet sisteminden memnun değildi. Mahkemeler plazalardaki avukat bürolarında görülüyor diye konuşuluyordu. Mahkeme sonuçları için verilecek ücretler dilden dile yayılıyordu.
Yani FETÖ borsaları falan vardı ve bu konuda birileri FETÖ borsası var diyor, birileri de aman Allah'ım bakalım olmasın falan diyordu...
ÇETELEŞME YARGININ EN TEPESİNDE
Bu sefer çeteleşme yargının en tepesine sirayet etti. AK Parti bütün varlığını ve ikmalini bir çeteye teslim etti. Ardından AK Parti Yargı Kolları Ak Toroslar çetesine dönüştü. Kendi kendine yaşanarak bu çetenin üyeleri 90'larda ölüm arabası olarak anılan faili meçhul cinayetlerin simgesi beyaz torosları muhalefete, muhaliflere gösterecek cesarete kavuştular.
Hem de Erdoğan'ın beyaz torosları biz tarihe gömdük dediği gün beyaz toros paylaşımı yapacak kadar kendilerinden emin, pervasız ve karşı tarafa karşı o kadar da acımasızdılar. AK Parti Yargı kollarından doğan bu çete verilen siyasi talimatlara uygun olarak bir darbe planını adım adım işletti.
Önce 30 Ekim de Esenyurt'un seçilmiş Belediye Başkanını alıp Türkiye'nin en büyük ilçesine kayyum atadılar. Burada terör ilişkisi var diyerek. Ardından Beşiktaş operasyonları en sonunda ise 19 Mart 2025'te bu ülkeye bir sivil darbeyi yaşattılar.
Devletin 35 yıl önce ilanla davet ettiği, 31 yıl önce de diploma verdiği bir öğrenci Cumhurbaşkanlığına aday olacak diye o diplomayı iptal etmek için devletin kendisini, mührünü, belgesini, imzasını inkar ettiler. O öğrenciyle bir örneğin ülkenin en prestijli vakıf üniversitesindeki işletme anabilim dalı başkanını diplomasını iptal edip lise mezunu yapmayı dahi göze aldılar.
Yüz binlerce kişiye uygulanan prosedürü bir kişiye uygulandı diye durdurmak istediler. Üniversiteye dünya kadar yazı yazdılar. Yapmayınca tehdit ettiler, dekanları istifa ettirdiler ve işi diploma vermek olan fakülteye bu işi yaptıramayınca duvar boyatmak, ring seferi planlamak olan üniversitenin yönetim kuruluna bir iftar sofra saatinde diplomayı iptal ettirdiler.
Aynı saatlerde bir yandan terör soruşturması yürüyordu ve o iftarın ertesi sabah sahurunda bir dosya terörden, bir savcı terörden, bir başkası rüşvetten, bir başkası ihaleye fesattan harekete geçip tesadüfen kendi kendilerine bir büyük operasyona giriştiler. Bir gece önce diploma iptali yapan üniversitenin yönetim kuruluyla onun ipini elinde tutanlarla Terör Mahkemesini ya da Yolsuzluk Mahkemesinin iplerini elinde tutanlar aynı oynatıcılardı. O yüzden son derece senkronize. Son derece birbiriyle mütenasip zaman akışı uyumlu ama hukuka, vicdana, insafa aykırı bir düzen oturtulmuştu, tutturulmuştu.
"BU DARBENİN DE BİLDİRİSİ TRT'DE OKUNDU"
Her birisi bir her birisi üzerinde gizlilik olan soruşturmaların sonradan ispatı da bulunamayacak iftirayı sözleri eş zamanlı yandaş basına dağıtılıyor. Oralardan algı operasyonları köpürtülüyordu. Her darbenin bir bildirisi okunurdu.. 560 milyarlık yolsuzluk diye TRT söyledi. Şimdi TRT oradan yayın yapıyor. Koca canlı yayın aracı var. Şöyle bir yayın yapmıyor. 560 milyarlık yolsuzluk davası başladı demeyerek kendini tekzip ediyor. O gün algı yaratmak için bu yalanı attıklarını İBB'nin 6 yıllık bütçesinin toplamının bile bu kadar etmediğini bütçenin çoğu gittiği maaşların ödenip vapurların yüzdürülüp, asfaltların döktürülüp suların dağıtılıp hizmetlerin yapıldıktan sonra bile 56 kuruş iddia edemedikleri için şimdi TRT darbe bildirisinin altında durmuyor. Başka yalanlara, başka algı operasyonlarına sarılıyor.
Bu operasyonların yürütücüsü Başsavcı 2005'te Marmara Hukuk'tan mezun olmuş. Önce İzmir sonra Edirne'de aday hakimlik yapmış. 2011'de yükselmeye layık görülüp Kayseri'ye hakim olmuş. 2014'te Burdur, sonra Tekirdağ'a atanmış. 2016'da da İstanbul'da hakim olarak göreve başlamıştı. Akın Gürlek tesadüflerin değil Kuklalarının ipini elinde tutanların hiç şaşırmayacağı bir birlikte yürüyüşlerin bir görevlendirilmişliğin, görevi yerine getirmenin kişisidir. Tekirdağ'da görev yaptığı dönemde o günlerde hiçbirimizin adını bilmediği 10 yıl sonra duyacağımız bir bilir kişiyle çok samimi oldu. Adı satılmış, büyük cana yakın.
O dönemde DSP'li, DYP'li belediye başkanlarına operasyonlar, şantajlar, görevden almalar, tehditler işinin bilir kişisi Meğersem oralarda pilot uygulama yapıyor. Akın Bey'le birlikte antrenman yapıyor. Biri boş koşu yapıyor, öbürü onun önüne top atıyor. Birlikte çalışıyorlarmış.
Yolları Akın Gürlek İstanbul'a gelince kesişti Tekirdağlı bilirkişi. Bilirkişileri mahkemeler sivil toplumlardan talep ederler. Meslek örgütlerinden talep ederler. Kamu kurumlarından talep ederler. İsimler verilir. Sırayla ya da kurayla belirlenir. Satılmış Büyük Cana yakın İstanbul'a yerleşti. 8.000 bilir kişi arasında yerini aldı. Akın Gürlek ne zaman bilir kişi istese kuradan Satılmış Büyükcanayakın çıktı. 8.000'de bir ihtimal 15 kez üst üste hayata geçti mesela. 15 kez bir bilirkişi kurası çekildi ve Satılmış Büyükcanayakın çıktı.
İşte o başka bilirkişilerin herhangi bir suç yok diye rapor verdiği itiraz edilen bilirkişinin herhangi bir kamu zararı yoktur suç yoktur dediği yerde örneğin Ahmet Özer'e doğrudan bir ilişkisi olmamakla birlikte belediye başkanı olduğu için sorumluluğu değerlendirilmektedir deyip kendisi hakkında ikinci bir tutuklama talep edilen bir dosyaya altlık yapabilmiş kişidir.
Üç kere başka bilir kişiler yok dediği başka dosyalara Akın Bey'in kurasıyla geldiğinde ona uygun ifadeler verebilmiş belgeler düzenleyebilmiş kişidir.
Şimdi belli bir yere gelirken eğri oturup doğru konuşacağız. AK Partili birçok hukukçu izliyor bu toplantıyı. Ya da gönlü AK Partide olan birçok insan bu toplantıyı izliyordur. Eğri oturup doğru konuşacağız. Bir yerde Cumhuriyet Başsavcısı olmak. Bir yerde ağır ceza reisi olmak. Örneğin ağır ceza reisliği, 1. sınıf hakimliği atanmak şartları var.
Bu şartlardan en önemlisi daha önce verdiği kararların bozulmaması. Bilhassa Anayasa Mahkemesi ya da AİHM tarafından hak ihlali kararı verilmemesi. Bu durumda bir olumsuz karar varsa da toplumda ne kadar çok kesim tarafından ilgi uyandırıldığının da yani toplumsal davaların da ayrıca dikkatle takip edilmesi.
Aldığı kararlar bozulanlar hak kararı verenler 1. sınıfa ayrılamazlar. Ayrıldı. 3 yılda bir bu kriterlerle yeniden bakmak lazım. Bakın şimdi Türkiye'de aranıp bulunamayan hakimin ve başsavcının performansı. Selahattin Demirtaş'a 4 yıl 8 ay ceza veren ki bu süreçte Selahattin Demirtaş'ın uğradığı haksızlığı Devlet Sayın Devlet Bahçeli de ifade ediyor. Komisyon çalışmaları da bir yere geldi.
Sayın Demirtaş'ın özgür kalması burada haksızlığa uğradığı konuşuluyor falan ama buralara varmadan Demirtaş'a 4 yıl 8 ay ceza veren oydu.
Verdiği ceza önce Anayasa Mahkemesi sonra AİHM tarafından bozuldu. Sırrı Süreyya Önder'e 3,5 yıl ceza verdi. AYM'den bozuldu. O sayede serbest kaldı. Sırrı Süreyya Başkandan Allah rahmet eylesin. Bana anlattı. "Bu Akın'ı benden iyi tanımazsın baktım Nevruz'da mektup okumaktan bana 3,5 yılı geçirmek üzere. Gittim kürsüye dedi. Baktı dedi. Ne oldu? Bana buradan ceza verme dedim Başka şeyden iki katını ver. Niye? Bir daha Nevruz'da mektup okutacak adam bulamaz bu devlet. Yapma bunu devlete, yapma bunu millete dedim" dedi.
Başını önüne eğdi, cezayı verdi geçti dedi. Ceza Anayasa Mahkemesi'nden bozuldu. Sırrı Süreyya Önder'in yattığı hapsi doğruydu haklıydı diyen kimse kalmadığı gibi Sırrı Süreyya Önder tekrar benzer bir göreve rahmetli davet edildi. Vedasından resmini Devlet Bey okşuyordu. AK Partililer de hatırası önünde saygı duyuyor. Öve öve bitiremiyorlardı. Ama onu hapiste tutan kararı Akın Gürlek verdi. AYM bozdu. Selçuk Kozağlı ve 20 avukatın tahliye edilmesine karşı Savcılık itiraz edince itirazı kabul eden mahkeme bu mahkemeydi. Sözcü Gazetesi yazar ve yöneticilerine hapis cezaları veren Yargıtay'ın bozduğu kararı veren kişi Akın Gürlek'ti. İstanbul İl Başkanımız Canan Kaftancıoğlu'na 9 yıl 8 ay ceza veren Yargıtay'ın kısmen bozduğu bu kararların hepsinin altında imza vardı. Milletvekilimiz Enis Berberoğlu'na 25 yıl ceza veren oydu. Anayasa Mahkemesi iki kez bozdu.
Uymamak için direndi. O dirence Anayasa Mahkemesi tekrar tekrar kararlar alarak Enis Berberoğlu özgürlüğüne kavuştu. Milletvekilliğine kavuştu. Ancak o asla bu kararlara uymamak için direndi. Halen daha da nerede bir Anayasa Mahkemesi kararına direniliyorsa arkasında Akın Gürlek var.
Bu kadar bozulmuş bunlardan biri olsa sizi ayırmazlar. Bu kadar toplumsal davalarda aldığı kararlar örneğin Sırrı Süreyya Önder kararı Anayasa Mahkemesinde 15'te 15'le bozuldu. Hiçbirini ne Deniz Baykal ne Kemal Kılıçdaroğlu ne Özgür Özel atamadı o Anayasa Mahkemesi üyelerinin. Tamamı AK Parti döneminde Sayın Gül ve Sayın Erdoğan tarafından atlanmış üyelerin 15'te 15 hak ihlali dediği bir kararı düşünün.
Bu karara rağmen yükselmeye oradan oraya gezdirilmeye devam etti. Adalet Bakan Yardımcılığı geçici bir dinlenme bir ödüllendirme, daha sonrası için cesaretlendirme yeriydi. Sayın Erdoğan AK Parti Yargı Kollarına ihtiyaç duyunca kanuna aykırı olarak çünkü kanunumuz diyor ki bir hakim savcı siyasete girerse oraya geri dönemez.
Görevden ayrılış kararı yok. Göreve dön kabul kararı yok. Bilmem ne yok. Bir imzayla alıyorlar. Bir imzayla koyuyorlar gerisin geriye. 2 Ekim 2024 günü bu şartlar altında İstanbul'a Başsavcı olarak atandı.
Tek beklenti Ekrem İmamoğlu'nun Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidar yürüyüşünün önünü kesecek operasyonlar yapmasıydı. Adalet, hukuk, milletin huzuru, refahı kimsenin umurunda değildi. Kurulan paralel yargıya da tek vaadi ödüllendirileceksiniz.
"Nasıl sana sahip çıktım. Bakan yardımcısı yaptım. Buradan sonra da hepiniz ödüllendirileceksiniz" oldu.
Sabahın köründe koçbaşıyla kapı kırmalar. Kapıyı açan kadını ittirip yatak odasından kocasını sadece canlı bombalara uygulanan prosedürle almaları.
Belediye başkanlarını davetle değil kollarında polisle, jandarmayla suç örgütlerini dizer gibi yukarıya drone koyup aşağıdan yukarıya kollarında ikişer jandarmayla çıkarıp klip çektirerek haysiyetleriyle oynamalar... Yetkisi olmayan başka illere yapılan operasyonlar. Antalya'nın, Adana'nın, Kayseri'nin başsavcılarına sen bir şey değilsin. "Ben reisten yetkiliyim. Özel yetkiliden de ileriyim. Türkiye Başsavcısının daniskasıyım. Anayasada yazmasa da bu yetkiyi ben kullanırım" diyecek küstahlıklar.
"AİLELERE DOKUNULDU"
Akla hayale gelmeyecek bütün hukuksuzluklar. Ailelere dokunuldu, eşlere evlatlara dokunuldu. Anlatıyorum bunu, anlatıyorum. Meclis Başkanımız bunları anlatınca efendim bunlar olabilir mi deyince ört ki ölem diyor bana. Cumhurbaşkanı yardımcımız da bir cami açılışında anlatıyorum. Böyle şeyler var mı?
Allah aşkına bakın diyorum. Önceki Cumhurbaşkanı yardımcımız diyorum. Ben beyefendiye bunları izah ederim. Tayyip Bey biliyor olamaz diyor. AK Parti milletvekillerinden uçakta yanımızda olup şunlardan uçakta yanıma bir milletvekili düştüğünde 52 dakika bunları anlatıyorum. Teker yerden kesilip yere konana kadar bunları anlatıyorum. Bir tane savunan yok. O yüzden bugün mesaj attım hepsine. Açın bir izleyin. Yalvardım ya. Kadına soruyor. Çocuk var mı? Var. Koca yokmuş? Yok. Kim bakacak? Anne. Kaç yaşında? 84. Eyvah eyvah. Hadi o zaman buna imza at da git annenden çocuğu al. Diyor ki kadın nasıl atayım Özgür Bey diyor. Bütün ihaleleri Ekrem İmamoğlu'nun talimatıyla verdin de diyor.
Özel sektörden geldim. En iyisini yaptım, en iyi parayı kazandırdım kuruma. Bu kadar da kara geçirdim. Ekrem Bey karışmadı. Nasıl imza atayım? O zaman sana iyi günler diyor. Sanıyor ki Silivri'ye gidiyor.
"İMZAYI AT FİLTRE KAHVE İÇ"
Gidiyor Düzce'de 28 kişilik koğuşa 42. olarak yerde yatıyor. Müşterek tuvaleti temizlik var. Yeni geldi diye o görevi hep onu veriyorlar. Sonra ses sistem bağlanıyor. "Çok seviyormuşun sana filtre kahve yapayım mı? Gel hadi imza at" diyor. Fatih Keleş'e dört kere getiriyorlar. Avukatım nerede? Sohbete çağırdık. Başsavcı orada. Ne işin var senin orada? 3 savcı orada. Ne işin var hepiniz burada?
Bir savcı bir avukat lazım bana. Sohbete çağırdık. Kasa nerede? Kasa yok. Para nerede? Öyle bir şey yok. Bunlara demişler ki kişi kendinden bilir işi. Havuz yapmışlardır.
Binali Bey misali. Arkadaşlar bilmeyen mi var ya bu salonda bilmeyen mi var? Ne demek havuz medyası? TMSF satarken Sabah'ı ve benzer elindeki basın yayın organlarını...
Binali Bey kamu ihalelerinden para kazanan herkesten bir havuz yaptı da buraları almadı mı? Almadıysa Allah benim belamı versin. İnkar eden bense onun belasını versin. Havuz medyasının ne olduğunu o kurumlarda çalışan muhabirinden kameramanına en tepesindekine bütün Türkiye'yi herkes bilmiyor musun?
Bir havuz vardır. Albayraklar zamanında İBB'de sistem derlermiş adına. Ben ömrümde duymadım sistem diye bir şey. Sonradan bir öğrendim ki İBB Tayyip Bey'deyken Albayraklar pano reklam panosu işinde bir sistem kurmuşlar.
Parayı vermeyen para payı alamazmış. O para da o zamanlar "cihat için alınınca rüşvete sayılmaz" da derlermiş işleri rahatlasın diye. İktidara yürüyüş parasıymış. İddianamenin özü bu. Ekrem İmamoğlu ve arkadaşları bir sistem kurdular. Önce İBB'yi sonra partiyi sonra ülkeyi ele geçirip yönetime gelmek istiyorlardı. Kaynak için sistem kurdular. Tayyip Bey'in kişi kendinden bilir işi ya da Binali'nin işi diye tarif ettiği işi gidin bulun. Namusuma şerefime yemin ediyorum. Günün birinde çıkar. Kesin AK Parti'nin yöneticilerinin birinin babasının bahçesindeki kuyuda para kasası vardır. Bütün yaz onu aradı manyaklar. Birilerinin tarlalarına kasa gömmüşlerdi. Dozerle onu kazıyor. onu arıyor deliler. Kendi kasalarını alıyorlar 30 yıl önceki. İstanbul'u kazanan Türkiye'yi kazanacak. Biz öyle yaptıydık bu kazandığına göre öyle yapmıştır diyor.
O yüzden bir kuruş bir para bulunamıyor, belge bulunamıyor. O yüzden olmayan yolsuzluk kadına iftira senedili imzalattırılıyor. Şimdi o nasıl o imzalar hangi paralara döndü ne oldu geliyoruz. Ama şunu ilk önce bir görelim. Bugüne kadar ne yaptınız diye sorsak biri bana. Mesela neyi yakaladık? Şunu yakaladık arkadaşlar.
Yener Toruner adlı İBB davasından tutuklu daha önce İBB'den ihale almış bir şirketin mali işlerini yapan, bankadan parasını çeken ödemesini yapan kişi tutuklu. Bu kişiye bu kişinin oğluna bir avukat gidiyor.
Avukat diyor ki baban bu iddianameyi, bu itirafnameyi imzalayacak. Çünkü para bulamıyorlar ya. Paralar verdim. Şu kadar da para vereceksiniz baban hafta ve perşembe serbest kalacak. Çocuk kendi bu laflara inanamıyor. Ailesiyle birlikte bunları dinliyor. O sırada inansın diye savcıyla da telefonda konuşturuluyor. Ben de savcının telefonda dedikleri kaydı, kuydu, cartı, curtu hepsini topluyorum. HSK'ya götürüyorum ve diyorum ki bir tutuklunun ailesine itiraf, iftira artı para karşılığı serbestlik teklif etti bu avukat. Bakın hangi tutuklu olduğunu söylemiyorum.
"2 MİLYON DOLAR VERİRSEN SENİ BURADAN ÇIKARACAĞIZ."
O gece yapılan operasyon o avukatın konuştuğu kişiyle ben söylemiyorum. Konuştuğu kişiyi Artvin'de yayla evinde jandarma arıyor. Çocuk ertesi gün Artvin'de teslim oluyor. İstanbul'a getiriliyor. Bu sırada adını verdiğim avukat yani bakın ben Mehmet Yıldırım diyorum. Savcı Mehmet Yıldırım'ın konuştuğu kişiyi kendi biliyor. Bundan büyük kanıt var mı? Ben demiş miyim Yener Toruner'in oğluyla konuştu. Ben Mehmet Yıldırım bir tutuklunun oğluna şunu teklif etmiş diyorum.
Artvin'de onu gözaltına almaya gidiyor. Sonra iş sıkıya gelince çocuk çatır çatır ifadesini verince Mehmet Yıldırım telefonunu kapatıyor. Arkadaşından ödünç araba alıyor. Antalya Kepez'de tesadüfü jandarma taramasına yakalanıyor. Başkasının arabası, telefon, kimlikler kayıp. Yunanistan'a kaçmak üzere giderken.
Bu Mehmet Yıldırım geldi ev hapsi verdiler. Şu anda ev hapsi kaldırıldı arkadaşlar. Tutuklamalarda gerekçe ne? Kaçma şüphesi değil mi? Yunanistan'a kişi kaçarken yakalandığını İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı söyledi. O gün tansiyon vardı. Kaçıyordu yakaladık. Ev hapsi yaptılar, evden de dışarı saldılar. HSK'nın önünde bu duruyordu aylardır.
Murat Kapki, Mücahit birinci, AK Parti yöneticisi, geçmiş dönem MKYK üyesi falan. Murat Kapki'ye gidiyor. "2 milyon dolar verirsen seni buradan çıkaracağız." diyor. Bu konuda Murat Kapki beyan veriyor.
Kamera var, kamerada uzattığı kağıt var, ifade elimizde var. Mücahit birinci AK Parti tarafından ihraç ediliyor, avukatlık kanunu gereği davet ediliyor.
Gidiyor, ifade veriyor, şimdi de dolaşıyor. Ben Mücahit Birinci'ye bir şey de demiyorum şu anda. Mücahit Birinci yargılanır, cezası varsa olur. Peki, birisine para teklif eden, "Ver bana bu parayı, seni serbest bıraktıracağım." diyen, daha önce de birçok itirafçının avukatlığını yapmış olan birisinin konuştuğu savcının bir merak uyandırmaması nedir? Bir soruşturma açılmaması nedir?
Şu anda Mücahit Bey de geziyor, Mehmet Yıldırım da geziyor. Savcılar da nerede onlar? Ya terfi aldılar, ya bakan yardımcısı falan oldular. Geliyorum şimdi.
Gizli tanık buluyorlar. Adını Meşe koyuyorlar. Meşe'nin sorularıyla Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarımız tutuklanıyor, iddianame çıkıyor, Meşe yok. Nerede Meşe? Meşe delirmiş. E ne yaptınız? Meşe'nin ifadeleri düştüğüne göre tutukluluk düştü. Yok.
GİZLİ TANIKLARIN İFADELERİ KOPYALA YAPIŞTIR OLMUŞ
Aynı ifadeyi İlke verdi bu sefer. Kopyalayıp yapıştırmış. Virgül, noktalı virgül, cümle düşüklüğü, küçük büyük harf hataları dahil, Meşe ne dediyse İlke'ye onu dedirtmişler. Tanıklıkta oyuncu değişikliği olur mu? Tanık oyuncuysa bu mesele senaryo değil mi? Ama buna da sustular. Bunu da HSK'nın önünde toplam 5 başvuru var.
Biri boş bekledi, sonuçlanmadı. Dört tanesine "Soruşturduk, suç bulamadık." dese canım yanmayacak. Soruştursa, suç ortada, bulamadık dese kendi yanacak ya. Basit bir kararla "Soruşturmaya gerek yok." soruşturmadık. Dosyayı açmadık. Şimdi bir görsel geliyor. Bu görsel bu kadar hukuksuzluğu tabii ki çeteleşenler yapabilir. Ama Akın Gürlek'in her söylediğini herkes yapmıyor. Hakimler var namuslu, şerefli, dürüst, Allah'tan korkan, talimatla iş yapmaktan korkan hakimler var.

Bunlardan örneğin Ekrem İmamoğlu'nun Beylikdüzü davası vardı. Tam 1000 gün olmuştu. Savcı mütalaa verse iş bitecek, suç yok. Savcıya diyor ki "Ver mütalaanı." Beş kez üçer arayla kaçtı, kaçtı, kaçtı. En son hakim dedi ki "Mütalaanı ver." "Veremem, hazır değilim." 1000 gün olmuş. O zaman mütalaanı niye vermediğini söyle.
Diyemem, hazır değilim. O zaman karar dedi, Ekrem İmamoğlu'nun beraatine. Ekrem İmamoğlu'nun beraatine karar veren hakimin yolculuğunu 3 numarada, şu 3 numarada Diyarbakır'a sürülürken göreceksiniz arkadaşlar. Ekrem İmamoğlu'nun Beylikdüzü davasının hakimi 3 numaradır. Diplomada sahtecilik davasına bakan hakim Ekrem Başkan'ın tutuklu avukatına SEGBİS'te savunma yaptırdı diye Kahramanmaraş'a sürülmüştür.
Bir numaralı hakimdir. İstanbul'dan Kahramanmaraş'a gidişini göreceksiniz arkadaşlar. Ekrem Başkana ihaleye fesat karıştırma suçlamasıyla yargılandığı davada beraat kararı veren hakim 2 numarayla Kahramanmaraş'a sürülen ikinci hakimdir arkadaşlar. Ahmak davasına bakan hakim direnince Samsun'a sürülmüş. Ahmak davasının istinaf aşamasında bakan heyetin başkanı ve üyeleri de daha karar verilmeden önce başka mahkemelere İstanbul içinde sürülmüştür.
Samsun'a giden hakimi 4 numarada göreceksiniz arkadaşlar. Akın Gülle'ye hakaret davasında beraat isteyen hakimi İstanbul İş Mahkemesi'ne tayin ettirdiler. 5 numarada göreceksiniz arkadaşlar.
İstanbul'un üstünde İş Mahkemesi'ne tayin edilen, bilirkişi davasında bakan İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde kararı 2'ye 1 verirken şerh koyan hakimi 10. Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderdiler arkadaşlar. Ağır cezadan Asliye Cezaya. İstanbul Mali Şube Müdürü talimatları yerine getirmeyince tenzili rütbeyle cezalandırılıp İstanbul Mali Şube Müdürlüğü'nden Başakşehir'e İlçe Emniyet Müdürü olarak sürüldü. İlçe Emniyet Müdürü olarak sürülen arkadaşımızın 6 numarada, 6 numarada İBB soruşturmasında İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne düşülen hakim olarak göreceksiniz.
Buradaki dosyadaki 8 kişide Akın Gürlek'in istediği gibi karar vermeyen ya da kararı verilen karara şerh koyan, Sabahın köründe ki şu zulmü yap deyince de "Öyle değil telefonla çağırırım falan gibi" sözler söyleyen kişilerin düştüğü durum ortada arkadaşlar. Talimata uyanlar gönderildiler. Talimata uymayanlar ise ödüllendirildiler. 2 numaralı görsele geçelim. Bu kadar hukuksuzluğu yapan kişi Adalet Bakanı oldu. Bir gün önce 23.59'da ben tarafsızım diyen kişi 00.0'da ana Resmi Gazete'de yayınlanan atama kararıyla AK Parti'nin bakanı oldu.
Ertesi gün AK Parti İl Başkanları toplantısında "Partimizin başarısı için çalışmaya devam edeceğim." dedi arkadaşlar. Aklımızı oynatmış olmamız lazım bunların konuşulduğu bir ülkede siyaset yaparken, gazetecilik yaparken her şey normalmiş gibi davranmak için. İstanbul'daki yardımcısı Can Tuncay bakan yardımcısı oldu.
Diğer yardımcısı Burak Ceyhan bakan yardımcısı oldu. Ekrem Başkanı tutuklayan hakim Songül Özdemir Aydoğdu'nun eşi Abdullah Aydoğdu bakan yardımcısı oldu. Ayrıca Mehmet Murat Çalık ve İBB Kumpas davalarında tutuklama kararları veren Berna Tutka, Akın Gürlek'in devir teslim törenine geldi. Arkadaşlar, bu bir devir teslim töreni.

AK Partili Adalet Bakanı AK Partili yeni Adalet Bakanı'na devir teslim yapıyor. Siyasi bir görev. Bu arkadaş Ekrem İmamoğlu'nu tutuklayan hakimin eşi Abdullah Aydoğdu o an itibarıyla İstanbul'da bir mahkeme de görevli 7. İdare Mahkemesinin başkanı.
O an bakan yardımcısı atamaları bir hafta sonra olacak. Bir hafta boyunca öbür eskilerle devam etti ya. 7. İdare Dairesi Başkanı Ekrem İmamoğlu'nu tutuklayan mahkemenin hakiminin eşi devir teslime gelmiş. Siyasi devir teslim töreninde. Peki bu hanımefendi Mehmet Murat Çalık'ın anasını ağlatan, deyim yerindeyse 4 dörtlük madden ve manen onunla bir bütün Türkiye'yi ağlatan Berna Tutkan.
Kendisi hakim ve halen hakim arkadaşlar. Salonun diğer tarafında duranlar da o gün İstanbul'daki Cumhuriyet Başsavcıları ama sonradan bakan yardımcısı olacaklar. Bu çeteye her birinize görev hazır. Bakın bir 4. bakan yardımcısı var ilintisiz. Yani ne geçmişte görev yapıyor ne o anda hakim. O da 2019 öncesi İBB'de avukat olarak çalışan, AK Parti teşkilatlarında görev yapan Sedat Ayyıldız...
En masumu bu. Çünkü eskiden avukatmış, AK Partiliymiş, bakan yardımcısı olmuş. Geri kalan hepsi kürsüden geliyor. Eşinin kürsü kararından besleniyor, kendisi başka bir kürsüde oturuyor. Bu devir teslim yapılırken bunlar bayağı bayağı cübbeli hakim bunlar. İBB davası, bu dava 40. Ağır Cezaya düşüyor arkadaşlar. Hepiniz biliyorsunuz, hepinizin önünde. Burada Türkiye Parlamenterler Birliği'nde, Türkiye'de parlamentoda muhabirlik yapan Parlamento Muhabirleri Derneği'nin başkanı Kemal Bey de burada. A Haber'in çok değerli muhabiri de burada. Yıldız Hanım da burada. Her biriniz buradasınız. Bir yıldır bu dava, 2 dava var. Biri, biri, biri 40'a demiyor muyuz? Bire Beşiktaş düşünce bu dava 40'a düşecek demiyor muyuz? 41 tane ağır ceza var. Türkiye'de doğal hakim ilkesi var. Tesadüfen birine düşmesi lazım. %2.1 ihtimal nasıl tutuyor arkadaşlar? Savcı belli, düşeceği mahkeme belli. Mahkemenin hakimi Akın Bey'in hem hemşehrisi, hem geçmişte bütün kararları birlikte verdiği yardımcısı. Seçmişler o mahkemeye düşüyor %2 ihtimalle. Ama o mahkemede bir hakim var, ikide yardımcı var. Ya burada bir arıza çıkarsa emin miyiz bunlardan? Emin değiliz. O zaman bu mahkemeye 3 kişi daha yolluyorlar. İki yardımcı yerine iki yardımcı geliyor. Bunlar 1 yıl 10 aylık hakimler. Akın Bey'in hemşehrisiyle bir heyet oluyor. Bu heyetin tek görevi İBB'ye bakmak oluyor. Öbür riskli iki hakime ise münasip bir başkan veriliyor. 40'daki diğerlerine bakacak. Yani kurayla düştüğü yetmezmiş gibi düştüğü yeri yaksın diye riskli olabilecek iki üye yerine de yeni iki üye geliyor. 1 yıl 10 aylık kuyruklu AKP'lilerden. Peki nasıl olacak bu iş? Bu arkadaşlar yargı dağıtacaklar. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'nde üye olmak için geçmiş gelenekler gelince 20 yıldan aşağıya kıdem kabul etmez diyor işi bilen herkes. Aksini söyleyen varsa çıksın ben özür dileyeceğim. Kürsünün toplam kıdeminin 75 yılı bulması beklenir. Kürsüde 10 yıl 8 ay kıdem var arkadaşlar. Üçünün toplamı ha. Birinin 10 yıl olması lazım zaten 1. sınıfa ayrılmak için. Avukatlıkta yapan sürenin 3/2'si yazmışlar 15 Temmuz sonrası. 7 yıllık kıdemiyle başkan, iki tane de başkan. İşte onlar 6 gündür mahkemeleri yürütemeyen, yönetemeyen, perişan olan, birbirine yumurta gibi tokuşan, ne yana yürüyeceğini bilemeyen, gık denince kaçtım ben oynamıyorum yarın olsun deyip Bakırköy Başsavcısına yasak yaz bilmem ne yaz diyenler bunlar. Liyakat yok, tecrübe yok, güven yok, özgüven yok, karşıya bir güven telkin etmek yok. Şimdi işte böyle olunca ne oluyor? Bu işi herhangi birine yaptırabilir misiniz? Herhangi birine. Bir güvencesi olmayan, şimdi koştu, birazdan söyleyeceğim. Bakanlık, milletvekili dokunulmazlığına tek bakanlık dokunulmazlığı. Tayyip Bey'in kuralı ne? Bütün bakanları milletvekili adayı yapıyor. Ucu ucuna bağlı iktidar değişirse boşluk çıkmasın. Muhalefette kalırlarsa milletvekili dokunulmazlığıyla kurtulacak bu arkadaşlar. Hesap o. Birazdan anlatacağım hesabı. Geçen dönem hepsi birden olduğu için, geçen dönemin bakanlarından biri hariç hepsi milletvekili olarak kıstılar yeterince rakam olmadığı için istifade ettiremedi. Mahsur kaldılar mecliste. Muhalefete düşersek yargılanamasınlar hesabına. Şimdi bu ödüllendirmeler sadece kariyer yükselişiyle sınırlı kalmadı. Toplantımızın da konusu olduğu üzere ortada açıklanamayan bir lüks yaşam, zenginleşme vardı. Zekeriya Öz'e lüks Mercedes verenler bu savcıya da seçim kampanyasında 40 gün bir iş adamı araba vermiş Avcılar'a diye Avcılar Belediye Başkanı içeride tutanlar Akın Gürlek'e görevi boyunca bir iş adamından tahsisli İBB'den aracı verdiler. 540 gün boyunca lüks araca bindi. Boğaza nazır lüks bir villa verdiler. Şerefli namuslu savcılar hakimler mütevazi, mütevazi lojmanlarda kalırken ya da kirada dururken sadece o lüks villanın tadilatına 62 milyon TL harcandı bugünkü kurla.
GÜRLEK'İN YAT ALDIĞINI İDDİA ETTİ
62 milyon TL. 87 yıllık maaşıyla alamayacağı yatı alacı gözüyle gezdi. Pazarlık etti. Lüksemburg'da, Lüksemburg'da o yatın bir eşi var şimdi limanda demirli. Türkiye'den alınmadı. Hollanda'dan alındı Lüksemburg'da bir limanda demirli. Biz Cumhuriyet Hak Partili olarak soruşturmalarda yapılan haksızlık, hukuksuzlara yapılan tehditleri, İBB borsası haksız kazanç hepsinin delili var, ispatı var dedikçe HSYK'dan bir mürakıp gelip sormadı. 5 dosya yolladık kapağını açan olmadı. Peki bugün ne oldu arkadaşlar? O HSK'nın başkanı Akın Gürlek oldu. Şimdi bunların hesabını sorması gereken yerin başı Adalet Bakanı olduğu için Akın Gürlek oldu.
GÜRLEK'İN TAPULARI SAYMAKLA BİTMİYOR...
Şimdi benim artık ne HSK'ya ne Erdoğan'a ona buna değil belki birer birer AK Partili, AK Partili insanların, siyasetçilerin vicdanına ve bu milletime tarih önünde emanet edeceğim şeyler var. 1. görsel. Bir derken tapularda 1. görsel. Arkadaşlar buradaki ID numarası açık hepinize.
Bu ID numarasını Türkiye'deki herhangi bir tapu dairesinden herhangi bir belediyeden, herhangi ilgili yerden sorgulama imkanı olan bir yerden girdiğinizde karşınıza taşınmazlarla ilgili alım satımın nüfus kağıdı. Hangi ada, hangi parsel nedir? Ne kadar aldı? Ne yapıldı? Nerede duruyor? 1. tapumuz 1. tapumuz bunların tamamı Akın Gürlek bakan olmadan kısa bir süre önce ID numaralarından belli olan ve bunların tamamı, birazdan da söyleyeceğim, bu ID numarasından takip edilebilecek olan tapu kayıtlarıdır. 1. İstanbul Kartaltepe, Kartal Esentepe ile perdeyi açıyoruz. Avrupa Konutları projesinden 1661 ada 551 parselde bir daire. ID numarası 125 616 129 emsal konutun ortalama değeri. 26.250.000. Ortalama dediğimiz şu bu siteye girdiğinizde 20 milyona satan da var, 30'a da. Tamamını toplayıp ilan sayısına bölüyoruz. Ortalama 26.250. 22 milyon olabilir, ?28 milyon olabilir.
Emsallerinin ortalaması. Ucuza satan var. Paraya sıkışmış olur. Yüksek fiyata satan var. Ortalaması 26 250. 2. tapu. Aynı ada ve parselde 2. daire. Bu sefer takip ediyor 125 615 706 numaralı tapu. Aynısı 26.250. Buraya kadar gelsem bakan istifa ettirir bu. İkisinin toplamı 52.500. Akın Gürlek'in ömrü boyunca aldığı maaşların bir kuruşunu harcamadan biriktirse ve bunu o günkü değil, bugünkü paradan Cumhuriyet Başsavcısı maaşıyla 19 yıl aldığı maaş bu 2 daireyi almaya yetmiyor.
Birinci tapu. İstanbul Beykoz Çavuşpaşa Mesa Ormanında villa. Dedeoğlu mevki parsel numara 10, pafta 3, havuzu var, orman içi, ID numarası orada. Ortalama değeri 85.000.000 lira
Tapu 4. Avcılar Firuzköy 648 ada 5 parsel Isparta Kura bizim evler projesi. Ortalama fiyat 15.500.000. Tapu 5. Tapu 5. Tuzla Merkez 7579 ada 1 parsel Tuzla Marine City 2. etap adres. ID numarası yukarıda. 1. etap emsali konutların ortalama değeri ?10.000.000.

Tapu 6. İstanbul'dan ayrılıyoruz. Ankara Çankaya. 26.054 ada 42 parsel Park Joven sitesinde ev. 360 derece Ankara manzaralı diye satılıyor.
Değeri 35.500.000. Tapu 7. Lodumlu, bu Ankara'da bilinen bu husus, Lodumlu'yu mu söyleyeceksin abi diyorlardı. Lodumlu Beytepe Mahallesi VIP Tower Beytepe Projesi 28.958 ada 1 parsel. Ortalama konut değeri 25.000.000. Tapu 8. Çankaya Lodumlu Beytepe Mahal Ankara'da 29.000 ada 3 parsel. Mahal Ankara'dan alınmış 17.500.000.
Tapu 9. Çankaya Lodumlu Beytepe Mira Residans 28.559 ada 1. parsel. Ortalama değeri 23.000.000. Tapu 10. İzmir Konak Halkapınar'da 8.500 ada 1. parsel. Yine Mahal. Mahal Bomonti. Bir önceki Ankara Mahal'di, bu İzmir Mahal Bomonti.
Daire değeri 27.000.000. Tapu pardon ha. Aynısından bir tane daha. Tapu 10 ve 11. İzmir Konak'ta Mahal'de bir tane 27.000.000. 11 aynı projeden bir daire daha. Bunun da değeri 27.000.000. 12. tapu. 3 büyük kentte 11 taşınmaz tapusu yetmezmiş gibi deniz gören bir arsa. Çanakkale Gelibolu'da Bayır Mahallesi'nde Değirmenaltı mevkiinde 329 ada 6 parselde 500 m² ada emsalsiz deniz boğaz manzarası. Edinilişi 7.500. Paha biçilmez bir arsa.
Önce bir hepsini görelim. Bunlar eldeki tapular arkadaşlar. Devam edelim. 4 tane bu konular konuşulmaya başladığından beri ele çıkarılan bakan olduktan sonra başka çıkan varsa onu da buraya dahil edeceksiniz. Birazdan bir toplam icmale geleceğim.
SATTIĞI KONUTLARI DA AÇIKLADI
Satılan mülk ID numarası burada. Bunu girdiğinizde Akın Gürlek'in İstanbul'da Esenyurt'ta Çınar Mahallesi'nde Liv Rezidans'ta 285 ada 7 parsel numarasında dairesini ?7.750.000'ye sattığını, 2. satılan mülk bu ID numarasıyla Halkalı'da Tema İstanbul konutlarındaki konutu ?43.500.000'ye sattığını, satılan mülk 3 Üsküdar Altunizade'de Acıbadem Konutları'nda ?47.500.000'ye bir konut daha sattığını, tapu 4 satılan mülkler 4 Ankara Çankaya Beytepe'ye, Beytepe arası da ada numarası belli. 29.357'de ?27.750'ye bir taşınmaz daha sattığını, satılanları görelim dördünü birden. Bunlar da satılanlar. Toplam icmale gelelim. Arkadaşlar, elde 12 mülk var. Değeri ?325.000.000 ortalama değer.
Satılan 4 konut var. Değeri ?126.000.000. Toplam ?452.000.000'lık gayrimenkul ya da paraya çevrilmiş gayrimenkul var. Hesapta bir kuruş kenarda para yoksa toplam gayrimenkuller ve satılan gayrimenkullerin değeri ?452.000.000. 19 yıl boyunca bütün maaşlarını İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak alınan Türkiye'deki en yüksek maaştan alsa biriktirse bir ekmek almasa bir ekmek almasa, 1 kWh saat elektrik parası ödemese bir şişe suyu alıp içmese toplam maaşları ?45.000.000, toplam gelir ?452.000.000. 19 aylık yıllık maaşıyla 190 yılda alamayacağı kadar gayrimenkul almış. Bir başka deyişle 10 hakim ve savcı 19 yıl çalışsalar bütün parayı birleştirseler bunların hepsini aynı anda alıyorlar. Bitmedi. Aktivizm devam ediyor. Konut aktivizmi. Senfoni Etiler boğaz manzaralı, muhteşem bir yer. Satış fiyatı ?95.542.000 alıcı Ad soyad Akın Gürlek TC numarası ve bütün her şey bununla ilgili satış sözleşmesi ele geçip bununla ilgili işlem yapıldığı anda bu satın almayı durdurdular.
Ancak Emlak Konut'un resmi kayıtlarında ön satış satış bedeli kime satılacağı, hangi daireye kadar belli, altı kendisi tarafından paraflı bu durdu. Bu işlemi biz bu işlerin üzerinde gittik diye durdu. Belki eldeki ?125.000.000 buraya bağlanacaktı. Bilinmiyor. Ama ?95.000.000'lık Senfoni Etiler'de de böyle bir mesele var.
"BU SERVET NASIL YAPILDI?"
Muhtaç sorular. Aileden emekli babadan kalan bir miras yok. Bir memur maaşıyla yalnızca taşınmaz olarak bu servet nasıl yapıldı? Satışlardan elde edilen gelirler nerede? Elde edilen ödemeler nereden çekildi? Kime verildi? Mesa'daki ev gibi senet karşılığı alınan konutlar var. Bu senetler nerede düzenlendi? Evler kimin aracılığıyla bulundu? Senet verildi. O senedin parası nereden ödendi? Kanuna göre bakan bir ay içinde mal bildiriminde bulunacaktı. Şu anda mal bildirimi devlete geçen hafta perşembe verilmesi gereken mal bildiriminde bunların hangileri var? Şimdi ben bu sorduğumuz sorulara cevap olacak şeyleri söyleyeyim. Birincisi burada Akın Bey'in eşinin üzerindeki herhangi bir tapu kaydından bahsetmedik. Aileyle eşle uğraşma meselesini konusunu bu konudaki hassasiyetimizi biliyorsunuz. Mehmet Türkoğlu diye bir isim, Osman Dündar Çiftçi diye bir isim, Hayrettin Koç diye bir isim. Bu alışverişlerin tamamının aracıları çantacıları evrak düzenleyenleri, vekalet alanları, alanları satanları. Bu kişiler eğer bu devlette bununla ilgili bir şey yapabilecek biri varsa bu kişilerin üzerindeki taşınmazlar. Devam ediyorum. Radyo Televizyon Üst Kurulu halihazırda şu an bugün RTÜK'te daire başkan yardımcısı Selim Bozkurt. Resmi görevde. Hiç gören yok RTÜK'te. Akın Bey rica etmiş. Geçmişte daire başkan yardımcılığı eğitimi o kadarına müsait. Görevine gelmiş. Maaşını çekiyor. RTÜK'te tanıyan bir kişi varsa gidin bulun röportaj yapın arkadaşlar. Hemen davet etsin odasında çay için. Çaycıya sorun. Emekli polis görevi emekli polis Selim Bozkurt'un RTÜK'te daire başkan yardımcısı baba yiğidin birisi mal varlığına baksın. Baba yiğidin birisi emekli polis RTÜK'te daire başkan olıp oraya adımını atmayan kişinin üzerindeki alınan satılan tapuya girilecek ID'ler çıkacak. Geç ne almış ne satmış? Ankara'da ve İstanbul'daki avukatlık ofislerinde gidilip de tutukluların yakınlarıyla, avukatlarla birtakım ilişkiler konuşmalar buradaki isimlerin tamamı ve devamı hepsi. Şimdi buradan Devlet Bey diyor ya Özgür Bey diyor. Akın Bey eskiden savcıydı sen ona soru soramazdın. Sen milletvekillerin sorun soru cevaplasın. Ben Sayın Bahçeli'nin tavsiyesine uyarak şunu söylüyorum. Akın Bey bir basın toplantısı yapın. Örneğin ben düzenli olarak mal bildirimi veriyorum. Benim ve eşimin, birini geçen sene devrettik eşimin kini. İki eczanemiz vardı. Biri 28 yıl biri 26 yıl çalıştı. Arasokakta biri 30 m², 35 m², biri 80 90 m², 100 m². Arasokakta birer dükkan edindik. Manisa'da bir evimiz var. Ankara'da bir evimiz var. İstanbul'da bir ev var. İki tane de mütevazi araba var. Bunları alırkenki bütün paralar 1999'un Eylül'ünden beri benim Halk Vakıf Bank'a yatan Bağkur parası, Halk Bank'a yatan SSK parası ve hesaplarımı ortak tuttuğum adı Eczane kodlu İş Bankası hesabımda ne para geldiyse bu hesaplara geldi. Ne aldıysam bu hesaplardan ödedim. Şimdi sizin hesabınızın maaşınızın yattığı hesaplar belli.
"SİZ HANGİ DOKUNULMAZLIĞA GÜVENİYORSUNUZ?"
O hesaplara ne paralar geldiği belli. Buralara ne paralar ödendiği belli. Bu milletin karşısına bir siyasetçi olarak çıkıp mal varlığınızı her birini nasıl edindiğinizi İstanbul'dakilerin tamamında ID numaraları var. Ankara'dakilerde de ada parsel bilmem ne tamamı var. Girildiğinde ID numarasından çıkar. Teker teker teker ortada. Teker teker teker bunları ispatlamanız lazım. Neyini ispatlayacaksın? Buradan bütün namuslu, çalışkan, dürüst kimsenin elindekine yan gözle bakmayan, adaletten başka bir şey düşünmeyen namuslu hakim ve savcılara yazık değil mi? Ey Erdoğan onların bağlı olduğu HSK'nın başına getirdiğin adam bu. Yazık değil mi? Güya ne olacak? Garanti verilmiş. Ya zaten bunların yaptığı işler normal bir hukuk devletinde yapılır mı? Herhangi bir hakim ve savcıya yaptırabilir misin? Yapmayanlar çil yavrusu gibi Anadolu'ya dağılıyor gördünüz orada. Ne olacak şimdi? Ne olmuş biliyor musunuz? Ne olmuş? En kuvvetli, en kuvvetli ortaklık, suç ortaklığı. Siz yapın. Biz size sahip çıkacağız. En çok ismi geçenler ya bakan yardımcısı olmuşlar ya da İstanbul'da boşalan yerlere onlar gelmiş. Akın Bey bakan olmuş. Seçimle bir Nevşehir milletvekili, dokunulmazlık var. Bunlara dokunulmayacak. Anayasa Mahkemesi kararına uymamaktan tutun bu yapılan her şey, her şey. Bütün darbe girişimleri gibi sen bu ülkede bir parti iktidar olacak F16 vermişler onunla mani olmaya çalışıyor. İktidar indirmeye çalışıyor. Üstüne tank sürmüşün ya da eldeki tokmakla vurmuşsun. Bas bariz darbe girişimidir. Darbe girişimi Türk Ceza Kanunu'na göre Anayasaya karşı işlenen suçtur. Anayasa 14'e göre dokunulmazlık kapsamında değildir. Buradan açıkça söylüyorum. Ben bakan oldum, ben milletvekili olacağım. Akın Öztürk milletvekili olsa ya da firari bir FETÖ'cü darbeye karışan milletvekili olsa gelip milletvekilliği mi yapabilecek? Darbeye karışmış adam. Anayasal düzeni askıya almak suretiyle karşı çıkmış. Siz hangi dokunulmazlığa güveniyorsunuz? Hangi? Darbeye kalkışmışsın sen. Vicdan olan AK Partililere, MHP'lilere sesleniyorum. Sizler onurunuzla çalışan mütevazi belki yoksul hayatlar kuran sürdüren oyu AK Parti'ye, MHP'ye veren memurlara, esnaflara, işçilere sesleniyorum. Bu mu sizin düzeniniz? Siz AK Parti'nin kara düzeni içinde olamazsınız. Bunlardan ayrışmalısınız. Birileri milletin sırtından servet dinliyor. Birileri gidiyorlar şirkete çöküyorlar mallarına koyuyorlar, arkadan avukat yolluyorlar. Şunu yazarsan Ekrem İmamoğlu suç örgütü benden şunu istedi. At imzayı al mallarını geri. Hepsini değil. Bir miktarı da duracak bu tarafta beri. Bunların tamamı ve fazlası polisin üstündekiler, 3 çantacının üstündekiler daha daha daha neler neler neler. Ne için yapılıyor bunların hepsi? Tayyip Bey bir talimat vermiş. Gidin durdurun. İktidar olamasınlar. Bu mu yiğitlik? Bu mu mertlik? Bu mu mücadele? Bugünkü basın toplantısının adı Turpun Küçüğü. Turpun büyüğünü bilmeyen mi var? Kendi söylemedi mi? Turpun büyüğü geliyor diye. Bir turpu biliyorsun büyüğünü biliyorsun, biz de küçüğünü biliyoruz. Bu millet turpun büyüğünü de biliyor. Vallahi etrafınıza bakınca hani yoldan geçen amcaya sorsan turpun tarlası orda diye gösterir sizi.
"TURPUN TARLASI SİZİN ORADA"
Tarlası var sizin orada. Turpun büyüğünden bir kör kuruş ispatlayamayanlara al sana iddianame. Ne Tayyip Bey'e ne bugünkü yargı düzenine. Yapılacak ilk seçimlerde millet doğru bir görevlendirmeyi yaptıktan sonra Anayasa Mahkemesine, Yüce Divana. Ben bütün yaz söyledim. Yalan bunlar dedim. O iddianame çıksın yargılamayacaksınız yargılanacaksınız dedim. Yargılanmak değil yargılamak için bu iddianameyi bekliyorum dedim. O iddiaanameden TGRT yaz boyu konuştuğunuz hangisini şimdi koyabiliyorsunuz önümüze? Hangisini? Ekranınızda onu anlatanlara sorulunca yanılmışım, yanıltılmışım. İnsan bazen yalan atar. Yaz boyunca o çıkacak bu çıkacak diyen sureti CHP'liden görünen maaşla bağlanan iftira attıranların söylediklerinin hangi biri çıktı? Nerede ?560.000.000? Nerede o 3 harfli tuhaf bir kanala çıkıp da yalan yalan konuşan her tarafta dolaşan kadının 1.200 cep telefonu nerede arkadaşlar? Nerede, nerede? İBB'de arkadaşlarımızın oturduğu odada parkenin altından 2,5 milyon avro çıkmış da kayda girmiş. Hani kayıt? Hani iddianamede? Bütün yaz konuşuldu. Hani Ekrem İmamoğlu'nun lüks araçları?
Hani kasalardan çıkan paralar? Hani kuyulara gömülü paralar? Hiçbiri yok. Üzerimizde de hesabını veremeyeceğimiz bir mal birliği yok. Sorulana da avukatı cevabını verir, arkadaşlar cevabını verir. Suçu olan varsa hesabını verir ama durum ortada. Ekrem İmamoğlu siyasete girdiğinde girdiğinde zengin olan siyaset boyunca yoksullaşmış olan birisidir. Çünkü eski işleri bu yaptığı kamu işi gibi değil çok daha fazla gelir getiren işlerdi. Maaşının çok üzerinde kazıyordu. Siyasete girdiği günden bugüne zenginleştirdiyseniz siz çıkarın. Ben memuriyetle zenginleşeni çıkardım arkadaş. Ben savcılıkta zenginleşeni, hakimlikte zenginleşeni çıkardım. Buzdağının görünebilen yüzünü çıkardım. Başkası üstüne yapılmayan üstümde kalsa bu kadar suyu bu pilav kaldırır denen kısmı çıkardım. Bundan sonra bundan sonra bu Türkiye'deki AK Parti'nin kara düzeni, bu müesses nizam. Öyle bunu bir tane ordan burdan tweet attırarak bilmem ne yaptırarak eskiden ilçe başkanlığı yapmış küfürden ondan bundan partiden uzaklaşmış onlara arının arının diyenlere haberlere çıkarıp CHP'den arınma çağrısı. Bir bütün bir küçük parça ayrılmadan hep beraber koskoca bir örgüt bir arada duruyor ve dünyanın en büyük iftirasına karşı dimdik duruyoruz. Arıncaksanız önce Adalet Bakanlığı'nı arındırın. Arındırın hadi. Tamamı... oluşan bir yapının keselene keselene nasıl yok olduğunu görürsünüz. Sonra çıkıp da kimse kimseye haysiyet cellatlığı yapmayacak. Bundan sonra da söylüyorum. Ha buradan net söylüyorum. Ya bugün bunlar görüldükten sonra o uçakta konuşan arkadaşlar.... bunlar bize yakışmaz diyenler ispatı varsa vallahi bir dakika bu partide durmam diyenler.
Ya konuşacaksınız ya da bu ayıbı paylaşacaksınız. Teker yerden kalkınca dürüstlenmeyle, efelenmeyle, bitmiş görevlerden sonra özeleştirilerle bilmem nelerle olmuyor bu iş. Bugün konuşacaksınız. Benim karşıma çıkın ve böyle bir şey gösterin. Ben Ekrem İmamoğlu'nun görevi boyunca fakirleştiğini de ispatlarım. Her yıl veriyorum Numan Bey'in elinin altında mal bildirimim. İstediğiniz yere kanun çerçevesinde izin gerekiyorsa özel iznimle MASAK'a izin vereceğim dokunulmazlık demeden mal bildirimimi de aldılar ellerinde duruyor. Banka hesap numaramı şifresine kadar veririm hiç uğraşmasınlar. Aldığımız bir kuruşun kayıt dışılığı yoktur. Verdiğimiz bir kuruşun kayıt dışılığı yoktur. Hodri meydan. Ya siyaseti bizim gibi yapacaksınız ya namuslu insanlara kara çalmayacaksınız.
Türkiye'de gazetecilik mesleği tarihi bir eşik ile karşı karşıya arkadaşlar. Bu sorular bu adamlara sorulacak mı sorulmayacak mı? Sorması sizden. Yanıtlamayan yanıtlamaz. Tarih önüne yanıtsız bırakılmış bir soru olarak geçsin sorunuz. Sorabilenlere oradan oraya atılma pahasına teybini uzatabilenlere lafım yok.
Ama bu memlekette yaşayacağız hep beraber. Bu memleketin yarınlarında siyaset yapacağız, görev yapacağız, çocuk büyüteceğiz. Bugün bu sessizliğe susanlar yarın devir değişince düğün davetiyesi falan getirmesinler. Geçen sene 19 Mart'ta bu meydanı görmeyeni biz de görmeyeceğiz dediğimde 50 yerden aslında biz de sizin gibiyiz de ailemiz bilmem ne diye araya adam sokanları bugün bir kez daha bunun haberini yaparken montaj masasının bazına gidip tırnak yiyecek mi yemeyecek mi o hanımefendi göreceğim. TGRT denen yapı. Kendi içinde mesaj var mesaj. Bu nasıl KJ eleştire ne olmuş? Zam yazmış zam. Zam yazmaya tepki gösteriyor kadın ya. Var oldukları yer Epstein belgeleri onun içinden konuşacaklarına gitmişler olmayan yolsuzluğu ona söylettirip buna söylettirip tepiniyor. KJ'de hükümeti eleştiren şey görmeyeceğim değil mi diye WhatsApp'tan ayar veriyor. Hadi konuşun. Hadi çıkın karşımıza. Ölmeyi göze almışız ölmeyi. Değil böyle direnmeyi, mirenmeyi. Ölmeyi göze almışız. Bizim kadar göze alan varsa çıkar karşımıza. Bizim kadar cesareti olan, bizim kadar kendine güvenen, arkadaşına güvenen. Hadi çıksın biri patronum bilmem kim öyle ne güveniyorum namusun kadar desin. Ekrem Başkana güveniyorum namusum kadar. Hadi TGRT'nin ağsından zehsinin eskisinden yenisine çıksın birisi desin güveniyorum namusum kadar. O yüzden bu haysiyet cellatlığının bir sınırı var. Herkes ama herkes önce bir buraya bakacak. Ondan sonra Türkiye'nin geleceği ne olacak ne bitecek ona bakacak. Yerden göğe iftiralarla dolu bir sürecin bir yılını dolduruyoruz. Geçen sene şehit aileleriyle iftardayken diploma iptal oldu. O gün bugün koşturuyoruz. Ben yine yarın şehit aileleriyle iftardayım. Alnım açık, başım dik gözlerinin içine bakacağım. Akşam otobüsün üstüne çıkacağım. Öbür günde mücadelenin ikinci yılının 1. gününü başlatacağım. Bu da Erdoğan'a, Akın Gürlek'e ve onlarla birlikte bir gelecek hayal edenlere dert olsun. Söyleyeceklerim bu kadar arkadaşlar."

NE OLMUŞTU?
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 17 Şubat günü düzenlediği grup toplantısında Adalet Bakanı Akın Gürlek’e çağrı yaparak mal varlığını açıklaması istemişti. Özel, "Açıklamazsa ben hem RTÜK’teki bir polis memurunun üzerindeki taşınmazları hem Ankara’da, Çayyolu’ndaki bir avukat bürosunun taşınmazlarını açıklayacağım. Türkiye siyaset tarihinin en izaha muhtaç konusunu, adaletin emanet edildiği Adalet Bakanı’ndan ve onu atayan Erdoğan’dan soruyorum. Hodri meydan, süreniz bir haftadır" ifadelerini kullanmıştı. (Cumhuriyet)
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
|||||
|
|
|||||||
![]() Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım. |











Künye
İletişim
Facebook
Twitter
RSS
Sitene Ekle
Günün Haberleri