GERÇEKİZMİR - İzmir Büyükşehir Belediyesi şirketi İZBETON’a yönelik yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklanan, son duruşmada tahliye edilen ancak süreçte “zimmet” suçlamasıyla yeniden tutuklandığı için cezaevinde olan İzmir Büyükşehir eski Başkanı Tunç Soyer sosyal medya hesabından açıklamada bulundu. 200 gündür tutuklu bulunan Soyer, "Hiçbir delil, hiçbir belge olmaksızın, tamamen keyfi, vicdansız ve hukuksuz bir irade hapiste tutulmama devam edilmesine karar verdi" dedi. Soyer şu ifadeleri kullandı; Hapiste 200 günün ardından II. Dünya Savaşı felaketinin içinde son yıllarını yaşayan Freud’un tespitleri sayısız kanıtla doğrulandı. Ancak iki dünya savaşı sonrasında oluşturulmak istenen yeni Avrupa ve Yeni Dünya Düzeninde benzer felaketlerin tekrar etmemesi için yeni düzenekler, yeni kurumlar, mekanizmalar oluşturulmasına gayret edildi. Ne yazık ki yaşadığımız çağ; Maalesef çoktandır, öldüğünü, gömüldüğünü sandığımız şeyler, hiç değişmeden, aynı biçim ve görünümleriyle birdenbire yeniden karşımıza çıkmaya başladılar. Binlerce çocuğun, Gazze’de tüm insanlığın gözleri önünde katledildiği, II. Dünya Savaşı yıllarında yaşanan soykırımın benzerinin aynı acımasızlık ve gaddarlıkla yaşandığı; Venezuela’da uluslararası hukukun pervasızca ayaklar altına alındığı; güçlünün, gücü yettiğinin elinden hakkını almasının, barbarlıkların kayıtsızca seyredildiği bir zamana tanıklık ediyoruz. Biz de bu iklimden payımıza düşeni yaşıyoruz. Merhamet, vicdan, mazlumun hakkı, hakkaniyet, küçüklere sevgi, büyüklere saygı gibi sayısız erdemimizin yok olmaya başladığını, değerlerimizin çürümekte olduğunu görüyoruz. Kendimden biliyorum, tamamen suçsuz olarak yaşadığım 6 ay tutukluluğun ardından, artık çıkmama sayılı gün var derken, yeni bir soruşturmayla ikinci kez tutuklandım. 2025’in son günlerine yetiştirilen bu karar 5 Ocak’ta verilen tahliye kararını boşa çıkardı, dışarı çıkamadım. Hiçbir delil, hiçbir belge olmaksızın, tamamen keyfi, vicdansız ve hukuksuz bir irade hapiste tutulmama devam edilmesine karar verdi. Yaşadığım kişisel hukuksuzluktan çok, adalet duygusunun ve kurumların içine düştüğü duruma üzülüyorum. Sadece iki ihtimalden bahsedeceğim. - Belki de; adalet, barış ve demokrasi gibi değer ve kurumların kendilerini koruyacaklarına dair kanaatin rehavetine kapılarak, onları korumak için mücadele etmenin gereklerini yerine getirmemiş olmamızdandır. Ağaçlar baltayla kesilse bile, tohumları kurtarılabilir. O tohumlardan da yeni tomurcuklar açar, meyveler doğar. Hatta yere düşen tohum, toprak altında çürüdüğü için yeşerip filizlenir. Bizden önceki kuşakların başardıkları hiçbir güzellik tamamen yok edilmemiştir. Sadece ders çıkartıp daha iyisini, daha güzelini yapma gayretini sürdürmek, engellemek isteyenlerin karşısında dirençle mücadele etmeye devam etmek mecburiyetindeyiz. 200 gündür hapiste; Bu tecrübelerin ve çıkardığım nice derslerin ışığında bir dileğim var; O zaman özgür olmanın, kendini diğerleriyle birlikte gerçekleştirmek demek olduğunu çok geç anlamış olacağız. Bu güzelim dünyada bu güzelim memlekette özgür, mutlu, el ele barış içinde yaşamak üzere. İzmir 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu
Sevgili Dostlar,
Ünlü psikanalist Sigmund Freud hep kötümserlikle suçlanmıştı. Barbarlık ve ilkel yok etme güdüsünün; insan doğasının derinliklerinde bulunduğunu ve bu dürtülerin yok edilmesinin mümkün olmadığını düşünüyordu. Ancak ulusların toplum hayatında, gelecek yüzyıllarda; bu dürtülerin dizginlenmesi için yöntemler bulunacağını ümit ediyordu.
O zamanlar henüz yaklaşmadı mı acaba?
Umutlar yeşermişti..!
Avrupa Birliği’nin ilk yıllarındaki coşkusunu ve gücünü kaybettiği, üzerine inşa ettiği değerleri samimiyetle koruyamadığı, iki süper güç ABD ve Çin’in yeni bir dünya tanzim etmeye çalıştıkları bir zamana tekabül ediyor.
Bu çok korkunç..!
Hz. Ömer’den beri kadim kültürümüzün en güçlü kurumlarından biri olan “adalet” de maalesef bu çürümeden nasibini almış görünüyor.
İçeride veya dışarıda, memleketimizde ya da genel olarak dünyada neden ve nasıl bu hale geldiğimize dair çok şey söylenebilir, çok şey tartışılabilir.
- Belki; kişisel hak ve özgürlüklerimiz için verdiğimiz mücadeleyi ortak haklarımız ve hepimizin özgürlüğü için yeterince güçlü vermemiş olmamızdandır.
Daha çok sebep sayılabilir ama bildiğimiz bir gerçekle bitireyim.
yaşanan darbelerin insanı kamçıladığını, haksız kovuşturmaların insanı güçlendirdiğini ve yalnızlığın insanı eksiltmediğini öğrendim.
Hak, hukuk ve adaleti büyütmek için son kırıntılarına sımsıkı sarılmak, barış ve demokrasi mücadelesini büyütmek için olabilecek en güçlü, en geniş dayanışma ağını kurmalıyız.
Birleşmeyi beceremezsek, işte o zaman her koyun kendi bacağından asılacak.
Gelecek olsun.!
Sağlıcakla kalın.
Koğuş B/63
Buca - Kırklar
17.01.2026