Vali Elban'dan belediyelere 'dönüşüm' uyarısı: Ruhsat işlemlerine hız vermemiz gerekiyor!

29 Ocak 2026 Perşembe   13:48

"Dirençli İzmir: Afet Risklerinin Azaltımı İçin Stratejik ve Kapsayıcı Bir Yaklaşım Projesi"nin açılışında konuşan İzmir Valisi Süleyman Elban, “irilerinin bize bir şeyleri söyleyip hatırlatmasını beklemeden kamu olarak afetlerle ilgili direni geliştirecek her türlü çalışmayı başlatmalıyız. Çok büyük işler yapmak zorunda değiliz. Ne kadar erken davranırsak ve ne kadar çok yol alırsak o bizim için kar. Onun için artık çok konuşmak değil; çok iş, acele iş, her konuyla ilgili hızlı hareket etme mecburiyetimiz var” dedi.

İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) koordinasyonunda Avrupa Birliği tarafından finanse edilen, Dünya Bankası / GFDRR tarafından yönetilen TAFF Teknik Destek Programı kapsamında yürütülen “Dirençli İzmir: Afet Risklerinin Azaltımı İçin Stratejik ve Kapsayıcı Bir Yaklaşım Projesi”nin açılış programı gerçekleştirildi.

Programa; İzmir Valisi Süleyman Elban, Ege Ordu ve Garnizon Komutanı Orgeneral İrfan Özsert, AFAD İzmir İl Müdürü Nazif Ekinci, Dünya Bankası Ülke Yönetim Ofisi Yetkilisi Korhan Yazgın, konunun uzmanı akademisyenler ile ilgili kurum paydaşları katıldı.

Ekinci: “Hızlı ve verimli hareket etmemiz gerekir”

Kırdan kente göçün kentlerdeki riskleri artırdığını belirten AFAD İl Müdürü Ekinci, şunları söyledi:

“Kentsel ve dirençlilik kavramı, doğal afetler ve kontrol edilemeyen insan davranışları sebebiyle oluşan kentsel riskleri, tahmin etmek ve azaltmak için daha hızlı ve verimli hareket etmeyi gerektirir. Yeni kentlerin inşa edilmesi ya da yerleşime yeni açılacak yerlerde inşa sürecinde planlama süreçleri çok önemlidir. Diğer yandan afet durumu söz konusu olduğunda çalışır durumda olması gereken hastaneler, acil durum yönetim merkezleri, kamu kurumları, ana ulaşım yolları ve ana arterler, istasyon ve köprüler gibi önemli yerler kent bütünüyle birlikte düşünülerek kentsel kullanım risk değerlendirilerek yapılması da ayrıca önemlidir. Sadece bir konut inşası değil konutlar inşa edilirken aynı zamanda altyapısıyla birlikte sosyal ve kültürel yönlerinin planlanması da önemlidir. Ayrıca yerleşim alanlarındaki çocuk oyun alanları, spor alanları, mesire alanı gibi alanlar da olası riskleri göz önünde bulundurulması gerekir. Bu alanlar, olası afet durumu sonrasında toplanma alanı konusunda hayati öneme sahiptir.”

“Asıl olan afetleri önlemek ya da önlenemiyorsa risklerini azaltmaktır”

Afete dirençli kentsel için hayata geçirilen eylem planlarının ilerlediğini söyleyen Ekinci, “Afetlere dirençli şehirler denildiğinde bunu oluşturmak için sadece fiziksel alt yapının değil ayrıca toplumsal ve ekonomik yapının da dirençli hale getirilmesi gerekir. İzmir’de afetlere hazırlık kapsamında ilk akla gelen hızla iyileştirilmesi gereken yapı stokudur. Bir yandan mevcut kötü yapı stokunu hızla iyileştirirken diğer yandan imara yeni açılan alanlardaki düzenlemelerde gerek bina gere altyapı anlamında geçmişteki hatalara düşmeden doğru planlama yapılmalı. İzmir için hazırlana İl Afet Risk Azaltma Planıyla 2025 yılında, 88 eylemi yüzde 100 oranında gerçekleştirdik. 2026 yılındaysa yeniden ele aldığımız İzmir İl Afet Risk Azaltma Planımıza 85 yeni eylem eklendi. Bütün bu eylemler gerçekleştikçe ilin afet riski günden güne azalacaktır. Asıl olan afetleri önlemek ya da önlenemiyorsa risklerini azaltmaktır” dedi.

“Mevcut durumu doğru analiz etmeliyiz”

Afete dirençlilikte ‘bütünsellik’ mesajı veren Ekinci, şu ifadeleri kullandı:

“Küresel ısınma ve iklim değişlikle birlikte her geçen gün bizleri bekleyen tehlikeler artmaktadır. Bu anlamda İzmir ili olarak afetlere müdahale ve iyileştirme konularında da birtakım somut çalışmalarımız var. Risk azaltma önceliğimiz olmakla birlikte bir afet meydana geldiğinde 30 ilçemizin tamamında yönetilebilir ve işler birer afet yönetim merkezi olması, planların sahada uygulanabilir olması son derece önemli. Bütün ilçelerimizde Afet yönetim Merkezi oluşturulması için yoğun çaba sarf ediyoruz. İstanbul’da 2011 yılından beri bu çalışma yürütülürken İzmir’de 2025 Mayıs tarihinde böyle bir yol haritası belirledik. 2026 yılı 19 Mayıs günü bahsettiğimiz çalışmaları bitirmiş olacağız. Ülke olarak yaşadığımız edindiğimiz tecrübelerimiz var. Yapmamız gereken en önemli şey mevcut durumu doğru analiz etmek ve bunların ışığında yapılan paydaşların yaptığı çalışmaları birleştirerek bir bütün oluşturabilmek.”

Yazgın: “38 ayrı proje için 17.8 milyar dolar bütçe”

Dünya Bankası Ülke Yönetim Ofisi Yetkilisi Yazgın ise şunları söyledi:

“Türkiye’de yürüttüğümüz faaliyetler içerisinde afetlere karşı hazırlıklı olmak ve afetlerden sonra iyileştirilmesi önem verdiğimiz konular arasında kalıyor. Hali hazırda yürütülmekte olan 38 ayrı proje için ayrılan bütçe 17.8 milyar dolara ulaşmıştır. Dünya Bankası olarak İzmir’de farklı sektör ve ölçekte çeşitli projeleri finanse etmekteyiz. Örneğin afetlere hazırlık ve risk azaltma alanında Dünya bankası ile İller Bankası arasında Türkiye Deprem, Sel ve Orman Yangınları Acil İmar Projesi 2022 yılında imzalanmıştır. Söz konusu projenin amacı, 2020 İzmir depremi ile aynı dönemde Türkiye genelinde yaşanan diğer afetlerden etkilenen şekillerde altyapıların onarılması ve yerel yönetimlerin afetler müdahale kapasitesinin güçlendirilmesidir. Bu proje kapsamında İZSU ile birlikte Konak bölgesinde yağmur suyu altyapısının kanalizasyon sisteminden ayrıştırılmasını ve söz konusu hatların depreme dayanıklı şekilde inşa edilmesini hedefleyen yatırımlar hali hazırda devam etmektedir. Ayrıca İzmir’deki kentsel dönüşüm çalışmalarına da İklim ve afetlere Dayanıklı Şehirler Projesi aracılığıyla destek salıyoruz. Dirençli İzmir projesi ise İzmir’de afet risklerin azaltmaya yönelik öncelikli yatırımların belirlenmesi ve afetlere müdahale kapasitesinin güçlendirilmesine odaklanmaktadır. Proje, AB hibesi ile finanse edilmekte olup teknik ve mali uygulaması Dünya Bankası tarafından yürütülmektedir.”

Elban: “Farkındalık olabilir ama neyi fark ettiğimizi bilmek lazım”

İzmir Valisi Elban da afetlere karşı ‘doğru bilinç’ vurgusu yaparak şu ifadeleri kullandı:

“Deprem ve afetlerle ilgili bir farkındalığın olduğu muhakkak. Ama farkındalık doğru mu oluşmuş yoksa yanlış mı o konuda tereddüdümüz var. Herkes, yaz dönemi ormanlar yanığında içimiz yanıyor diyor ama 12 ay boyunca otobanın kenarına sigara izmaritini atmaya devam ediyor. Temmuz, ağustos ayında hobi bahçesinde mangal yakmaya, ot çöp yakmaya rahat tavrı devam ediyor. Yani orman yangınlarıyla ilgili farkındalık olabilir ama neyi fark ettiğimizi bilmek lazım.

“Şehirde dönüşümü başlatmak zorundayız”

Depremlerle ilgili farkındalık da yüksek ama… Bu işe biz yapacağız birileri yapmayacak. AFAD ya da Dünya Bankası, uyguladığı bu projeyle bizim şehrimizi dönüştürmeyecekler, dönüştüremezler de. Şehrimizi biz dönüştüreceğiz. Onlar bize doğru bilgi verecekler. Projenin sonuçlarını beklemeyeceğiz. Bir an evvel hareket etmek ve eylem içinde olmak zorundayız. Hem düşüncemizde hem de fiziki olarak şehirde dönüşümü başlatmak zorundayız. İlla hektar hektar büyük işlere girmek zorunda değiliz. Girsek iyi ama bina bazlı dönüşümlere de öncelik vermemiz lazım. Bunun için de ruhsat işlemlerine hız vermemiz gerekiyor. Bir binayı kurtarsak kaç canı kurtaracağımızın hesabını yapamayız. Bir bina çok candır.”

“Sağlam binaları heba etmeden yolumuza devam etmeliyiz”

Afetlere dirençlilikte ‘verimlilik ve hız” konularının altını çizen Vali Elban, “Bu kadar dönüşümü yapabilecek bütçe ayırmak kolay değil. O yüzden bu işte savurgan bir tutum içinde olmak da doğru değil. O yüzden elimizdeki kaynakların verimli ve doğru yere kullanılması çok önemli O nedenle bina hasar tespitlerinde ve kolaycılığa kaçmayalım. Önceliği de riski yüksek olanlara vermek zorundayız. Yani birilerinin bize bir şeyleri söyleyip hatırlatmasını beklemeden kamu olarak afetlerle ilgili direni geliştirecek her türlü çalışmayı başlatmalıyız. Çok büyük işler yapmak zorunda değiliz. Çok ufak da yapsak belki büyük bir felaketin önüne geçebiliriz. O yüzden ne kadar erken davranırsak ve ne kadar çok yol alırsak o bizim için kar. Onun için artık çok konuşmak değil; çok iş, acele iş, her konuyla ilgili hızlı hareket etme mecburiyetimiz var. Her afetle ilgili her türlü hazırlığı yapmak ve onunla ilgili tedbiri hızlıca almak zorundayız. Bunu yaparken de kaynakları verimli kullanmalıyız. Sağlam binaları heba etmeden yolumuza devam etmeliyiz.

Bu projenin ilimize çok ciddi katkılar sağlayacağını düşünüyorum. Başta kamu kurumları dayanıklı olursa afet sonrasında yürüttüğünüz çalışmalar da o kadar sağlıklı oluyor. İnşallah bundan sonra rahmetli diyeceğimiz bir felaketle karşılaşmayız.” (ANKA)



Sayfa Adresi: http://www.gercekizmir.com/haber/Vali-Elban-dan-belediyelere-donusum-uyarisi-Ruhsat-islemlerine-hiz-vermemiz-gerekiyor/186542