GERÇEKİZMİR - AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yaparak İzmir’deki belediyecilik anlayışını eleştirdi. Saygılı, Bergama’da yapımı yıllardır tamamlanamayan Sebze ve Meyve Hali projesi üzerinden örnek vererek CHP’li belediyelere yüklenirken Meslek Fabrikası’nda gerçekleştirilen direnişe de sert tepki gösterdi.
“Günü kurtaran bir anlayış” Açıklamasında mevcut durumu bir istisna olarak görmediklerini dile getiren Saygılı, CHP’li belediyeciliğin planlama yerine günü kurtaran bir anlayışla hareket ettiğini savunarak şunları söyledi: “İzmir’imiz yıllardır hizmet bekliyor, CHP’li belediyecilik ise ne yazık ki bu beklentilere cevap üretmek yerine algı üretmeyi tercih ediyor. Bergama’da 2021 yılında büyük vaatlerle başlatılan, “1 yılda bitecek” denilen Sebze ve Meyve Hali projesi… Aradan 5 yıl geçti. 2026’dayız. Ortada ne tamamlanmış bir eser var ne de Bergamalıya, İzmirliye kazandırılmış bir hizmet. Kaba inşaatı bitmiş, kaderine terk edilmiş bir yapı ve heba edilen milyonlarca liralık kamu kaynağı… Bu tablo bir istisna değil, bir yönetim anlayışının sonucudur. CHP belediyeciliği; planlama yerine günü kurtaran, sorumluluk almak yerine mazeret üreten, hizmet üretmek yerine algı inşa eden bir anlayışa dönüşmüştür.” “Nöbet tutarak siyaset yapanlar, İzmir’in sokaklarında çözüm bekleyen vatandaşın sesini duymuyor” Saygılı, belediyenin İzmir’in sorunlarını çözmek yerine siyasi tartışmalara vakit ayırdığını savunarak, Meslek Fabrikası’nda gerçekleştirilen eyleme de sert sözlerle tepki gösterdi. Saygılı, şu ifadeleri kullandı: “Daha da vahimi; İzmir’in gerçek sorunlarına çözüm üretmesi gerekenler, bugün enerjisini hizmete değil, hukuka meydan okumaya harcıyor. Hukuki olarak Vakıflar Bölge Müdürlüğüne ait olan bir bina önünde nöbet tutarak siyaset yapanlar, İzmir’in sokaklarında çözüm bekleyen vatandaşın sesini duymuyor. İzmir’in her köşesinde yarım kalan projeler, geciken yatırımlar ve artan sorunlar varken; belediyeyi yönetenlerin önceliğini hizmet değil, siyasi tartışmalar haline getirmesi kabul edilemez. Şehir yönetmek; polemikle, sloganla, vitrinlik projelerle değil; akılla, disiplinle ve millete karşı duyulan sorumluluk bilinciyle olur. Ancak bugün İzmir’de gördüğümüz tablo, bu sorumluluğun ne yazık ki geri plana itildiğini açıkça ortaya koymaktadır.