Asena TUNCA/GERÇEKİZMİR - İzmir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda İZSU, İZPA ve İZDENİZ iş birliği ile İzmir Körfezi için "Sağlıklı Bir Körfez İçin Bir Adım Daha” çalıştayı düzenlendi. Alsancak'taki Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen çalıştayın açılış konuşmasında ilk söz alan İZDENİZ AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Işıkhan Güler oldu. GÜLER’DEN KÖRFEZ’E MOBESE SİSTEMİ AÇIKLAMASI Güler konuşmasında şunları söyledi: “Burada yalnızca bir ekoloji sorununu konuşmak için değil, aynı zamanda İzmir’in en değerli doğal varlıklarından biri olan İzmir Körfezi’nin geleceğini birlikte düşünmek ve ortak çözümler üretmek için bir araya gelmiş bulunuyoruz. İzmir Körfezi, Ege Denizi’nin doğu kıyısında yer alan ve Türkiye’nin en önemli yarı kapalı deniz ekosistemlerinden biri. Körfez, tarih boyunca sınırlı su sirkülasyonu nedeniyle hassas bir ekolojik dengeye sahip olmuştur. Özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren hızlanan kentleşme ve sanayileşme baskısı bu dengeyi olumsuz etkilemiştir. KÖRFEZ’E DÖKÜLEN DERELER CİDDİ BİR BASKI UNSURU Artan nüfus ve kentleşme, yetersiz altyapı, sanayi deşarjları, liman ve tersane faaliyetleri ile Gediz başta olmak üzere körfeze dökülen dereler ciddi bir baskı unsuru olarak karşımızda durmaktadır. KASIM AYINDAN BU YANA 8 KEZ KİRLİLİK TESPİT ETTİK Kasım ayından bu yana yaptığımız drone uçuşları sayesinde, son günkü uçuş da dahil olmak üzere sekiz kez kara ya da gemi kaynaklı kirlilik tespit etmiş bulunuyoruz. Ancak bu tespitler sırasında kirleticilerin kim olduğunu maalesef belirleyemiyoruz. KÖRFEZ İÇİN 28 KAMERADAN OLUŞAN “MOBESE SİSTEMİ” İÇİN ÇALIŞMALAR YÜRÜTÜLÜYOR Büyükşehir Belediyemizin öncülüğünde ve Sayın Başkan’ın da güçlü desteğiyle bir izleme altyapısı oluşturulmaya çalışılmaktadır. Körfez için 28 optik ve termal kameradan oluşan bir “MOBESE sistemi” kurulmasına yönelik çalışmalar yürütülmektedir. Körfeze ulaşan ve başta Gediz olmak üzere 33 dere, kirlilik ve besin tuzu taşımaktadır. Bu yük, Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nin ortalama debisinin yaklaşık beş katına ulaşmaktadır. Gediz’in eski yatağı olan Ağıl Deresi, Menemen Ovası’ndan dönen sulama sularını da körfeze taşımaktadır. GEDİZ NEHRİ’NİN GETİRDİĞİ SU KİRLENMİŞ SU NİTELİĞİNDE Gediz Nehri’nin yıllardır getirdiği kirlilik, Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre 3. sınıf yani kirlenmiş su niteliğindedir. Bu durum, bölgede makroalglerin ve deniz yosunlarının yoğunlaşmasına neden olmuştur. Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte bu oluşumlar parçalanmakta, koku ve balık ölümlerine yol açan süreçleri tetiklemektedir. GEDİZ HAVASI TEMİZLENMEDEN KÖRFEZ’E YÖNELİK ÇALIŞMALAR YETMEZ. Yaptığımız gözlemler, bu durumun özellikle mikrobiyolojik faaliyetlerin artmasıyla bağlantılı olduğunu göstermektedir. Yaklaşık 400 kilometre uzunluğundaki Gediz Havzası temizlenmeden, yalnızca körfeze yönelik çalışmaların yeterli olmayacağı açıktır. Bu nedenle havza bazlı planlama büyük önem taşımaktadır. 1980’Lİ YILLARDA “ÖLÜ KÖRFEZ” OLARAK ANILMAYA BAŞLANDI 1980’li yıllarda bu baskı öyle bir seviyeye ulaşmıştır ki özellikle iç körfezde oksijen seviyeleri ciddi biçimde düşmüş, koku sorunları ortaya çıkmış ve denizel yaşam büyük ölçüde zarar görmüştür. O dönemde İzmir Körfezi kamuoyunda zaman zaman “ölü körfez” olarak anılmaya başlanmıştır. Ancak 1990’lı yılların başından itibaren gerçekleştirilen altyapı ve çevre yatırımları sayesinde önemli bir iyileşme süreci yaşanmıştır. Atıksu arıtma tesislerinin kurulması, kanalizasyon sistemlerinin geliştirilmesi ve çevre yönetimi yatırımları ile kirlilik yükünde ciddi azalma sağlanmıştır. Buna rağmen İzmir Körfezi gibi yarı kapalı ekosistemler; iklim değişikliği, artan sıcaklıklar, besin tuzu yükü ve değişen hidrodinamik koşullar gibi faktörlerden hızlı şekilde etkilenmektedir. GÜLER’DEN BÜTÜNCÜL YAKLAŞIM VURGUSU Nitekim son yıllarda körfezde zaman zaman alg patlamaları, su renginde değişimler ve koku şikayetleri gündeme gelmektedir. Bilimsel çalışmalar, bu tür olayların yüksek sıcaklık, durağan su koşulları ve besin tuzu birikimi gibi doğal süreçlerin, insan etkileriyle şiddetlenmesi sonucu ortaya çıktığını göstermektedir. Bu nedenle çözüm ancak bilimsel veriye dayalı, bütüncül havza yönetimi ve uzun vadeli bir yaklaşımla mümkündür.” KÖRFEZ GEÇEN YILA GÖRE DAHA SAĞLIKLI Körfez için yürütülen çalışmalar hakkında konuşan Güler şunları anlattı: “İzmir Büyükşehir Belediyesi bu anlayışla son iki yıl içerisinde körfezin korunması ve iyileştirilmesi amacıyla birçok çalışma yürütmektedir. Üniversiteler ve araştırma kurumlarıyla iş birlikleri güçlendirilmiş, su kalitesi izleme çalışmaları genişletilmiş ve bilimsel değerlendirme süreçleri başlatılmıştır. Aynı zamanda atıksu arıtma altyapısının güçlendirilmesi, kolektör hatlarının yenilenmesi, dere ağızlarının temizlenmesi ve körfeze ulaşan kir yükünün azaltılması için önemli yatırımlar yapılmaktadır. Bunun yanı sıra körfezin hidrodinamik yapısını iyileştirmeye yönelik dip tarama çalışmaları, sediment yönetimi ve su sirkülasyonunu artırmaya yönelik projeler hayata geçirilmektedir. Geçtiğimiz yıl düzenlenen Körfez Çalıştayı sonucunda önerilen acil eylem planı kapsamında, zararlı alg patlamalarına karşı modifiye uygulamalar da gerçekleştirilmiştir. Tüm bu çalışmaların temel amacı, körfezin kendi kendini yenileme kapasitesini güçlendirmektir. Geçen yıla göre daha sağlıklı bir körfez gözlemlediğimizi söyleyebiliriz. Bu gelişme, yürütülen çalışmaların olumlu sonuçlar verdiğini göstermektedir” ifadelerin kullandı. İZMİR KÖRFEZİ YALNIZCA BİR SU KÜTLESİ DEĞİLDİR “İzmir Körfezi yalnızca bir su kütlesi değildir; İzmir’in tarihidir, kimliğidir ve geleceğidir” diyen Güler sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu nedenle körfezin korunması yalnızca bir çevre meselesi değil, aynı zamanda kent yaşamının, ekonominin ve kültürel mirasın korunması anlamına gelmektedir. Bugün burada bir araya gelmemizin temel amacı; yerel, ulusal ve uluslararası deneyimleri bir araya getirerek İzmir Körfezi için ortak çözümler geliştirmektir. Bu süreç uzun solukludur ve yalnızca yerel yönetimlerin sorumluluğunda değerlendirilemez. Merkezi yönetimin de bu süreçte önemli sorumlulukları bulunmaktadır. Türkiye’deki tüm körfezler benzer sorunlarla karşı karşıyadır. İzmir Körfezi de devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan bir kamu alanıdır ve burada yapılacak her türlü çalışma ilgili bakanlıkların izinleri doğrultusunda gerçekleştirilmektedir. İzmir Büyükşehir Belediyesi, yetki sınırlarını aşan bu sorunun çözümü için çalışmalarını sürdürmekte ve tüm paydaşlarla iş birliği içinde hareket etmektedir. Aynı zamanda Türkiye genelinde benzer sorunlar yaşayan diğer körfezler için de üniversitelerle birlikte ortak çalışmalar yürütülmesine katkı sunmaktadır.”