Meclis'te gündem faaliyet raporu... Tugay'ı protesto etti, konuşma yapmadı: Yüreği yetiyorsa gelsin!

17 Nisan 2026 Cuma   19:05

GERÇEKİZMİR - İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi Nisan ayı olağan meclis oturumunun üçüncü birleşimi, Başkan Cemil Tugay ve Başkan vekili Levent Yıldır yönetiminde gerçekleştirildi.

Mecliste Büyükşehir Belediyesi’nin 2025 yılı faaliyet raporu gündeme geldi.

CHP’li Meclis Üyesi Elvin Sönmez süre ile ilgili sözlü önerge verdi. Meclis üyelerine 5’er dakika, grup yöneticilerine 20 dakika süre verilmesi önerisinde bulundu. Önerge mecliste kabul edildi. AK Parti önergeye itiraz ederek geçerli olamayacağını dile getirdi.

“SİZ BAMBAŞKA İZMİR ANLATIYORSUNUZ”

Gündemle ilgili olarak söz alan AK Parti Meclis Üyesi Nail Kocabaş şunları kaydetti:

Belediyeciliğin en temel hizmetlerinden biri nedir? Yol yapmak, asfalt dökmek. Çok basit bir soru soralım: Çıkın sokağa, herhangi bir İzmirliye sorun; “Yolların durumu nasıl?” diye. Samimiyetle söylüyorum, “iyi” diyen bir kişiyi bulmakta zorlanırsınız. Var mı aramızda “yollar çok iyi” diyebilecek biri?

Hatta mesele öyle bir noktaya gelmiştir ki, sizin kendi ilçe belediye başkanlarınız dahi artık bu tabloya sessiz kalamamış, yolların kötü olduğunu açıkça ifade etmek zorunda kalmıştır. Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız, Kasım 2025 İlçe Belediye Meclisinde, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından asfalt çalışmalarının yetersizliği ile ilgili gelen önergeyle ilgili “Ben de sizinle aynı düşüncedeyim. İyi gitmediğimiz belli.’’ demişti. 

Ama siz bambaşka bir İzmir anlatıyorsunuz…

Şimdi gelelim neden bu kadar kötü bir tabloyla karşı karşıya olduğumuzu, yine sizin kendi hazırladığınız veriler üzerinden ortaya koyalım.

Son 7 yılın asfalt döküm miktarlarına bakalım:

2019 yılında 1 milyon 757 bin ton asfalt dökülmüş.
2020’de bu rakam 929 bin tona düşmüş.
2021’de 958 bin ton.
2022’de 773 bin ton.
2023’te 662 bin ton.
2024’te 473 bin ton…
Ve 2025: sadece 387 bin ton!

Yani her yıl bir öncekinden daha kötü bir performans… Adeta dibe doğru sistematik bir gerileme!

Daha da çarpıcı olan şu: 2025 yılı hedefiniz 1 milyon 300 bin ton. Gerçekleşen? Bunun dörtte biri bile! Sadece 387 bin ton. Üstelik bunun da 269 bin tonu merkez ilçelerde. Kırsal ilçelerde bu rakam 118 bin ton. 19 kırsal ilçeye verdiğiniz değer bu kadar mı.

Kasım 2025’te görüşmelerinde, bütçe kitapçığında da 2025 yılı için 550 bin ton asfalt atacağınızı ön görmüşsünüz. Orada bile rakamı tutturamamışsınız.

Şimdi siz basit bir matematik hesabı ile ne kadar az ne kadar düşük performansla çalıştığınızı anlatayım.

1 yıl boyunca devasa bütçesi ve çalışanı olan İZBETON’u çalıştırdınız. Sonuç: 12 santim kalınlığında, 7 metre genişliğinde 188 kilometre bir yol yapabildiniz. Koskoca İzmir Büyükşehir Belediyesi ayda 15.6 kilometre, günde 522 metre yol yapabilmiş yani.    

Şimdi soruyorum: Bu mu sizin planlamanız? Bu mu sizin yönetim anlayışınız?

Gerçekten “göz kamaştıran” bir performans… Ama ne yazık ki başarıda değil, başarısızlıkta!

Sayın Başkan sık sık “İzmir’i kötüleyenler var, İzmir bu aşağılanmayı hak etmiyor” diyor. Doğru, İzmir bu aşağılanmayı hak etmiyor. Ama İzmir’i aşağılayan kim? Çalışmayan, üretmeyen, hedeflerini tutturamayan bu yönetim anlayışıdır!

Vatandaş çukurlu yolu görünce konuşuyor. Çamuru görünce tepki gösteriyor. Bozuk asfaltı görünce isyan ediyor. Sosyal medyada dile getirilen şey İzmir’i kötülemek değil; İzmir’e layık görülmeyen bu hizmet anlayışını eleştirmektir. İnsanlar şehri değil, sizin beceriksizliğinizi konuşuyor!

Bakın, sadece asfalt değil:

Parke kaplama hedefiniz 900 bin metrekare. Gerçekleşen sadece 380 bin metrekare.
Arazi yolu kaplaması, yani sathi kaplama hedefiniz 1 milyon 250 bin metrekare. Gerçekleşen ise yalnızca 283 bin metrekare!

Hedef koyuyorsunuz, ama o hedeflerin yarısına bile ulaşamıyorsunuz. Sonra çıkıp “İzmir’i kötüleyenler var” diyorsunuz.

Şimdi açıkça soruyorum:

Bu rakamlara baktığınızda, bir vatandaş aracına binip bir yerden bir yere giderken “İzmir’in yolları iyi” diyebilir mi?

İşte gerçek bu!

Kötülenen İzmir değil…
Kötülenen; İzmir’i hak ettiği gibi yönetemeyen anlayıştır.
Kötülenen; bu şehre layık görülen düşük performanstır.

Ve biz bugün burada, tam da bu gerçeği konuşuyoruz.

Değerli Meclis Üyeleri,

Sürekli söylüyoruz: Altyapıda eksiklik var, koordinasyon yok.
Şimdi size bunun sadece bir eleştiri değil, Denetim Komisyonu’nda muhalefet şerhi olarak ortaya koyduğumuz somut bir tespit olduğunu göstermek istiyorum.

Bulgu 1’de açıkça ortaya koyduk:

İzmir Büyükşehir Belediyesi AYKOME (Altyapı Koordinasyon Merkezi) ile ilgili 2024 yılında tespit edilen sorunlar, 2025 yılında da aynen devam etmiş, hatta verilerle daha da netleşmiştir.

Ne demek bu?

Demek ki sorun tespit ediliyor ama çözülmüyor!
Demek ki aynı hatalar tekrar ediyor!
Demek ki yönetim refleksi yok!

Bakın, 2024 denetiminde ne demiştik?
AYKOME’nin uyguladığı cezaların büyük bir kısmı, belediyenin kendi birimlerine ve bağlı kuruluşlarına kesiliyor.
Yani kurum kendi içinde koordinasyonu sağlayamıyor!

Peki 2025’te ne olmuş?

Rakamlar ortada:

İZSU’ya 84 işlem…
Toplam 5 milyon 187 bin TL ceza!

Diğer kurumlara bakıyoruz:
6 işlem, 280 bin TL
6 işlem, 270 bin TL
5 işlem, 150 bin TL

Şimdi tablo çok net:

En fazla ceza kime kesiliyor?
Belediyenin kendi kuruluşuna, yani İZSU’ya!

Bu neyi gösteriyor?

Bu;
altyapıda koordinasyon olmadığını gösterir!
kurumların birbirinden kopuk çalıştığını gösterir!
AYKOME’nin asli görevini yerine getiremediğini gösterir!

Değerli arkadaşlar,

Bir şehirde altyapı kazıları, yol çalışmaları, üstyapı düzenlemeleri birbiriyle uyumlu olmazsa ne olur?
Aynı yer defalarca kazılır…
Yeni yapılan yol kısa sürede bozulur…
Vatandaş çile çeker!

Biz az önce neyi konuştuk?
Bozuk yolları…
Eksik altyapıyı…
Plansız çalışmaları…

İşte sebep tam olarak bu!

Denetim raporları söylüyor, rakamlar söylüyor, sahadaki vatandaş söylüyor…

Ama siz hâlâ bu sorunu çözmek yerine görmezden geliyorsunuz.

Değerli Meclis Üyeleri,

Biz muhalefet yapıyoruz diye yapılanı görmezden gelen bir anlayışta değiliz. Yapılan her doğru işi söyleriz, hakkını da teslim ederiz. Ancak eksik yapılanı, hatalı yapılanı da aynı açıklıkla ifade ederiz.

Az önce 2025 yılında döktüğünüz asfalt miktarını ortaya koyduk. Evet, son derece düşük bir performans. Ama o sınırlı asfalt çalışmalarının yapıldığı yerlerden biri de Güzelbahçe ilçemizdeki 75. Yıl Bulvarı.

Orada çalışma yaptınız… Açılışlar gerçekleştirdiniz… Bol bol video çekip sosyal medyada paylaştınız. Her şey çok güzelmiş gibi bir tablo sundunuz.

Peki sonra ne oldu?

Daha üzerinden bir ay bile geçmeden, ilk yağmurda o yol sular altında kaldı. Adeta göle döndü!

Neden? Çünkü altyapı yok!

Bakın, bunu biz söylemiyoruz. Bizzat o yolu kullanan vatandaş söylüyor. Çektiği fotoğrafla birlikte şu ifadeleri kullanıyor:

“Yağmurda yollar göle dönüyorsa, bu bir doğa olayı değil, altyapı sorunudur. Yağmur suyu hâlâ nereye gideceğini bilmiyor. Bir ay önce açılan 75. Yıl Bulvarı… İzmir Belediyesi yol yapıyor ama yapılan yolun kanalizasyonu yok.”

İşte gerçek budur!

Yani sadece az iş yapmıyorsunuz…
Yaptığınız işi de eksik yapıyorsunuz.
Planlama yok, bütüncül yaklaşım yok, altyapı-üstyapı uyumu yok!

Bir işi yapıyorsunuz ama yarım yapıyorsunuz.
Vatandaşın hayatını kolaylaştırması gereken hizmet, daha bir ay geçmeden yeni bir soruna dönüşüyor.

OTOPARKLAR İÇİN NEREDEYSE HİÇBİR ŞEY YAPMAMIŞSINIZ

Değerli Meclis Üyeleri,

Gelelim şehrimizin bir diğer kronik ve her geçen gün büyüyen sorununa: otopark meselesi.

Faaliyet raporunuza bakıyoruz… Ne diyorsunuz?
“2025 yılında yapımı tamamlanacak otoparkların değerlendirilmesi ve işletilmesine yönelik işlemler yapılmıştır, 2026 yılında çalışmalara devam edilecektir.”

Yani ortada somut bir üretim yok, sadece “işlem yaptık” diyorsunuz.

Rakamlar ise gerçeği çok net ortaya koyuyor:
Otopark yapımı için 63 milyon 300 bin TL bütçe ayırmışsınız.
Peki ne kadar harcamışsınız? Sadece 311 bin TL!

Bu ne demek biliyor musunuz?
İzmir’in en temel sorunlarından biri olan otopark meselesi için neredeyse hiçbir şey yapmamışsınız!

Peki ne yaptınız?

Bir sabah kalktınız…
Elde proje yok, teknik hazırlık yok, fizibilite yok…
Yapay zekâ görselleriyle hazırlanmış bir Kordon yeraltı otoparkı projesini kamuoyunun önüne koydunuz. Günlerce bunu konuşturup İzmirliyi oyaladınız.

Ama ortada ne ihale var, ne somut adım var, ne de güven veren bir planlama!

Yapay zeka yönetse, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni sizden çok çok iyi yönetir. Bırakın da yapay zeka yönetsin İzmir’i!

Sayın Başkan’ın iki yıllık performansına baktığımızda zaten ortada bir otopark başarısından söz etmek mümkün değil. Açık söylüyorum: Bu anlayışla o Kordon Otopark projesinin de hayal olarak kalacağına İzmirliler gibi bizim de en ufak bir şüphemiz yok. Daha önce teknik verilerle Kordon’da o otoparkı sizin yönetiminizde yapılamayacağını açıklamıştım. Şimdi tekraren söylemek istemiyorum.

Ama mesele sadece yapmamak da değil…

Aynı zamanda ciddi bir tutarsızlık var!

Sayın Başkan bir yandan diyor ki:
“Kent merkezini araç trafiğine kapatacağız.”

Diğer yandan ne yapıyor?
Kent merkezinin tam kalbine, Kordon’a, binlerce araçlık yeraltı otoparkı planlıyor!

Şimdi sormak gerekiyor:

Madem kent merkezini araçtan arındıracaksınız, bu otoparkı kimin için yapıyorsunuz?
Madem böyle büyük bir otoparka ihtiyaç var diyorsunuz, o zaman “trafiği kapatma” söylemi neyin karşılığı?

Bu iki yaklaşım aynı anda doğru olamaz!

Ya planlama yok…
Ya vizyon yok…
Ya da kamuoyuna ne söyleyeceğinizi siz de bilmiyorsunuz!

YENİ GİRNE ÜST GEÇİT ELEŞTİRİSİ

Değerli Meclis Üyeleri,

Şimdi gelelim 2025 faaliyet raporunda “yaptık, tamamladık” dediğiniz ama gerçekte tamamlayamadığınız bir icraata: Karşıyaka Yeni Girne Yaya Üst Geçidi.

Biliyorsunuz, bu konuyu ilk olarak Ekim ayında gündeme getirdim. Kasım 2024’te başlayan bu üst geçidin, Haziran 2025’te tamamlanması gerekiyordu. Ancak bitmedi.

Kasım ayındaki bütçe görüşmelerinde tekrar sordum: “Neden hâlâ bitmiyor?” dedim. Bunun üzerine Sayın Başkan, “Aralık ayı ortasında bitecek” dedi. Yani bir ay sonra tamamlanacağını ifade etti.

Peki ne oldu?

Aralık geçti, bitmedi.
Ocak geçti, bitmedi.
Şubat geçti, bitmedi.
Mart geçti, bitmedi.

Nisan ayındayız hala bitmedi. Dün oradaydım bakın asansörler çalışmıyor, 4 yürüyen merdivenden biri çalışıyor. Şantiye alanı gibi üst geçidin üstü ve yanı. İnşaat malzemeleri duruyor.

Açıkçası ben bu konuyu bugün tekrar gündeme getirmeyecektim. Çünkü yeterince konuştuk, yeterince söyledik. Basit bir yaya üst geçidini bile zamanında yapamadığınızı zaten ortaya koyduk.

Ama faaliyet raporunu incelerken, sayfa 56’da öyle bir ifadeyle karşılaştım ki, bunu söylememek mümkün değil.

Diyorsunuz ki:
“Karşıyaka Yeni Girne Pazaryeri Yaya Üst Geçidi yapım işlerinde çalışmalar tamamlanmıştır.”

Üstelik yanına da bitmemiş halinin fotoğrafını koymuşsunuz!

Bakın, konuşmamın başında ne demiştim?
“Yapılmamış olmasına rağmen yapılmış gibi gösterilen işleri de konuşacağız” demiştim.

İşte tam olarak bu!

Soruyorum siz:
Bitmemiş bir işi nasıl “tamamlandı” diye yazarsınız?
Bu nasıl bir raporlama anlayışıdır?
Bu, İzmirlilerin aklıyla dalga geçmek değil midir?

7 ayda bitirilmesi gereken basit bir yaya üst geçidini zamanında yapamamışsınız…
17 ay geçti hala tam anlamıyla bitmemiş.
Ve 2025 faaliyet raporunda 188. sayfada “tamamlandı” diye koyuyorsunuz!

Bu mu sizin belediyecilik anlayışınız?
Bu mu sizin çalışma disiplininiz?
Bu mu sizin şeffaflık anlayışınız?

Değerli arkadaşlar,

Hazır konu açılmışken, denetim raporunda bu işle ilgili dikkat çektiğimiz hususlar da var. Onları da özellikle ifade etmek isterim… Denetim Raporu Muhalefet şerhi bulgu 8’de yay üst geçidi ile ilgili planlama ve koordinasyon eksikliği, kamu kaaynaklarının verimli kullanılmamasına yönelik bulgularımı belirttim.

İş süresinin uzamasıyla birlikte yalnızca takvim değil, mali yapı da bozulmuştur. Hakediş belgeleri incelendiğinde; 01.09.2025 tarihli 3 no’lu hakediş itibarıyla toplam fiyat farkı ödemesinin 1 milyon 850 bin 964 TL’ye ulaştığı açıkça görülmektedir.

Bu ne demektir?

Gecikme sadece bir zaman kaybı değildir.
Doğrudan bütçeye yük getiren bir süreçtir.
Yani sizin yönetim zaafınızın bedelini İzmirli hemşehrilerimiz ödemektedir!

Ama mesele sadece maliyet de değil…

Bu işin niteliği gereği, ortaya çıkan gecikme doğrudan insan hayatını ilgilendirmektedir. Yaya üst geçidi gibi bir yatırımın zamanında tamamlanamaması; sahada geçici, düzensiz ve riskli bir ulaşımın aylarca devam etmesine neden olmuştur.

Ve ne yazık ki bu risk, somut bir olayla da karşımıza çıkmıştır.

24 Ekim 2025 tarihinde, Yeni Girne Bulvarı üzerindeki pazaryeri mevkiinde 1945 doğumlu Abdullah Yılmaz isimli bir vatandaşımız, bir tırın çarpması sonucu hayatını kaybetmiştir.

Elbette bu olay ile üst geçidin gecikmesi arasında doğrudan teknik bir nedensellik bağı kurmak için detaylı inceleme gerekir. Ancak şu gerçek ortadadır:

Üst geçit zamanında tamamlanmış olsaydı…
Yaya geçişleri güvenli şekilde düzenlenmiş olsaydı…
Bu risk bu kadar büyür müydü?

İşte bizim söylediğimiz tam olarak budur!

Geciken her iş;
sadece bütçeyi değil,
aynı zamanda insan hayatını da riske atmaktadır.

SÜT KUZUSU’NDA 2025’TE SADECE 3,2 MİLYON LİTRE

Değerli Meclis Üyeleri,

Şimdi gelelim sosyal belediyeciliğin en önemli başlıklarından biri olan Süt Kuzusu Projesi’ne

Bu proje, Sayın Aziz Kocaoğlu döneminde başlamıştı. Doğru bir projeydi, kıymetliydi. AK Parti olarak biz de o gün ne dedik?
“Doğru bir iş yapılıyor, destekliyoruz” dedik.

Ama ne oldu?

Onu da elinizde çürüttünüz…
Onu da sürdüremediniz…
Onu da geriye götürdünüz!

Yine sizin kendi verilerinizle konuşalım:

2021’de 14 milyon litre süt dağıtılmış.
2022’de bu rakam 8 milyona düşmüş.
2023’te yine 8 milyon litre.
2024’te 4,3 milyon litreye düşmüş.
Ve 2025’te… sadece 3,2 milyon litre!

Ne görüyoruz?
Tıpkı asfaltta olduğu gibi burada da istikrarlı bir düşüş var!

Yani siz sadece yol yapamıyorsunuz demiyoruz…
Sosyal belediyeciliği de her geçen yıl geriye götürüyorsunuz!

Ama işin daha vahim bir tarafı var…

Şehrin dört bir yanına kocaman panolar asıyorsunuz:
“8,2 milyon litre süt dağıttık” diyorsunuz!

Şimdi soruyorum:

Sayın Başkanın görevde olduğu 2 yılın toplamı bile bu rakama ulaşmazken, siz bu hesabı nasıl yaptınız?
Bu rakamı nereden çıkardınız?
Bu nasıl bir matematik, bu nasıl bir ciddiyetsizlik?

Faaliyet raporunda yapılmamış işi yapılmış gibi göstermekten geri durmadınız…
Şimdi de dağıtmadığınız sütün reklamını İzmir’in dört bir yanına asıyorsunuz!

Gerçekten pes doğrusu!

Değerli Meclis Üyeleri,

Gelelim raylı sistemler konusuna…

2025 faaliyet raporunda Raylı Sistemler Dairesi Başkanlığı altında, sayfa 79’da şöyle bir ifade yer alıyor:
“Gürçeşme ve Kâtip Çelebi istasyonlarında peron kaba inşaatları tamamlanmıştır. İnce işler ve elektromekanik imalatların ardından test ve devreye alma yapılarak işletmeye açılması hedeflenmektedir.”

Okuyunca her şey yolunda, her şey planlı, her şey ilerliyormuş gibi görünüyor…
Peki gerçekte ne var?

Bu iki istasyon, konum itibariyle son derece kritik. On binlerce vatandaşımızın günlük ulaşımını doğrudan etkileyecek noktalar. Bir an önce hizmete alınması gerekiyor.

Ama gelin bir de 2024 faaliyet raporuna bakalım… 109. sayfa. Orada ne yazıyor?

“2025 yılında ince işler tamamlanacak, test ve devreye alma yapılarak işletmeye açılacaktır.”

Yani 2024’te ne yazdıysanız, 2025’te de aynısını yazmışsınız!

Hiçbir ilerleme yok…
Hiçbir somut gelişme yok…
Sadece kopyala–yapıştır bir belediyecilik anlayışı!

Soruyorum siz: Bu mu sizin çalışma disiplininiz? Bu mu sizin proje takibiniz?

2025 Mayıs’ta bitmesi gereken İZBAN istasyonları bugün ne durumda?
Kaba inşaat yapılmış… ve öylece kaderine terk edilmiş!

Ne ilerleme var, ne tamamlanma, ne de vatandaşın hayatını kolaylaştıracak bir sonuç!

Gerçek şu:
Bu, CHP belediyeciliğinin klasik tablosudur.
Ya bir işe başlanamaz…
Ya başlanır ama bitirilemez…
Ve sonunda proje atıl kalır!

Bakın, sadece bu da değil…

Halkapınar Metro Depolama Tesisi…
2025 faaliyet raporunda yine “çalışmalar devam ediyor” diyorsunuz.
2026’da tamamlanması planlanıyor diyorsunuz.

Peki bu proje kaç yıldır sürüyor?
10 yıl!

10 yıldır bitirilemeyen bir proje olur mu?

Her yıl faaliyet raporuna aynı cümleleri yazmaktan yorulmadınız mı?
“Şurası yapıldı, burası devam ediyor…”

Biraz gayret gösterin de artık bitirin!

KENTSEL DÖNÜŞÜM MESAJLARI

Değerli Meclis Üyeleri,

Gelelim İzmir’in belki de en hayati meselesine: kentsel dönüşüm.

Kentsel dönüşüm, bu şehir için bir tercih değil, bir zorunluluktur. Deprem gerçeğiyle yaşayan İzmir’de, vatandaşlarımızın can güvenliğini doğrudan ilgilendiren en önemli başlıklardan biridir. Ancak geldiğimiz noktada üzülerek ifade ediyorum ki, İzmir Büyükşehir Belediyesi bu konuda “ağır aksak ilerliyor” bile diyemeyeceğimiz kadar kötü bir tablo ortaya koymaktadır.

Bir taraftan kentsel dönüşüm projeleri ilerlemiyor…
Diğer taraftan, bu süreçte binlerce vatandaşımız mağdur ediliyor.
Parasını ödeyen İzmirliler evlerine kavuşamıyor, mahkeme kapılarında hak arıyor!

Geçtiğimiz dönemde büyük vaatlerle başlatılan kooperatif modeli…
Ne yazık ki bugün umut olmaktan çıkmış, belirsizlik ve mağduriyet üretir hale gelmiştir.

Şimdi yine sizin kendi faaliyet raporunuzdaki, 195. sayfadaki rakamlarla konuşalım:

Gaziemir Aktepe–Emrez 1. Etap…
Hedef %35, gerçekleşme %0!
Yıl sonu kümülatif oran sadece %15.

Gaziemir Aktepe–Emrez 2.Etap…
Hedef %50, gerçekleşme %31.
Yıl sonu kümülatif oran %61.

Uzundere 3. Etap…
Hedef %22, gerçekleşme %0!
Yıl sonu kümülatif oran %8.

Uzundere 4. Etap…
Hedef %35, gerçekleşme yine %0!
Yıl sonu kümülatif oran sadece %3!

Şimdi bu tabloya baktığımızda ne görüyoruz?

Ne hedefler tutuyor…
Ne projeler ilerliyor…
Ne de vatandaşın beklentisi karşılanıyor!

Değerli arkadaşlar,

İzmirli hemşehrilerimiz daha güvenli konutlarda yaşamak istiyor.
Depreme karşı dayanıklı bir şehirde yaşamak istiyor.
Ve bu konuda İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne güveniyor.

Ama ortada bu güveni karşılayacak bir irade yok!
Ortada bu süreci yönetecek bir organizasyon yok!
Ortada sonuç üretecek bir belediyecilik anlayışı yok!

Kentsel dönüşüm; reklamla, vaatle, broşürle olmaz.
Kentsel dönüşüm; planla, kararlılıkla ve sahada gerçek icraatla olur!

Değerli Meclis Üyeleri,

Kentsel dönüşüm; planla, kararlılıkla ve sahada gerçek icraatla olur!

Tam da bu noktada, Denetim Komisyonu’nda ortaya koyduğumuz bir bulguyu da özellikle ifade etmek istiyorum.

Çünkü biraz önce anlattığımız tablo, sadece projelerin ilerlememesiyle sınırlı değil…
Aynı zamanda işlerin nasıl plansız ve sonuçsuz yürütüldüğünü de ortaya koyuyor.

Denetim Komisyonu raporlarımızda yer alan Bulgu 2’de çok net bir tespit var:

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından; Bergama ve Ödemiş terminal binaları, Torbalı hizmet binası ile Bornova ve Balçova gençlik yerleşkelerine yönelik deprem performans analizi hizmet alımı yapılmış…

Ama ne olmuş?

İş bütüncül bir planlama ile yürütülmemiş!
Teknik dokümanlar arasında uyumsuzluk var!
Ve en önemlisi…
Bu iş sonuçlandırılamamış!

Bakın, bu çok ciddi bir konudur!

Deprem performans analizi dediğiniz şey nedir?
Önce veri toplarsınız…
Sonra o verileri analiz eder, yapının dayanımını ortaya koyarsınız.

Ama burada ne yapılmış?

Sadece veri toplanmış…
Ama işin en önemli kısmı olan mühendislik analizleri yapılmamış!

Yani ortada ne var?

Tamamlanmamış bir iş…
Yarım bırakılmış bir süreç…
Ve en önemlisi somut bir sonuç yok!

Peki buna rağmen ne yapılmış?

Ödeme yapılmış!

Şimdi soruyorum:

Sonuç üretmeyen bir işe ödeme yapmak nedir?
Bu, kamu kaynağını etkin kullanmak mıdır?

Hayır!

Bu;
kamu kaynağının boşa harcanmasıdır!
planlama eksikliğidir!
ve en önemlisi, kamu güvenliği açısından ciddi bir risktir!

Çünkü siz deprem analizini tamamlamazsanız…
O binaların ne kadar güvenli olduğunu da bilemezsiniz!

Değerli arkadaşlar,

İşte bizim itirazımız tam olarak buradadır:

Kentsel dönüşüm ilerlemiyor…
Deprem analizleri tamamlanmıyor…
Ama buna rağmen harcama yapılıyor!

Bu anlayışla ne güvenli şehir kurabilirsiniz…
ne de vatandaşın size olan güvenini koruyabilirsiniz!

İzmir, bu kadar hayati bir konuda
yarım işlere, plansızlığa ve sonuçsuz harcamalara mahkûm edilemez!

RAHAT OL SAYIN BAŞKAN!

AK Parti Grup Başkan Vekili Hakan Yıldız, Kocabaş’ın konuşması sonrası söz alarak süre sınırına tepki gösterdi.

Yıldız Tugay’a tepki gösterdiği konuşmasında, “20 dakikalık konuşmayı 10 kere bölüyorsunuz. Mayıs ayında meclisi öyle bir yaparız ki sabaha kadar divan oturur, valla yapacağız zaten rahat ol sayın başkan sen. Faaliyetini konuşmaktan çekinen bir belediye başkanısınız. 5 dakika dinlemekten uzaksınız muhalefetin ortaya koyacaklarını” dedi.

AK Parti Meclis Üyesi Adem Öztürk faaliyet raporu ile ilgili söz aldı ancak Cemil Tugay’ın meclisi terk etmesini protesto ederek konuşma gerçekleştirmedi.

TUGAY’A: YÜREĞİ YETİYORSA GELSİN!

Öztürk şunları söyledi: Cemil Tugay ile göz temasını bir türlü sağlayamıyoruz. Tavşan kaç tazı tut meselesi gibi oldu ikimizin arasındaki bu konuşma mevzusu. Bundan önceki mecliste söz hakkımı gasbettiği gibi, söz hakkı bana gelince gitmeyi tercih etti. Kendisini protesto ediyorum. Bu tavır İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’na yakışmıyor. Ben konuşma yapmıyorum. Eğer yüreği yetiyorsa 3 dakika sonra gelsin ben de konuşmamı yapayım. Cesareti varsa buyursun gelsin otursun ben de konuşmamı yapayım.

YILDIR: HEPİMİZİN YÜREĞİ VAR!

Başkan Vekili Levent Yıldır söz alarak, “Hepimizin yeterince yüreği var bu konuda sorun yok” dedi.

 



Sayfa Adresi: http://www.gercekizmir.com/haber/Meclis-te-gundem-faaliyet-raporu-Tugay-i-protesto-etti-konusma-yapmadi-Yuregi-yetiyorsa-gelsin/191288