Önceki Dönem Gençlik ve Spor Bakanı, AK Parti İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Kasapoğlu, AK Parti'nin 25'inci kuruluş yıl dönümünde kaleme aldığı makalesinde, "Sayın Cumhurbaşkanımız, iktidar yılları boyunca Türkiye'yi küresel arenada bir üst lige taşıyacak o büyük hamlelerin sistemli altyapısını kurguladı. Siyaset sosyolojisi açısından AK Parti'nin 25 yıldır sandıkta birinci parti olarak kalabilmesinin ardındaki asıl analitik sır, vizyon ufkunun seçim takvimleriyle sınırlı kalmamasıdır. Sayın Cumhurbaşkanımız, girdiği her seçimde konjonktürel vaatlerin ötesinde bir vizyon kurguladı" dedi. Önceki Dönem Gençlik ve Spor Bakanı, AK Parti İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Kasapoğlu, AK Parti'nin 25'inci kuruluş yıl dönümünde yeni bir makale kaleme aldı. Bugün yayınlanan makalesinde Kasapoğlu, "Türkiye; geçmişte siyasi krizler, anti demokratik müdahaleler ve vesayet baskılarıyla çetin sınavlardan geçti. Sürekli kendini tekrar eden bu krizler, yönetim mekanizmalarını felç etmenin ötesinde, bu ülkenin yarınlarını da ağır bir yük altında bıraktı. İşte bu iklimde, çeyrek asır boyunca meşruiyetini kesintisiz şekilde sandıktan alan bir siyasi hareketin yükselişi, hiç şüphesiz Türk demokrasi tarihinin en büyük zihniyet devrimi olmuştur. 14 Ağustos Cuma günü, AK Parti'nin kuruluşunun 25'inci yıl dönümünü büyük bir gururla idrak ettik. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Ankara'da gerçekleştirdiği dev mitingle taçlanan bu tarihi milat; bir siyasi partinin çeyrek asırlık takvim yapraklarına vurgu yapmaktan öte, Türkiye'nin sivil iradeyle kendi kaderini tayin etme mücadelesinin bir kutlamasıdır. Geriye dönüp bakıldığında 14 Ağustos 2001, çalkantılı ekonomik krizlerin, istikrarsız koalisyon hükümetlerinin ve milli irade üzerindeki bürokratik vesayet gölgelerinin arasında sönmeye yüz tutmuş toplumsal özgüvenin yeniden alevlendiği bir tarihti. Geride kalan 25 yılın analizi yapıldığında görülecektir ki, bu dönemin asıl anlamı devlet ile millet arasındaki yıkılmış köprülerin onarılmasıdır" ifadelerine yer verdi. 'ATEŞTEN GÖMLEK GİYİLEREK YÜRÜNEN BİR DEMOKRASİ YOLU' Kasapoğlu, makalesini şöyle sürdürdü: "Türkiye'nin çeyrek asırlık demokrasi yolculuğu asla dikensiz bir gül bahçesinde, rahat ve çiçekler içinde geçmedi. Türkiye bu yolu; hain engellerle mücadele ederek, dik yokuşları birer birer tırmanarak yürüdü. 2001'de yola çıkılırken hedeflenen 'ileri demokrasi' ve 'sivil irade' vizyonu, sistemin kılcal damarlarına nüfuz etmiş statüko unsurları tarafından her aşamada dirençle karşılandı. Parti kapatma davaları, 27 Nisan'e-muhtırası, Gezi kalkışması, 17-25 Aralık yargı-emniyet darbe girişimi, çukur barikat eylemleri ve nihayetinde 15 Temmuz hain darbe teşebbüsü… Saymaya kalkıştığımızda her biri bir ülkenin demokratik rejimini tümden felç edebilecek boyuttaki bu türbülanslar, milletimizin sarsılmaz iradesi ve Sayın Cumhurbaşkanımızın kararlılığı sayesinde bertaraf edildi. Bu çeyrek asırlık yürüyüşün en büyük demokratik başarısı; sandığı meşruiyetin yegâne kaynağı haline getirmek, kapalı kapılar ardında milli iradeye ayar vermeye çalışan vesayet odaklarını tamamen tasfiye etmek olmuştur. Demokrasi, sadece seçim günü oy kullanma ritüeli olmaktan çıkmıştır. Demokrasi, farklı inançların, kimliklerin ve düşüncelerin kendisini özgürce ifade edebildiği, fırsat eşitliğinin her yurttaş için geçerli kılındığı kapsayıcı bir toplumsal çatıya dönüştürülmüştür." 'KONJONKTÜREL VAATLERİN ÖTESİNDE BİR VİZYON KURGULADI' Kasapoğlu makalesinde, "Sayın Cumhurbaşkanımız, iktidar yılları boyunca Türkiye'yi küresel arenada bir üst lige taşıyacak o büyük hamlelerin sistemli altyapısını kurguladı. Siyaset sosyolojisi açısından AK Parti'nin 25 yıldır sandıkta birinci parti olarak kalabilmesinin ardındaki asıl analitik sır, vizyon ufkunun seçim takvimleriyle sınırlı kalmamasıdır. Sayın Cumhurbaşkanımız, girdiği her seçimde konjonktürel vaatlerin ötesinde bir vizyon kurguladı. Her hizmet dönemini ise Türkiye'nin bir sonraki stratejik hamlesine zemin hazırlayan bir imar ve ihya sürecine dönüştürdü. Girilip zaferle çıkılan her sandık; bir sonrasının dev altyapı çalışmalarına, savunma sanayii devrimlerine ve dış politika hamlelerine meşruiyet zemini sağladı. Bölünmüş yollardan yüksek hızlı tren hatlarına, köprülerden havaalanlarına, şehir hastanelerinden yerli otomobil TOGG'a, mavi vatandaki doğal gaz keşiflerinden uzaya gönderilen uydulara ve küresel ölçekte oyun değiştiren İHA/SİHA teknolojilerine kadar atılan her adım, bir sonraki aşamanın sıçrama tahtası oldu. Burada gerçekleşen dönüşüm; beton, çelik veya yüksek teknoloji üretiminin çok daha ötesine geçerek, doğrudan vatandaşın zihninde yankı bulan bir 'toplumsal özgüven devrimi' olmuştur. Bir zamanlar 'biz yapamayız, bize yaptırmazlar' çaresizliğiyle ezilen bir toplum, bugün 'Türkiye yapar ve en iyisini yapar' aşamasına gelmiştir. AK Parti, milleti ikna etme sürecini salt vaatlere dayandırmak yerine; milletimizi, bizzat başardığı işlere şahit kılarak ülkenin kalkınma dinamiklerini kalıcı hale getirmiştir" dedi. 'OLGUN BİR SİYASİ İRADENİN TABLOSUDUR' Makalesinin devamında, "Çeyrek asırlık demokratik birikimin bugün geldiği en olgun nokta; Türkiye'nin on yıllardır huzurunu, enerjisini, insan kaynağını ve ekonomik gücünü emen terör belasını tarih sahnesinden tamamen silme iradesidir. Şu aşamada ülkemizin geleceğini şekillendiren en kritik stratejik hedef, hiç şüphesiz 'Terörsüz Türkiye' vizyonudur" ifadelerine yer veren Kasapoğlu, şöyle devam etti: "İşte bu tarihi vizyonun yasal ve toplumsal zemini, millet iradesinin tecelligahı olan Gazi Meclisimizin çatısı altında somutlaşmıştır. TBMM Genel Kurulu'nda parti gruplarının geniş uzlaşısıyla kabul edilen ve ihtisas komisyonlarındaki titiz mesaiyle olgunlaştırılan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun teklifi; sadece bir hukuki metin değil, devlet aklıyla millet iradesinin ortak mührüdür. Farklı siyasi yelpazelerden milletvekillerinin nitelikli bir çoğunlukla 'evet' dediği bu yasal düzenleme, Türkiye'nin iç cephesini sarsılmaz bir kale haline getirme iradesini yasal güvenceye kavuşturmuştur. Terörün tamamen ortadan kalktığı, silahların ve şiddetin yerini tam manasıyla hukuka, siyasete ve kardeşlik hukukuna bıraktığı bu yeni evre; Cumhuriyetimizin ikinci asrını 'Türkiye Yüzyılı' yapacak ana sütundur. Sonuç olarak; Ankara'da yaşanan 25'inci yıl coşkusu ve miting alanını dolduran yüz binlerin kararlılığı, geçmişin muhasebesini yaparken geleceğin büyük hedeflerine odaklanan olgun bir siyasi iradenin tablosudur. Çeyrek asır önce 'Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak' diyerek başlayan bu yolculuk; virajları aşarak, engelleri devirerek ve her aşamada milleti merkeze alarak devam ediyor. Bugün Türkiye; vesayeti yenmiş demokrasisi, kendi ayakları üzerinde duran güçlü ekonomisi ve teknolojik bağımsızlığı ile aydınlık yarınlara yönelik emellerine hiç olmadığı kadar yakındır. 25 yıl önce atılan o ilk adım, bugün devlet ve milletin el ele vermesiyle, Türkiye'yi küresel bir güç odağı yapma hedefine emin adımlarla taşımaktadır." (DHA)