Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmeye ilişkin yeni bir açıklama yaptı. Ankara Konseyi 7'inci Olağan Genel Kurulu'nda konuşan Yavaş, Türkiye'de siyaset gündemine oturan görüşmeye ilişkin konuştu. "BU ÜLKEYİ YÖNETENLERLE GÖRÜŞMEYECEKSEK..." Yavaş, Ankara'daki metro yatırımları için yaklaşık 1,3 milyar dolarlık, diğer projeler için ise yaklaşık 800 milyon Euroluk finansman ve Hazine onayı süreçlerinin bulunduğunu belirterek, bu konuların çözümü amacıyla yapılan görüşmelerin siyasi tartışma konusu haline getirilmesini doğru bulmadığını ifade etti. ''Bu ülkeyi yönetenlerle görüşmeyeceksek nasıl hizmet edeceğiz?'' diyen Mansur Yavaş, siyasi görüş ayrılıklarının kent yönetimine yansıtılmaması gerektiğini söyledi. ''AYRILIKTA AZAP VARDIR'' Siyasi terminolojide ve siyasi görüşlerde ayrılıklar yaşanabileceğini ancak bunun bir kent yöneticisinin hizmet anlayışını etkilememesi gerektiğini dile getiren Yavaş, ''Ben tavanda olan ayrılıkların bir kent yönetimini, belediye başkanı olarak bizi hiç ilgilendirmediği kanaatindeyim. Belediye meclisinde imkan olursa hep birlikte oy birliğiyle karar almaya çalışıyoruz. Oy birliğiyle karar aldığımız zaman daha da mutlu oluyoruz. Dolayısıyla hep söylenir, ayrılıkta azap vardır. Tavandakiler istediği kadar ayrılsın. Bizler Ankara halkı olarak tabanda her konuda, her fikirden insanla bir arada olmaya da devam edeceğiz'' dedi. Yavaş, Ankara Kent Konseyi'nin 7. Olağan Genel Kurulu'na katıldı. Genel Kurul'un açılışında konuşan Yavaş, şunları kaydetti: "Kent konseyinin bir broşürü daha gördüm. Bu bol miktarda masaları bırakılmış. 2019'dan 2026'ya kadar yaptığı bütün faaliyetler var. Bunların içerisinde yapılan toplantılar, katılımcı sayıları, hepsi var. Mutlaka bakmanızı isterim. 1,3 milyon kişi kent yönetimine katılmış. Bizler seçilirken söylemiştik. Bu kendi tek başımıza zaten yönetemeyiz. Tek başına yöneteceğimizi iddia edersek de yanlış olur. Çünkü çeşitli meslek kurumları, grupları var. Hepsinin ayrı ayrı sorunları var. İnsanların, yaşlılarımızın, gençlerimizin, engellilerimizin, dezavantajlı gruplarımızın sorunları var. En güzel bunların çözümünü de o sorunları yaşayanlar bilir. Dolayısıyla onların yerine geçip biz bunları hissedemeyiz. Onları bize iletecekleri bir mekanizmaya ihtiyaç var. İşte o da kent konseyi. Ve 2019 yılında bu amaçla kent konseyini kurduk ve o günden bugüne kadar çalışıp bizim de çalışmalarımızdan yön bekliyor. Dolayısıyla ben 2019'dan bugüne kadar çalışan, emek veren tüm katılımcılara, başta kent konseyi başkanı olmak üzere çok çok teşekkür ediyorum. Gerçekten çok samimiydik. Bu kentte yaşayan, bu kent için fikri olan, söz söylemek isteyen herkesin sözüne ihtiyacımız var. Zaman zaman problemler yaşadık. Ben bir tanesini anlatacağım. Geçen sene ağaçları budandı. Yaşlı ağaçlar kabaklama şeklinde budandı. Ankara halkı ayağa kalktı. Dedi ki: 'Bu ağaçlar böyle kesilir mi, budanır mı?' Tek tek herkese anlatma imkanımız yoktu. Kent konseyi devreye girdi. Bu budamayı yapanlarla beraber şikayetçileri yan yana getirdi. Ve kendilerine neden böyle yapıldığı anlatıldı. Çünkü o konuda bilgisi olmayanlar haklı olarak buraya itiraz ediyorlardı. Biraz önce sordum. Bir tane kuruyan yok. Üstelik çok daha canlıydı bu yıl, yaprakları değildiler. Bunun gibi bu kentte birçok problem yaşanabilir. Sadece kentin vizyonuna, geleceğine olarak fikirleri değil, kente yaşayan, yaşanan bazı problemleri de bu kent konseyi, bu işi bilenler, uzmanlar tarafından yan yana gelmek suretiyle bu itirazları karşılayıp, eğer belediye bu işte haksızsa belediye bu ikazı yapıp belediyenin de bu işi doğru yapmasını önleyebilir. "KENT KONSEYLERİNE İHTİYAÇ VAR" Biz seçildiğimizden beri katılalım diye bütçe yapıyoruz. Aşağı yukarı bütçeyi yapmadan evvel 550 kuruşa önümüzdeki yılın bütçesi ile ilgili fikirlerimi soruyorum. Maalesef bu 550 kuruşa sorduğumuz sorulara çok az cevap geliyor. Çünkü kamuoyu da bu işe alışmamış. Yani hala bu ülkede yaşayan herkes belediyelerin ve kamuoyunun harcadığı paraları devletin parası zannediyor. Bunun kendi cebinden çıktığının maalesef farkında değilim. Bu bir vaka. Ve şöyle bir anımı hep anlatıyorum. Bağlum'a gittik. Orada muhtarlar bizi davet ettiler. Muhtarlar dediler ki: 'Başkanım, bizim buraya da bir şeyler yapsana.' Hay hay ne istiyorsunuz? Cevap yok. Yani kütüphane mi istiyorsunuz? Park mı istiyorsunuz? Bir şey nedir? Ne istiyorsunuz? Yap da ne yapalım? Parasına yap. Yani kamunun parasını işe yarar yaramaz, faydalı olur olmaz demeden mutlaka bir beton parçasına yatmasını istiyorlar ve bunu hizmet olarak görüyorlar. Bu nedenle işte hem katılımcı bütçe olması açısından hem de devletlenme açısından da gerçekten kent konseylerine ihtiyaç var. "BELEDİYEYE GELEN BAŞVURUSU SAYISI 2019'DAN BU YANA 8,5 MİLYON" Şeffaflık konusunda elimize gelen her şeyi yapıyoruz. Aklımıza gelen bütün harcamalarımız şeffaf bir şekilde insanların denetimini, kent yönetimine, kent halkının denetimini açıyoruz. Bu yetmiyor. Yine aynı şekilde denetim komisyonları, Sayıştay, ülke müfettişleri de sık sık zaten denetleniyoruz. Ulaşabilir olmak belediyelerde çok önemliydi. Şimdi bu dijital sistem geçtiğinden itibaren ben belediye bir yılda gelen başvuru sayısını hem sizinle hem herkesle paylaşmak istiyorum. 153 dediğimiz telefonla ulaşım sayısı 2019'dan bu yana 8,5 milyon, 2026'da 1,2 milyon. Ancak sosyal medyadan bizim kurduğumuz vasıtayla gelen şikayetlere, başvurulara anında yapılabilecek işlere sosyal medyadan erişen bir grubumuz var. 24 saat çalışıyor. Mümkünse aynı gece yapıp o sorunu çözüp, fotoğrafıyla bildirimi yapmaya çalışıyoruz. Bu şekilde 3 milyon başvuruyor. Bu ne demek? Eğer siz belediyeye bir problemi iletirseniz, yapmazsa bir daha hiçbir şey söylemezsiniz. İşte kent aidiyeti açısından, kent yönetimine katılma açısından eğer bir kişi belediye bir sorunu bildiriyor ve o sorun anında çözülüyorsa bilin ki artık o bir belediye personeli gibi kentte yaşayan her şeye müdahil edip, onları bize duyurmaya çalışıyor. Bu bizim tam bir özlediğimiz tablodur. Çünkü bu kenti yöneten yönetenlerin birçoğu bu sorunlara maalesef maaşı aldığı halde duyarsızdır. Çünkü sadece ve sadece belediye personelinin birçoğu sabah gelip, akşam gelip sadece kendine verilen işi yapmaktadır. Kendiliğinden yolda gördüğü bir problemi çözen insanı maalesef bu ülke henüz tam olarak yetiştiremedi. İşte bunun kent konseyi ve kent konseyinin paydaşları vasıtasıyla biz da ''GEREĞİNİ YAPMAKTAN ÇEKİNMEM'' DEMİŞTİ Yavaş geçtiğimiz günlerde sosyal medya hesabından görüşmeye ilişkin yaptığı açıklamada YENİ Parti ve CHP yönetimlerini işaret ederek ''Eğer bu tutumum her iki partinin genel merkezleri tarafından bir rahatsızlık sebebi olarak görülürse, gereğini yapmaktan da çekinmem. Ancak bugüne kadar her iki genel başkan tarafından da bu tutumumdan rahatsız olduklarını ifade eden herhangi bir söylem tarafıma iletilmemiştir'' demişti.