''Zorla Kemal Kılıçdaroğlu’yla görüştürüldüm''

28 Eylül 2026 Pazartesi   13:01

Komedyen Deniz Göktaş’ın 24 Haziran’da YouTube’da yayımlanan “Ölü Deniz” adlı stand-up gösterisinin ardından başlayan soruşturma süreci, 88 günlük tutukluluğun ardından bugün ilk duruşmayla devam ediyor.

ADLİYE GİRİŞİNDE KISITLAMA UYGULAMASI

Duruşma öncesi adliye girişinde kısıtlama uygulaması bir kez daha hayata geçirildi. Siyasetçilerin sanık olarak yer aldığı davalar öncesi hayata geçirilen uygulamaya bugün de başvuruldu. 

Sabah saatleri itibarıyla; yalnızca adliyede çalışanlar, basın kartı sahibi gazeteciler ve duruşması bulunan kişiler adliyeye alınıyor.

Duruşma öncesi Çağlayan Adliyesi’nin önünde olduğu gibi bina içerisinde de yoğun güvenlik önlemleri alınmış durumda.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmesi planlanan duruşma, aynı hakim ve savcı heyeti tarafından, İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. 

Saat 10.00’da başlaması beklenen duruşma henüz başlamazken; gazeteciler, partililer ve arkadaşları bekleyişini sürdürüyor.

DURUŞMA BAŞLADI

Duruşmayı Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, TİP İstanbul Milletvekili ve Parti Sözcüsü Sera Kadıgil, CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ile SOL Parti'den Alper Taş takip etti.

Mahkeme heyetinin salondaki yerini almasının ardından Göktaş savunmasını yapmak üzere kürsüye çıktı.

SAVUNMASINDA 88 GÜNLÜK TUTUKLULUK SÜRECİNİ ANLATTI

Deniz Göktaş, savınmasına şu ifadelerle başladı:

“Umarım yazan çizen insanlar sadece bardağın dolu tarafına odaklanırlar; her cümlemiz sandığımızdan daha büyük anlam taşıyor. Bu davayı bilmeyen birine 2026 yılında, 88 gün hapse gönderilmesine sebep olacak kelimeleri sorsak aklına bunlar gelmez. Bu davaya sebep olan 4 cümle komedyen kimliğimle söylediğim ve karşılığında alkış ve kahkaha aldığım cümleler. 

İddianame; yayınlanan son gösterimden önce 197 kez, yüz binlerce biletli seyircinin izleyip alkışladığı dört cümleden oluşuyor. Ben bu davaya konu olan 4 cümlelik şakayı, 2023 yılından 2026 yılına kadar yüz binden fazla seyirciye oynadım, hiçbir seyirci şikayetçi olmadı. Samsun’da, Mersin’de, Muğla’da, Trabzon’da, Hatay’da…. Her gösteride en büyük salonda oynadım… Kendi aramızda halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettik de ayrıldık değil… Yüz binlerce kişiye oynadım. Gelen tek şikayet, bilet kalmamış olmasıydı.”

“3 GÜNDE MİLYONLARCA KİŞİ İZLEDİ”

Göktaş, gösterinin internette yayımlanmasının ardından yaşananları şöyle anlattı:

“Gösteriden 23 gün sonra YouTube’a yükledim. Beklediğimden çok büyük bir ilgi gördü. 3 günde milyonlarca kişi izledi.

Sosyal medya gündemini troller belirliyor ve hoşlarına gitmeyen bir şey gündem olduğunun da saldırarak kendi lehlerine çevirmeye çalışıyorlar. Trol ekibinden gördüğüm ilk paylaşım Şamil Tayyar isimli trolldendi. 

Üçüncü gün şakamın başını sonunu kesip, eş zamanlı olarak paylaştılar, bu kesinlikle organik değildir. Bu kişiler gösterinin varlığından rahatsız oldular. Tamamen kişisel bir saldırıya geçtiler, yurt dışına kaçtığımı yazdılar. Ben gösteriyi 24 Haziran’da yayınladım, 22 Haziran’da yarım milyonluk bedelli askerlik ücretimi yatırdım. Ben her yaz turnem bitince yurt dışına arkadaşlarımın yanına gidiyorum.”

“ONLARI HALA İKNA ETMEYE ÇALIŞMAK İSTİYORUM”

Göktaş, yurt dışında yaşayan arkadaşlarıyla ilgili olarak şunları söyledi:

“Bütün yakın arkadaşlarım Türkiye’de gelecek göremedikleri için yurt dışına göç ettiler. Ben onları Türkiye’ye dönmeye ikna etmeye çalışırım, ‘sandığınız kadar kötü değil, bana bir yol verin’ diye…

Onları hala Türkiye’ye geri dönmeye ikna etmeye çalışmak istiyorum ama işim biraz daha zorlaştı…”

“SALAK MISIN DENİZ, NEDEN DÖNDÜN?”

Türkiye'ye kendi isteğiyle döndüğünü belirten Göktaş, gözaltına alınma sürecini şöyle anlattı:

“Avukatımı arayıp sordum, tatilimi yarıda kesip Türkiye’ye döndüm. Polis geldi, havalimanında sakince yürüdük, havalimanı karakoluna gittik. Bütün polis memurları bana, ‘Salak mısın Deniz, neden döndün? Sendeki imkan bizde olsa dönmezdik’ dedi. Bu kadar bıkmış olmalarına üzüldüm. 

Hem kelepçeye hem görüntüye rızam olmadığını söyledim, zorla yaptılar. Ters kelepçeyle, başım öne eğilerek çıkarıldım. Hepsinde başımı kaldırdım, gülümsedim. O yüzden uzak ve arkadan görüntü aldılar. 

Bu süreç boyunca bütün polis memurları neden Türkiye’ye döndüğümü soruyordu. O sırada bile buna üzüldüm, ‘Türkiye’de görmediğim bir şey var herhalde’ dedim.”

“88 GÜNDÜR SONUÇ ÇIKMADI”

Göktaş, gözaltı sürecinde uyuşturucu testine tabi tutulduğunu da belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Kan, idrar, saç örneği alındı, sıfır sebeple uyuşturucu testine sokuldum. Ne içtiysem artık 88 gündür sonuç çıkmadı…”

“KEMAL KILIÇDAROĞLU İLE GÖRÜŞMEK İSTEMEDİĞİMİ SÖYLEDİM”

Savunmasında eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmeye de değinen Göktaş, şunları söyledi:

“O cümleleri izlememiş olan savcıya şakaları izah ettim. ‘Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?’ diye 3 kez soruldu, net bir şekilde görüşmek istemediğimi söyledim.

Emrivaki şekilde Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştürdüler. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Bir tek o ‘Neden Türkiye’ye döndün’ demedi..

Üzerimden reklam yapılmasını istemediğim için görüşmek istemedim. Ona rağmen konuşmamı yalanladılar. Sözlerimi yalanlayacak bir parti genel başkanıyla neden görüştürüldüm? Neden Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüğümü bilmiyorum gerçekten.”

“HÜCREMDE 88 GÜN BOYUNCA BU DURUŞMAYA ÇIKMAYI BEKLEDİM”

Göktaş, savunmasının bu bölümünü şu sözlerle sürdürdü:

“Delil karartma sebebiyle tutuklandım, hücremdeki ilk haftamda televizyonda ters kelepçeli görüntülerimi, Kemal Kılıçdaroğlu’nun ısrarla söylediklerimi reddetmesini izledim. 

Troll ekibinin derdi eleştirel her sesi sindirmektir. Hücremde 88 gün boyunca Cem Küçük’ün komşusu olarak bu duruşmaya çıkmayı bekledim.”

“30 SANİYELİK BİR ÖZGÜRLÜK OLDU”

Göktaş, savunmasının devamında iddianamenin hazırlanma sürecini ve tutukluluğuna ilişkin yaşadıklarını anlattı:

“4 cümlelik iddianamenin hazırlanması 64 gün sürdü. Ben bu belirsiz bekleyiş sırasında psikolojik olarak yeterince yorulmuşken 57. günde, beni tutuklayan hakim SEGBİS ile karşımdaydı. ‘İtiraz sonucu 2 suçlamadan tahliye oldun’ dedi, ‘başka suçlamadan tutuklama istemi var’ dedi. 30 saniyelik bir özgürlük oldu SEGBİS odasında. Daltonlar suç örgütünü övmek suçlamasıyla tekrar tutuklandım. Pazartesi günü önceki iki suçtan yine tutuklandım.

Mahkeme hakkımda hiç tahliye kararı vermemiş olsa, hakkımda şu an daha az suçlama olacakmış gibi hissediyorum…”

"DİKTATÖR’ BİR HAKARET DEĞİL, SİYASİ BETİMLEMEDİR”

Göktaş, hakkındaki suçlamalara konu olan ifadelerinden birine ilişkin ise şunları söyledi:

“‘Diktatör’ bir hakaret değil, siyasi betimlemedir. Başka bir komedyen ‘demokrat’ diyebilir ve benden daha çok güldürebilir.

Bir şakadan rahatsız olursanız verebileceğiniz cezalar bellidir; gülmemek, gösteriye gitmemek ve aynı serlikte eleştirmektir. Komedyenler yalnız insanlar, onları korumak savcılığın görevidir.”

“NASRETTİN HOCA BUGÜN STAND-UP YAPSA…”

Politik mizaha ilişkin değerlendirmelerde bulunan Göktaş, savunmasını şöyle sürdürdü:

“Politik mizah bugünün Türkiye’sinde yasak değilse, diktatör şakasında bir suç yoktur. Nasrettin Hoca bugün stand-up yapsa gösterinin yarısı Recep Tayyip Erdoğan hakkında olurdu. Kimse göle maya çalmayı dinlemek istemezdi.”

“ÇIKINCA BU YAŞADIĞIM SÜRECİ AYNI DİLLE ANLATMAYA DEVAM EDECEĞİM”

Göktaş, gösterisinin yalnızca bir bölümünde Recep Tayyip Erdoğan'dan söz ettiğini belirterek savunmasının bu bölümünü şu ifadelerle tamamladı:

“90 dakikalık gösterimin sadece 5 dakikası Recep Tayyip Erdoğan hakkındadır. Bunun da sadece 1 cümlesi iddianameye girmiş. Çıkınca bu yaşadığım süreci aynı dille anlatmaya devam edeceğim. Bunların hepsi hiciv sanatının bir parçasıdır, herhangi bir hakaret kastım yoktur.”

GÖSTERİDEN SONRA SORUŞTURMA

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Göktaş’ın gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran’da soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında Göktaş’a “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçlamaları yöneltildi.

Soruşturmanın başladığı sırada yurtdışında bulunan Göktaş, “ülkeden kaçtığı” yönündeki iddialara karşı tatil için yurtdışında bulunduğunu ve Türkiye döneceğini açıkladı.

HAVALİMANINDA GÖZALTI, ERTESİ GÜN TUTUKLAMA

Göktaş, 2 Temmuz’da Türkiye’ye döndüğü sırada İstanbul Havalimanı’ndaki pasaport kontrolünde gözaltına alındı. Sağlık kontrolünün ardından İstanbul Emniyet Müdürlüğü Vatan Yerleşkesi’ne götürülen Göktaş’ın ters kelepçeli görüntüleri kamuoyuna yansıdı.

Geceyi emniyette geçiren Göktaş, 3 Temmuz sabahı Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne sevk edildi. Savcılık ifadesinin ardından tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine çıkarılan Göktaş hakkında tutuklama kararı verildi.

Göktaş daha sonra Tekirdağ’ın Çorlu ilçesindeki Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’na gönderildi.

ÖNCE TAHLİYE, CEZAEVİNDEN ÇIKMADAN YENİDEN TUTUKLAMA

Süreçte dikkat çeken gelişmelerden biri 28 Ağustos’ta yaşandı. Göktaş’ın tutukluluğuna yapılan itirazı değerlendiren mahkeme tahliye kararı verdi.

Ancak Göktaş cezaevinden çıkamadan bu kez aynı stand-up gösterisindeki “Daltonlar” esprisi nedeniyle “suçu ve suçluyu övme” suçlamasıyla SEGBİS üzerinden İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği’ne çıkarıldı. Hakimlik, “kaçma ve delilleri karartma şüphesi” gerekçesiyle Göktaş’ın yeniden tutuklanmasına karar verdi.

Göktaş böylece hakkında tahliye kararı verilmesine rağmen cezaevinden çıkamadı.

Savcılığın ilk iki suçlama yönünden verilen tahliye kararına yaptığı itiraz da kabul edildi. İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesi, 31 Ağustos’ta Göktaş’ın “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamalarından da yeniden tutuklanmasına karar verdi. Böylece Göktaş’ın tutukluluğu üç ayrı suçlama yönünden sürdü.

12 YIL 2 AYA KADAR HAPİS İSTENDİ

İddianamede ise Göktaş’ın “Ölü Deniz” gösterisindeki farklı bölümleri üç ayrı suçlamaya dayanak yapıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede Göktaş’ın “Cumhurbaşkanına hakaret”, “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” ve “suçu ve suçluyu övme” suçlarından 2 yıl 8 aydan 12 yıl 2 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi iddianameyi kabul ederek Göktaş’ın tutukluluk halinin devamına karar verdi ve ilk duruşmayı 28 Eylül’e bıraktı.

88 GÜN SONRA İLK KEZ MAHKEMEDE

Yaklaşık üç aydır Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunan Göktaş, bugün ilk kez hakim karşısına çıkacak. Göktaş’ın sabah saatlerinde Çorlu’dan İstanbul’a getirilerek Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne götürülmesi bekleniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde saat 10.00’da başlaması planlanan duruşmada Göktaş ilk savunmasını yapacak. 

Mahkemenin, savunmaların ardından Göktaş’ın tutukluluk durumuna ilişkin ara karar vermesi bekleniyor. (Cumhuriyet)



Sayfa Adresi: http://www.gercekizmir.com/haber/-Zorla-Kemal-Kilicdarogluyla-gorusturuldum-/200028