Körfezin farklı noktalarına ait uydu görüntülerinde alg yoğunluğunun arttığı görüldü. Özellikle Mavişehir, Liman, Alaybey, Konak Pier, Göztepe ve İnciraltı sahillerinde alg yoğunluğu veya alg patlaması riskiyle ilişkilendirilebilecek belirgin renk değişimleri gözlendi.
Görüntülerde kırmızı renkle öne çıkan alanların, özellikle Körfez’in sığ ve su sirkülasyonunun görece düşük olduğu kesimlerinde yoğunlaştığı görüldü. Görüntülere ilişkin Gediz Ölüyor Birlikte Durduralım İzmir Koordinasyonu Sözcüsü Ramis Sağlam, koordinasyon adına değerlendirmelerde bulundu.
Geçmiş iki yıla göre bu yıl neden farklı?
İzmir Körfezi’nde 2024 ve 2025 yıllarında, özellikle 19-20 Ağustos tarihlerinde yoğun koku ve balık ölümleri yaşandığını hatırlatan Sağlam, bu tablonun Körfez’deki ciddi ekolojik stresi ortaya koyduğunu söyledi. Sağlam, 2026’da ise aynı dönemde benzer ölçekte koku ve balık ölümlerinin yaşanmamasının sevindirici olduğunu ifade etti.
Uydu görüntülerindeki kırmızı rengin tek başına alg patlamasının kesin kanıtı olmadığını vurgulayan Sağlam, “Bu alanların doğrulanması için saha ölçümlerinin klorofil-a, çözünmüş oksijen, besin tuzları ve fitoplankton analizleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Bununla birlikte görüntülerdeki mekânsal dağılım, Körfez’in belirli bölgelerinde biyolojik üretkenliğin ve alg yoğunluğunun arttığına ilişkin önemli bir erken uyarı niteliğinde” dedi.
Yatırımlar etkili olmuş olabilir
Bu yıl geçmiş yıllardaki ölçekte koku ve balık ölümlerinin yaşanmamasının birden fazla nedeni olabileceğini belirten Sağlam, “İzmir Büyükşehir Belediyesinin arıtma yatırımları, Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nin 4. Etabının tamamlanması, İç Körfez’e ulaşan derelerde yapılan temizlik çalışmaları ve dip çamuru taramalarının 1,2 milyon tonu aşması, Körfez’e ulaşan kirlilik yükünün azalmasına katkı sağlamış olabilir. Bunun yanında yağışların daha fazla, rüzgârlı günlerin artmış ve hava sıcaklıklarının önceki yıllara göre daha düşük seyretmiş olması da su sirkülasyonunu ve ekolojik koşulları olumlu etkilemiş olabilir. Dolayısıyla bu yıl henüz geçmiş yıllardaki ölçekte koku ve balık ölümü yaşanmamasını tek bir faktöre bağlamak doğru olmayacaktır. Büyükşehir Belediyesinin yaptığı yatırımlar kadar meteorolojik koşullar da önemli bir rol oynamış olabilir” dedi.
Asıl sorun hâlâ Gediz Havzası'nda
Asıl sorunun hâlâ Gediz Havzası’nda olduğuna dikkat çeken Sağlam, “Büyükşehir Belediyesi tarafından Körfez’i ilgilendiren konularda çalışmalar yapılsa da Gediz Havzası’nda değişen bir durum yok. Gediz Nehri’nin ortalama debisi, Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nin ortalama debisinin 5 katı. İzmir Körfezi açısından gözden kaçırılmaması gereken en önemli konu, Gediz Nehri ve Gediz Havzası’ndan Körfez’e ulaşan besin maddesi ve kirlilik yüküdür. Özellikle Körfez’in kuzeyinde, Gediz’in eski yatağı konumundaki Ağıl Deresi ile Gediz ana yatağı arasında kalan bölgede yoğun deniz marulu oluşumları bulunuyor. Uydu görüntülerinde Körfez’in kuzeyinde görülen belirgin renklenmelerin önemli bir bölümünün, deniz marulu yoğunluğunun bulunduğu alanlarla örtüşmesi dikkat çekici” dedi.
Yaşanan toplu balık ölümleri unutulmamalı
İZSU ve MASKİ tarafından yapılan ölçümlerde, Gediz Nehri’nden beslenen Menemen Ovası’ndaki sulama dönüş sularının taşındığı Ağıl Deresi’nde toplam azot ve fosfor değerlerinin yüksek olduğu belirlendi. Suyun, bu parametreler açısından III. sınıf, yani kirlenmiş su niteliğinde olduğu değerlendiriliyor.
Koordinasyon olarak uydu görüntülerini değerlendirdiklerini belirten Sağlam, “Kuzey Körfez’de görülen yoğun renklenmeler tek başına kirliliğin kanıtı olarak değerlendirilmemeli. Ancak karasal kaynaklardan taşınan besin maddeleri, deniz marulu yoğunluğu ve alg gelişimiyle birlikte ele alındığında önemli bir erken uyarı göstergesi olarak kabul edilmeli” dedi.
Risk henüz ortadan kalkmış değil
Geçmiş iki yıldaki kadar ağır bir tablonun yaşanmamasının İzmir Körfezi’ndeki sorunun tamamen çözüldüğü anlamına gelmediğini belirten Sağlam, “Önümüzdeki dönemde hava ve deniz suyu sıcaklıklarının artması, rüzgârın azalması, Körfez’deki su sirkülasyonunun zayıflaması ve azot ile fosfor yükünün devam etmesi halinde alg patlaması ve buna bağlı çözünmüş oksijenin azalması riski yeniden artabilir” dedi.
İç Körfez’in sığ yapısı ve sınırlı su değişimi nedeniyle biyolojik süreçlerin kısa sürede ciddi ekolojik sonuçlara yol açabildiğini belirten Sağlam, “Bu nedenle İzmir Körfezi’nin yalnızca sorun ortaya çıktıktan sonra değil, erken uyarı sistemiyle sürekli izlenmesi gerekiyor” dedi.
Çözüm Körfez sınırlarının dışında
İzmir Körfezi’ndeki kirliliğe kalıcı çözüm için Körfez’i besleyen bütün havzanın birlikte ele alınması gerektiğini belirten Sağlam, “Sadece Körfez içinde yapılan çalışmalar palyatiftir. Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nin kapasitesinin artırılması, dere temizliği ve dip çamuru taraması gibi yatırımlar son derece önemli. Ancak bunların kalıcı bir çevresel iyileşmeye dönüşebilmesi için Gediz Havzası’ndan İzmir Körfezi’ne taşınan azot, fosfor, sediment ve diğer kirleticilerin de kaynağında azaltılması gerekiyor” dedi. (Evrensel)
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
|||||
|
|
|||||||
![]() Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım. |











Künye
İletişim
Facebook
Twitter
RSS
Sitene Ekle
Günün Haberleri