GERÇEKİZMİR - İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait taşınmazlardan olan Meslek Fabrikası'nın Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devri süreci kapsamında tahliye işleminin gerçekleştirilmesi sonucu başlatılan Meslek Fabrikası nöbetinin üçüncü gününde Meslek Fabrikası önünde kitlesel bir eylem gerçekleştirildi.

6 Nisan’da sabaha karşı yüzlerce polis eşliğinde başlatılan tahliye işlemlerinin ardından Fransa'daki programından acil dönüş yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, 3 gündür Meslek Fabrikası'nın girişine konulan çift sıra polis bariyerlerinin önünde nöbet tutuyor.
Dün yapılan kitlesel eylem çağrısıyla gerçekleştirilen mitingde konuşan Cemil Tugay konuşmasında çok sayıda mesaj verdi.

Meslek Fabrikası'nda gerçekleştirilen tahliye işleminin hukuki sürece aykırı şekilde ilerletildiğini kaydettiği konuşmasında Tugay şunları söyledi:
TUGAY: KÖTÜLÜĞÜN NORMALLEŞEMEMSİ İÇİN BURADAYIZ
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ise şunları söyledi:
“Siyaset işinde ben hiçbir zaman kalıplara adapte olamadım. Kendi bildiğim yoldan gidiyorum. Bizler sizlerin takdiriyle, sizlerin oylarıyla buralara geldik. Esas vasfımız Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaktır. Onun dışında sizin bize verdiğiniz sorumluluklardır. Hep söylüyorum Allah bizi mahcup etmesin diye. Ben sizden daha güzel bir ley bilmediğimi söylüyorum. Öyle bir İzmir ki her zaman doğrunun ve iyinin yanında olmuş, değerleriyle büyümüş onlara sahip çıkmış. İnadına inadına inadına İzmir!
Bazen insanlara öyle şeyler yaptırıyorlar ki yaptıklarının kötü olduğun fark etmez hale geliyorlar. Bu insanlar bazen siyasetçi de oluyor kamu yöneticisi de oluyor. Biz görevimizi yapıyoruz diyerek devam ediyorlar. Bunun adı kötülüğün sıradanlaşması. Bugün burada aslında Meslek Fabrikasıyla ilgili hatanın Türkiye’de ilk örneği olan bu hatanın normal görünmemesi, sıradanlaşmaması için, yarın öbür gün tekrarlanmaması için daha kötülerinin yapılmaması için bir araya geldik, buna itiraz ediyoruz. Bazı anlar vardır, susarsanız her şey yavaş yavaş normalleşir. En sonunda kötülük normalleşir. Biz kötülüğün normalleşmemesi için buradayız.
Buranın geçmişini anlattık. Uzun yıllardır İzmir’in malı. Kamulaştıran kişiler 1926 bakanlar kurulu ve Cumhurbaşkanı Atatürk. O bina o günde sonra çok fazla şey yaşıyor. 12 Eylül’de askeri darbeyle İzmir Belediyesi’nin başına asker kökenli birisi atanıyor. Onun yönetiminde burası DGM’ye veriyorlar. Ancak tapusu belediyede devam ediyor, kullanıma tahsis ediliyor. Devlet Güvenlik Mahkemeleri, bizim ülkemizin tarihinde he yaşattığı kötü şeylerle hatırlanır. Bu kötü izi olan binayı harap halde alıp sonrasında 2007 yılına restore etmeye başlıyor İzBB. Onun için de dünya kadar para harcanıyor. O paralar İzmir halkının parası. Yan İzmir halkına hizmet için ayrılan para. O dönemde kaç para harcandı en iyi bunu yapan Büyükşehir Belediye Başkanımız bilir. Benim çok değerli, yaptığı pek çok şeyi örnek aldığımız, izinden gittiğimiz Aziz Kocaoğlu başkanım.”
TUGAY: KARAR VAR AMA DAYANAK YOK!
Tugay, Kocaoğlu’nun konuşmasının ardından devam ettiği konuşmasında şunları kaydetti:
“Aziz başkanım burayı açtıktan sonra binlerce kişiye meslek eğitimi verildi. Pek çoğu iş sahibi oldu. 145 bin kursiyere kurs verildi. Gümüşhane’den Bayburt’tan daha fazla insan demek bu. Böylesine bir hizmet verildi buralarda. Devlet güvenlik mahkemesinin bu şehirde bıraktığı lekeyi ve kötü izi Aziz Başkanım böylesine değerli bir hizmete dönüştürdüğü binayı yaparak o kiri temizledi.
Bu binayla ilgili burayı alacağız dendi. Tapudan bize sorulmadan gidip de gerçekte var olmayan bir vakfın mülkiyetine geçirdiler. Bari gerçekten olan bir vakfa yapsaydınız. Bu vakıf, Cumhuriyetten de önce kapatılmış. Şu anda hayali bir vakıf. BU tapu üzerinden bunu yaptıktan sonra bilgi edinir edinmez hukuk mücadelesi başlattık. Ne yaptıysak durmadılar. Bize binayı boşaltın dediler. Sorduk, dedik ki biz dava açtık, bu davaların sonuçlanması lazım. Haklı olduğumuza da inanıyoruz. Binaların yapımında da bir vakfın izi yok. Tahliye günü 700 kadar polis gelmiş. Bu arada bir ihtiyatı tedbir kararı vardı. Karar henüz kaldırılmamıştı. Bu kararın kaldırılmasıyla ilgili gerekçeli kararı gösterin dediler, göstermediler. Çünkü yoktu. Görev emrinizi sunun dedik, onu da sunamadılar. Hangi dayanakla bunları alıyorsunuz dedik, tek bir dayanak gösteremediler. Bu ne demek? Karar var ama dayanak yok. Dedik ki bu doğru değil, savunulamaz. Davalar sonuçlanana kadar bekleyin, kamu zararına neden olmayın dedik. Israr ettik. Daha vahim bir şey daha oldu. Meslek Fabrikası’nda görevli olmayan, dışarıdan getirilmiş, özel güvenlik görevlileri ama Meslek Fabrikası’nda güvenlik sağlama yetkisi olmayan kişiler hukuksuzca içeri girdiler. Sonra bu kişiler, insanlar farkında olsun diye Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün imzası olan buranın kamulaştırma belgesinin pankartını güvenlik görevlileri indirdiler. Halkın tepkisine rağmen bunu yaptılar. Şimdi bir sürü şey var da detaya girmek istemiyorum.
Bu belgeyi indirdiniz, o pankartı indirdiniz, ayıp ettiniz. İnsanlarımızı üzdünüz. Şunu aklınız alıyor mu? Siz o pankartı indirdiniz diye o belge yok mu oldu? Geçersiz hale mi geldi? Siz o pankartı indirdiniz diye bu yüce milletin Atatürk’ün kendisine ve kararlarına duyduğu saygıyı onların yüreğinde Atatürk’e duyduğu bağlılığı yok edebilir misiniz? Siz ne yaparsanız yapın Atatürk’ü bizim kalbimizden de bu şehirden de kaldıramayacaksınız.”
DUYDUK YİNE FİKİR DEĞİŞTİRMİŞLER
Tugay, şunları söyledi:
“Siz ne yapacaksınız bu binaları diyoruz. Önce üniversite yapacaklarını söylediler, sonra baktılar tutmadı, çıktı bir arkadaş ben burayı Yeşilay’a vereceğim dedi. Sonra hızını alamadı biz karşı çıkınca, bu uyuşturucu bağımlılığından CHP’li belediyeler sorumludur. En sonuna bugün duyduk, yine fikir değiştirmişler. Kütüphane yapacağız demişler. Vakıflar Genel Müdürü dediğimiz arkadaş, İzmir’de de Türkiye’nin her yerinde birçok binaya sahipler. Salepçioğlu hanı mesela onların, çıkardılar insanları bekletiyorlar. DGM’nin kira toplayamadığı binlerce yeri varmış. Arkadaşımız bir şeyi de ağzından kaçırmış, ayda 5 milyon liraya da kiralamak isteyenler var demiş. Sen kimle konuştun da bu fiyatı aldın? Kim kardeşim burayı kiralayacağım diye sana gelen? Neden utanmıyorsunuz, niye sürekli insanlara yalan söylüyorsunuz. Sizin derdiniz belli. Belediyenin buradaki hizmetini durduracaksınız, bir şeyler diyeceksiniz, bir süre sonra da belli ki burayı birilerine vereceksiniz. Biz buna seyirci mi kalacağız? Benim vicdanım buna razı gelmiyor. Benim iki kimliğim var, biri büyükşehir belediye başkanı, biri İzmir'in halkı olan Cemil Tugay. İzmir’in bütün kararlarında o Cemil Tugay’ın vicdanı var ve Cemil Tugay’ın o vicdanı diyor ki yapmayacaksınız! Siz üniversiteye yer mi arıyorsunuz? Ben size bulayım yer. Apartmanlara üniversite açtınız. Derdiniz o olsaydı önce o köy okullarını kapatmazdınız. Bir kamu kurumu, başka bir kamu kurumunun mülkiyetine çöküyor, burayı polis gücüyle beraber işgal ediyor. Kamu kurumları arasında böyle bir ilişki olmaz. Herhangi birimizin özel şirketi değil. Bizler halka hizmet eden bu kurumu geçici olarak yöneten insanlarız.
MİLLETİN ÜSTÜNE BASSIN DİYE KURULMADI BU DEVLET!
Biz bu konu sorun olmasın diye ortaya çıktığı ilk günden beri anlaşmaya çalışıyoruz, çözüm önerileri getirmeye çalışıyoruz. Hukuk yolunda arkadaşlarımız pek çok dava açtılar. Bir tanesinde 4 tane yürütmeyi durdurma kararı bir tan de ihtiyati tedbir kararı alındı. Bunları jet hızıyla kaldırdılar. Ancak sabahın 5’inde 700 polisi devletin bir kamu kurumu olan belediyenin bir binasının önüne yıkıp orayı ablukaya alıp sonrasında kimseyi içeri sokmuyoruz demediler. O gün bugündür etrafı çevrili, yüzlerce polis. Ben dedim ki ilk geldiğim anca içeri girmek istiyorum. Bu şehrin büyükşehri belediye başkanıyım. Milyonlarca kişi bana oy verdi. İçeride yüz milyonlarca lira değerinde belediyenin malı var. Arkadaşlarımızın özel eşyaları var. Görmek işitiyorum. Çünkü bana dediler ki kapıları kırarak girdiler. İçeri girmek istediğimiz söyledim. Ses yok. Buradaki amirle görüşmek istedim. Ses yok. Sonra sağ olsun bir amir geldi, tek başına karar vermediğini üst makamlara sorması gerektiğini söyledi. Sonra kendisini göremedim. Arkadaşlara sordum, galiba üst makamlar telefona çıkmıyorlar dediler. Ben devletine bağlı bir insanım. Milletime de saygım var. Ancak zaman zaman derim ki bu devleti kim ne için kurdu. Millet kurdu, millete hizmet etsin diye. Birilerine alet olsun, milletin üstüne bassın diye kurulmadı bu devlet! Bu millet onları ezmenize izin vermez.

SUÇ İŞLİYORSUNUZ SUÇ!
Biz buna teslim olmayacağız. Kötülüğe ve yanlışa alışmayacağız biz. Alıştıramayacaksınız. Bu binayı yapan onlar değil. Halkın parasıyla yapıldı burası. Ben size bu emeği yedirmem. Bu karar yasadaki koşulları sağlamıyor. Osmanlı kayıtlarında bu vakıf varlığını kaybetmiş bir vakıf. Çünkü binlerce İzmirliye eğitim veren bir kurum burası. Eğitim alan birkaç vatandaşımızı gördünüz. Kamu malıdır o. Devlete ait mallardır onlar. Kafanıza göre el koyamazsınız. Hakim kararı olmadan el koyamazsınız. Bu suçtur. Suç işliyorsunuz suç. Olmaz!
Burası İzmir, burası başka yere benzemez. Bu şehir böyle kolay kolay haksızlığı kabullenmiyor. İzmir, bu memleketin neresinden gelen olursa kucaklar, insanlar birbirine hoşgörüyle yaklaşır. İzmir’de yaşamak kendini insan gibi hissetmektir. Burada çok değerli çabalar var. Ben siz zalimlerden korkmuyorum arkadaşlar. İzmir bunlardan korkmuyor. Korkmadığınızı ben biliyorum. Bu şehrin yapılan yanlışları hiçbir zaman unutmayacağını ben çok iyi biliyorum. Bizim alnımız ak, başımız dik. Burası İzmir. Biz ayaktayız. Siz ne derseniz deyin, İzmir’i yenemeyeceksiniz!”
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
|||||
|
|
|||||||
![]() Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım. |











Künye
İletişim
Facebook
Twitter
RSS
Sitene Ekle
Günün Haberleri