POLİTİKA YEREL YÖNETİMLER GÜNCEL SPOR KÜLTÜR-SANAT DÜNYADAN EKONOMİ TÜMÜ
Erdoğan'dan İslam ülkelerine 'Arnavutluk' çağrısı
Erdoğan'dan İslam ülkelerine 'Arnavutluk' çağrısı
Beton mikseri dehşeti: 1 ölü, 1 ağır yaralı
Beton mikseri dehşeti: 1 ölü, 1 ağır yaralı
En büyük tatlı su kaynağı kuruyor!
En büyük tatlı su kaynağı kuruyor!
Kaybolan amatör dağcılardan ilk iz
Kaybolan amatör dağcılardan ilk iz
26 Kasım 2019 Salı - 08:30

‘Kemeraltı gece yaşasın’ söylemi çok fazla balon!

Tarihi Kemeraltı Esnaf Derneği’nin yeni başkanı Semih Girgin ile Gönül Soyoğul konuştu.

‘Kemeraltı gece yaşasın’ söylemi çok fazla balon!

Dünyanın en eski şehirlerinden İzmir’de, dünyanın en eski pazar yerlerinden tarihi Kemeraltı Çarşısı’nın henüz çok yeni bir başkanı var, 26 günlük… 

31 Ekim’de yapılan genel kurulda, toplam 232 oyun 123’ünü alarak Tarihi Kemeraltı Esnaf Derneği Başkanı seçilen… 1985 yılından beri Çarşı’da esnaf olduğunu söyleyen… Başkanlığının yeni ama sivil toplum örgütlerinde çalışma deneyimimin 3O yıl öncesine dayandığını ifade eden… Heyecanlı, girişken ve omuzlarındaki yükün çok farkında olan Semih Girgin.

Tarihi Kemeraltı Esnaf Derneği Başkanı Girgin ile çarşıda, Meserret Han’da bulunan dernek binasında sohbet ettik.  Kemeraltı’nın tarihi kadar uzun bir söyleşi oldu neredeyse; bu nedenle girişi kısa tutup doğrudan sorulara/yanıtlara geçeceğim ki, sabrınız zorlanmasın.

Sekiz/on bin esnaftan niye sadece 232’sinin oy kullanmasından tutun, çarşıyı hak ettiği canlılığa kavuşturacak kısa/uzun vadeli çözümlere, Girgin’in yerel/genel idarecilerden esnafa kadar olan beklentilerinden, TARKEM’e bakış açısına kadar her ayrıntıya baktık, dip bucak köşe kenar ne varsa konuştuk. İzmir’in kıymetlisi Kemeraltı’mıza, bir de yeni başkan Semih Girgin ile bakalım haydi, hep birlikte…

Gönül Soyoğul: ‘Buraya çarşının geleceğini planlayacak bir deli lazım ve o güçle aday oldum’ dediniz. Niye? Kemeraltı’na başkan olmak için deli olmak mı gerekiyor?

Semih Girgin: Esnaf olmak bu zamanda gerçekten zor bir zanaat. Günün, dünyanın ve ülkenin koşullarında kimse istemez. Ağır şartlarda esnaf olmanın getirdiği bir zorluk var. Buradaki delilik de; ister istemez cesaret, bu işin sorumluluğunu almak, o gücün veya derneğin, esnafın beklentilerinin ne olduğunu bilip buna göğüs germekten geçiyor. Deli olmak ağzımdan otomatik olarak çıktı. Şöyle ki; burayı 15-16 gün oldu teslim alalı. 31’nde bir seçim yaptık, 6’sında dernek kayıtları bize teslim edildi, anahtarımızı değiştirdik, 6’sından sonra 2 gün temizlik yapıldı, yani şu anda çalışma zamanımız 10 günlük bir periyot. 10 günde her yere yetişmeye çalışıyoruz, hızlı bir potansiyel var ve bu duracak gibi değil. Delilikte, o heyecanı taşımanız lazım. Herkesin sorunu var.  Kemeraltı Esnaf Derneği kurulurken, bu sorunları iyi kötü bilip bunları kamu ve yerele taşımakla sorumluydu.  Tüzüğümüzde yazan en önemli madde buydu. STK’lar gerçekten bir güç ve o gücü kullanabilecek bir deli lazım. O manada söyledim, cesaret anlamında… Çünkü çok kısa bir zamanda kalkıştık. Dışarıda hep konuştuk; ‘ olur mu, olmaz mı, yeni bir dernek mi kuralım, olan derneğimize mi sahip çıkalım’ derken 15 günde karar verdik. Keşke hızlı bir seçim rüzgarı olmasaydı, her şeyden haberdar edilseydik, paylaşılsaydı, zor şartlarda bir seçim yaptık. Hayırlısı, bizim için önemli olan bu…

Ama siz Kemeraltı Derneği’ne yabancı değilsiniz, kurucularından birisiniz, ne devraldığınızı biliyordunuz az çok…

Girgin: 2004’te kurucularından biriyim, 2 dönem de genel sekreterlik yaptım. Fakat 30 yıldan beri STK’cıyım.1985 yılından beri hayatımda hep STK vardı, hep veren eldik. İster istemez bu bilgi ışığında da hep organizasyon yeteneğimiz, ilişki düzeyimiz, kimlerin ne isteyebileceğini biliyorduk. Bu donanımla zaten şartlar bizi buraya taşıdı. 2004’te bu heyecanı yaşarken, 24 kişi yönetim kurulunu oluşturduğumuzda tek STK altyapısı olan bendim.  Tüzüğü hazırlayan kişi de benim. Tüzükte maddeleri arkadaşlarla konuşup döktükten sonra ‘bu tüzük bize uygundur’ dedik. Ancak daha sonra maalesef arkadaşlar o tüzüğü değiştirdi; dernek kendi ağırlığından, beklentilerden uzaklaştı.

Seçim haberini okuduğumda şaşırdım. Toplam 232 oy kullanıldı. Kemeraltı’nda on binin üzerinde esnaftan bahsediliyor, değil mi? Bu rakamlar ne kadar sağlıklı bilmiyorum ama…

Girgin: Sağlıklı değil. Dürüst davranalım, on bin yok. Hem işsel, hem dükkanlarını değiştirenler anlamında çok kayıp verdik. Bence 7 bin 500, 8 bin civarında bir potansiyelimiz var.

8 bin de az değil ama kullanılan oy 232. Bu rakam, esnafın ilgisizliği mi, neyin göstergesi?

Girgin: Biz derneği 2012’de yönetimdeyken bıraktığımızda üye sayısı 550’lerdeydi. Şu anda kayıtlarda 1050-1300 arası. Çok sağlıklı bir üye yapımız yok. Çünkü tüzükteki değişiklik; esnaf olmayanların da derneğe üye alınmasıyla başladı. Tüzüğümüzde Kemeraltı adı da çıkarıldı. İlk tüzüğümüzde her şey Kemeraltı odaklıyken, ikinci tüzükte Kemeraltı ibaresi yok, İzmir ibaresi dahi yok. İster istemez normal standart bir tüzüğe beklentilerin karşılanabileceği bir tüzük kondu. Üyelik aidatını, aylık 2.5 TL gibi komik bir rakama getirirseniz, 2012’den 2019’a kadar 7 yılda kimse derneğe sahip çıkmaz. Gelenlerle ilgili olarak düşünürseniz, bu insanlara nasıl ulaştığınıza bağlı. İnsanların Türkiye’deki STK’lara, esnafa bakış açısı çok farklı. ‘Ne verdi ki benden ne istiyor, benim sorunum dururken, benim orada ne işim var’ gibi bakılıyor. Ama biz 2004’te nicelikli, nitelikli, derneğe sahip çıkacak esnafı toplamaya çalışıyorduk. Biz bıraktığımızda üyelik aidatı aylık 30 TL’ydi, sonra 2.5 TL’ye düşürüldü. Buradaki üye yapısının, beklentileri karşılamadığı sürece derneğe sahip çıkması gerçekten zor. Lakin 10 bin kişinin bir dernekte olması da büyük bir risk. Binli sayılara ulaştıktan sonra, insanların ego ve beklentileri, ‘benim arkamda ciddi bir güç var’ deyip kişisel beklentileriyle bu gücü kötü kullanması da kaçınılmaz. Biz bundan hep korkarız. Benim buradaki  bakış açım; derneğin kamu ve yerelin kapısını çaldığında, nezaket ziyareti yaptığımda, yönetim kurulu üyesi olsun olmasın, yolda geçerken esnafın tutup başkan hadi gidiyoruz gel diyebilecek pozisyondayız, bunu da taşıyorum, çok samimi söylüyorum.

Mesele nitelik ve nicelik mi yani?

Girgin: Elbette. Nitelikli olan 500 kişi aidatını verip, derneğin maddi sorunlarını çözüyorsa, 500 kişi 10 bin kişiyi taşır. On bin kişi de 500 kişinin gücüyle onun arkasında yürüyorsa, büyük başarıdır. Ben böyle bakıyorum. İki bin 3 bin kişinin toplanmasından tutun, daha sonraki seçimlerdeki kitlesel kargaşa bizi yorar. 200 gerçekten az, 400, 500 olmalıydı. Nerede çokluk, orada sorun var diyenlerdenim. Ama esnafa ulaşmak, esnafın her şeyden haberdar olması büyük bir sorumluluk. Bunu oturtmak kolay değil. Bunu kendi gücümüzle, belediyeyle, ticaret odasıyla, esnaf odasıyla olsun, Kemeraltı’ndaki bu datayı çıkarmak zorundayız. İnşallah çıkaracağız.  Telefonlar, iş kolları, mailler… Esnafa dokunmamız lazım. Buradaki çoğu insan çoğu tek başına çalışıyor ya da bir tane çalışanı var. Çok fazla dışarıya çıkma şansı yok. Sosyal hiçbir şeyi yok. Bu tür bir insana ‘hadi bir şey yapıyoruz gel’ dediğimiz zaman en büyük sıkıntı; ‘kime bırakayım, bu saatler uymaz…’ Seçimde de böyleydi,  ay sonuydu ödemeler vardı, gelen arkadaşların çoğu geç kaldı, ben gidiyorum dükkanı açacağım dedi, şartlar uygun değildi. Bunu tartışmıyoruz ama bu nasıl ulaştığınıza bağlı. Seçime götüren yönetimin beklentisinin ne yönde olduğuyla ilgili. Biz zor bir seçim yaptık, şartlar ne olursa olsun seçim bittikten sonra her yerde konuştuğumuz; ‘biz bu dönemi kapattık, geçen dönemki başkanımızdır, yönetim kurulumuzdur. Hatası, artısı eksisi mutlaka var. Benim mutlaka onları arayıp; başkan şöyle bir sorun oldu, sizin döneminizde şöyle konuşulmuş, nasıl yapalım diyeceğimiz konular olacaktır’ oldu. Çünkü 7 yıl gibi bir süreç var bizim içinde olmadığımız. İnşallah biz o köprüyü kurmak istediğimizde onlar da karşılık verir de Kemeraltı için bize yakışanı yaparız.

Dernek yönetiminin ibra edilmediğini okuduk, sebebi nedir?

Girgin: İbra edilmedi, doğrudur. Neye göre doğrudur? Esnaf derneğinin içindeki tüzük değişikliği çok büyük yara aldı, bize göre ibra edilmeme sebebidir. Derneğin 30 lira gibi bir rakamla ayakta durma şansını elinden alıp 2.5TL gibi bir rakama düşürmek, ibra edilmeme sebebidir. Derneğin esnaftan kopup tabela derneğine veya 3-5 kişinin kişisel yüküne kalmış olması, ibra edilmeme sebebidir. Biz o gözle baktık, o gözle esnaf gördü. Yoksa başarılı oldu olmadı, defter şöyleydi böyleydi değil. Çünkü 2.5 TL ile kimseden 5 yıldır doğru düzgün para almamışsınız. Bu bir yük. Esnafsınız, kapınıza gelsem ‘aylık para topluyorum 2.5 TL’ desem, ‘ne yaptın’ der. Yani 2.5 TL komik rakam. Bir saygınlığınız olmaz. Başkan dolaşıyorsa, bu da olmaz. Buranın tüzel kişiliğinin kaybolmuş olmasından geçiyor. Biz 2004’te muhteşem bir binaya sahiptik, ikinci beylerde Cumhuriyet tarihinin en büyük ilk kütüphanesi vardı, orayı devlet Kemeraltı Esnaf Derneği’ne ücretsiz kullanımla verdi. Eğitim salonlarımızı, toplantı salonlarımızı, seminer salonlarımızı kurmuştuk, kütüphanemiz vardı.  Biz öyle bir güçten, (odayı göstererek) şu anda buradayız.

 Ne oldu oradaki bina?

Girgin: Devletimizin politikası gereği STK’lara verdiği bu tür binaları, el değiştirdi ve kendi kurumlarına kullandırmaya başladı. Biz yasa gereği çıkmak zorunda kaldık. Sonraki arkadaşlar kiralık bir yere geçtiler, sonra gönüllü bir şeyler yapmak zorunda kaldılar.

Burası derneğin kendi binası mı, kiralık mı?

Girgin: Değil. Normal kullanım alanı olarak yapılan bir yer. Buradan da 1 ay içerisinde çıkacağız, çıkmamız lazım.

Binanın dışı ve içerisi bana ‘hem derneğin hem de Kemeraltı’nın durumunu anlatıyor’ diye düşündürttü.

Girgin: Bravo, çok doğru tespit!

Müthiş tarihi bir bina ama saklı, gizlenmiş gibi sanki. İşiniz çok zor ama başarılırsa herkes kazanacak, ne dersiniz?

Girgin: Samimi söylüyorum, başlığı lütfen şöyle atın; Kemeraltı kazandı. Esnafın kendi kazancıdır bu. Çünkü esnaf, derneğine ve çarşısına sahip çıktı. Kaybedenin olmadığı bir seçim olarak görmek istiyoruz. Yoksa arkadaki yükle ben hiçbir yere uzanamam. Buradaki evrakları defterleri ileriye dönük olarak işliyoruz, kolaçan ediyoruz, bizden sonrakilerin kolay çalışması için… Bu, benim tapulu malım değil. Soruyorlar; en büyük projeniz nedir? Bizim şuanda en büyük projemiz; yeni bir tüzük yazmak, birlik beraberliği pekiştirmek, sosyal etkinlikler yapıp Kemeraltılı olmanın gururunu yaşatmak. Bu bütün STK’larda, toplumlarda yapılması gereken şey. Bundan sonra olacak olan her şey, bu gücün beraberlik isteklerinin, yöneticilerin kendi istekleri olmadığını, benim kişisel siyasi beklentim olmadığını, kamuoyuna anlatmak ve bu deliliğimizle çırpınışımızla sokağa, İzmirliye bir şeyler vermek. Bu çarşının sahibi İzmirli, halk, devlet… Biz emanetçiyiz. 50 yıl sonra bizi kimse anmayacak, bu mülklerde başkaları olacak, çocuklarımız bu işleri yapmayacak, çok az esnafımızın çocuğu, eşi işin başında… Buraya 20 yıl sonra kimler gelecek, bunu konuşmamız lazım. Ben 54 yaşındayım, benim çocuğum bu işi yapmayacak.

Şu an çocuklar baba mesleğini yapmıyor ya da yapmak istemiyor olabilir ama Kemeraltı hak ettiği değere kavuşursa, bu durum o zaman tersine dönmez mi? Bunu sağlamak önemli…

Girgin: Elbette, insanlar esnaf olmanın keyfiyetine varmak zorundalar. Bunu yaşatmamız lazım. Şu anda neden istemiyorlar; Türkiye’de ciddi bir işsizlik var, üniversite mezunları iş bulamıyor. Ama buradaki ailelerin okuyan ya da okumayan çocukları da ister istemez babalarının mesleğini kazanmaları için bu çarşının çok hızlı bir şekilde toparlanması lazım. İzmir’in de bir sıkıntısı var, para yok. Şehrin para kazanma mekanizması yok. İstanbul, Ankara, Denizli, Antalya… Bir şekilde turist, yaşam… Günde 1-1 buçuk milyon insan giriyor. Ama burada şu da olsun, şu da olsun. Bu dönem bitti, bir tane bir şeyimiz olsun. Her yerde yeni söylem; 5 yıl sonra bu şehir turizm şehri olacak mı, olacak. Her şeyin altyapısı buna göre olmalı. Belediye, esnaf, taksici, evde oturan, binanın rengi, her şey bir elden çıkmak zorunda. Yoksa orası sarı, orası beyaz derken bir şey olamayız. Din turizmi desek, sinagog elimizde, tarih var, Agora’da muhteşem bir değer çıkacak, deniz var, havamız muhteşem, Çeşme’si Foça’sı var, camiler muhteşem, Bergama’sı Efes’i var. Bugün Kızlarağası’na uğradım. Orası bizim için çok büyük değer ama turist rehberleri oraya gelen müşteriye 15-20 dakika burada dolaşın, sonra şuraya gideceğiz diyorlarmış. 15 dakikada Kızlarağası’nda neresi dolaşılır? Oradaki esnafın kazanması için 1 saat vermen lazım ki rahat rahat  gezsin, yemeğini yesin, dokunsun. 15 dakikada turist burada bir şey yapmaz ki. İki hafta önce Eskişehir’e gittim, hayran oldum. Otobüsler, oteller hafta içi hafta sonu dolu. Küçük küçük her şeye dokunmuşlar.

 En azından lokal olarak belli yerler güzelleşebilir.

Girgin: Artık satış politikası değişti. Bizim daha çok enstrümanımız var, Kemeraltı’nda çeşitlilik var. Benim en büyük ayıbım şu anda çığırtkanlar.

Tam da oraya geliyorum. Kemeraltı için ne yapılması gerekiyor? Kısa ve uzun vadede… Kemeraltı’nda platformlar, dernekler var. Bu konuya iki yeni belediye başkanı da (Büyükşehir ve Konak) eğilmiş görünüyor. Ticaret Odası’nın bu konuda yaptığı bir takım çalışmalar, Büyükşehir’e ilettiği  öneriler var. Sizce ne yapılmalı, nereden başlanmalı? Yol haritanız ne olacak?

Girgin: Kısa vadede; Bizim çok hızlı bir şekilde kamu kuruluşlarını ziyaret etmemiz lazım.. Benim sorunlarım beli; yol, aydınlatma, hanutçular vs… En baştaki sorunum; hanutçular. Kemeraltı esnafı benden ilk önce şu çirkinliğin kalkmasını bekler. Önümüzdeki hafta belediyenin bir toplantısı var, ticaret odası, esnaf odası, TARKEM, biz, belediyedeki yetkililerle toplantı yapacağız. Daha önce toplantı yapmışlar ama dernekte bir seçim olduğunu öğrenince, seçimden sonra yeni bir kan gelince de durdurmuşlar. Bizi aradılar; sizi bekliyoruz, sizin de katılacağınız bir toplantıyla Kemeraltı’nda bir temizliğe başlayacağız dediler. Ben de dedim ki; ‘benim devletine, belediyeye sorumlu olan esnafımın canını yakmayın, bu iş cezayla olmaz. İki santim çıktı diye o hoşgörüyle iki santim geriye alır. Ama esnafın 2 santim, 10 santim geriye alması… Beklentiniz buysa, sıkıntılı olan kötü niyetli kişileri bitiremeyecekseniz bu işe girmeyin.’

Toplantıda bunu mu isteyeceksiniz?

Girgin: Toplantıda bunu yine deklare edeceğim. Çünkü biz artık sonuç odaklı işlerin bitmesini bekliyoruz.  Onlar bize şu eksik bu eksik derse, biz bunu duymak zorunda değiliz. Bu devletin ve onların sorumluluğunda olan bir şey... Onların bizden dernek olarak beklentisi, biz bir adım atıyoruz, sen de at diyorlarsa, ben onlarla dolaşayım, esnafı o konuda bilgilendireyim. ‘Sarı çizgiyi biliyorsun lütfen onu geçme’ dediğimiz zaman, ‘tamam ağabey’ deyip kenara geçtikten 3 gün sonra o kötü unsurlar ‘ben kimseyi takmam dışarıya çıkarım’ derse, benim esnafım orada kendini kullanılmış hisseder. Kapısına  belediyeden biri gelip makbuzla dolaştığında saygısızlık yapmaz, çünkü o kayıtlıdır, yeri yurdu bellidir. Ama diğer unsurlarla hiçbir kaydı olmayan, yaz kardeşim nereden alacaksın diyenle de benim esnafım karşı karşıya gelmesin!

‘Yaptırımlar kadar, o yaptırımların güçlü ve herkese eşit uygulanması önem taşıyor’ diyorsunuz ve bu mesajı vereceksiniz, öyle mi?

Girgin:  Kesinlikle! Biz bu konuda devletin her türlü gücünü kullanmak istiyoruz, bu konuda bizim yanımızda olmasına ihtiyacımız var. Bu bizim önceliğimiz. Başka neler yapacağız? Birlik beraberlik için sosyal etkinlikler yapacağız. Çok hızlı bir şekilde konser düzenlememiz lazım. Geçen yönetim toplantısında arkadaşlar dedi ki; yılbaşı yaklaşıyor, yılbaşı balosu yapalım mı? Arkadaşlar yetişebilir miyiz, yapalım mı derken o heyecanı yönetim kuruluyla yaşadım. Şifaen karar almadık ama o kadar çok eksiğimiz var ki. Derneğin elektriği, suyu, interneti her şeyi kesik… Ben bilerek ödemedim, bunu ödersem ‘başkan bunu ödedi, bunu nereden çıkaracak, ne beklentisi var’ derler. Ama biz bu parayı kazanmak zorundayız, esnaf sahip çıksın. Benim esnafıma gidip ‘ kardeşim senin 3 yıldır 7 yıldır aidat borcun var’ deyip isteme hakkım yok, yakışık almaz. Öyle bir yapım da yok. Biz organizasyon yapalım, İzmir’de çok güzel korolar var ücretsiz geliyorlar, böyle etkinlikler yapalım. Esnaf 30-40 liraya bilet alsın, çocuğuyla eşiyle gelsin, YKM alsın 30 çalışanına versin, o 3 tane o 5 tane alsın, biz orada hep beraber el çırpalım. Bu eli Kemeraltı’ndaki insana çırptırabilirsem, ben bu işi oturtmuş sayılırım. Parayı oradan toplayıp ödemeyen kişilerin parasını öyle kapatacağız. Hem paramız olacak, hem esnafın o yükünü kurtarmış olacağım, hem de ciddi bir imece yapmış olacağım. Bunun devamı eğitim. Kadına şiddet, meme kanseri ile ilgili… Bu tür eğitimler etkinlikler, bizim dernek çatısı altında hiç yoktu. Bu konsepttir, bu bakış açısıdır. Başka STK’ların yaptığını niye biz yapamayalım? Potansiyelimiz var, her şey iş değil ki. İnsanlar sabah 9’da geliyor akşam çıkıyor, sosyal hiçbir şeyi yok. Ne çalışanın gücü var, ne patronun… Çalışanlar için hiçbir şey yapılmamış. Bunu bireysel olarak patronlar yapıyor mu yapıyor, ama sen bir derneksen, dünyanın en büyük çarşısıyım diyorsan benim bunu esnafıma yakıştırmam için, o gücü almam için birliği beraberliği sağlamam lazım. Arkası gelir, yeter ki bunları organize etme şansım olsun, insanlar küçük küçük gelsin… Ben büyük konuştum inşallah utanmam, Tunç Bey’ gideceğiz 27’snde. Ben 100 kişi geliyorum dedim, inşallah 100 değil 150 kişi gideriz, Tunç Bey’e de mahcup olmayız, Kemeraltı da kendine ve derneğine sahip çıkar.  Benim için bu ciddi sınav olacak. Her gittiğimiz yere esnafımızı da taşıyacağız..

Cem Ceylan, Kemeraltı Hayat Platformu sözcüsü olarak demişti ki, ‘aydınlatmayı sağlasalar, Kemeraltı gece de ışıl ışıl olsa... Önce bir aydınlatmayı yapsalar, işportayı hanutçuları ortadan kaldırsalar, insanımız rahatça alışverişini yapacak. Bunlar için şu proje de bitsin, o da bu da olsun demeye gerek yok. Filanca bina alınacak, restore edilecek, bunlar uzun vadeli. Ama kısa vadede küçük dokunuşlarla çarşıda çok yol alınır.’ Katılıyor musunuz bu görüşe?

Girgin: Katılıyorum. Küçük dokunuşlara ihtiyacımız var. O da bu çöplüğün insanı, ben de bu çöplüğün insanıyım. Sorunları eşelediğimiz zaman sorunlar aynı. Sağ olsun Genel Sekreter Yardımcımız Eser Bey ziyarete geldiler, sohbet ettik ve ondan tek bir şey istedim. Önümüzde yılbaşı var, Kemeraltı’nın her tarafını, Alsancak ve Karşıyaka’da yaptığınız gibi yapın... Dedi ki; biz bunun ihalesini, her şeyini önceden yaptık, keşke daha önceden istenmiş olsaydı. Yıllardan beri kimse istememiş, neden istemediler bilmiyorum. Sonra, Konak Belediye Başkanı’nı ziyarete gittiğimizde kendisinden ışıklandırma konusunda destek istedik, bize lütfen ana cadde, Hisarönü, mantocular tarafına küçük küçük ışıklandırmalar yapın… Bu konuda iki tane adımımızı attık. Bir de belediye başkanına ulaşmak için yırtınmak istemiyorum. Kimsenin o kadar işinin gücünün arasında Kemeraltı’yla yorulmasını istemiyorum. Bu duyulmuş ki, Eser Bey ‘ben Kemeraltı’ndan sorumluyum’ diye kendisi geldi. Konak Belediye Başkanımız Abdül Batur Bey’den de toplantıda kendisinden Kemeraltı’ndan sorumlu birisini atamasını istedim. Ben ona sorunu anında göstereyim, çözeyim diye. Çok güzel dedi, Mehmet Yunak vardı o anda, Mehmet ile halledin dedi. Elimizde devletin gücü de var aslında, Kemeraltı’ndan Sorumlu Vali Yardımcısı var. Hiçbir derneğe bölgeye nasip olmayan, 2004’te atanan 15 yıldır gelen valilerin kaldırmadığı Kemeraltı Esnaf Derneği’nden Sorumlu Vali Yardımcımız var. Seçimden önce çat kapı gittim, 3 yıldır kimse kapısını çalmamış, kimse bir şey istememiş. Seçimden sonra da kendisini ziyaret ettim, müthiş enerjisi olan, sokakta Kemeraltı’nda olan bir vali yardımcısı. Devlet o gücü vermiş,  gücü kullanmayı bilen yok. Şu hengame bittikten sonra, öğlen akşam belki sabah kahvaltıda onunla el ele vermek istiyorum, çünkü onun görevinin içerisinde ben varım. Esnafın sorununu yerinde görürse, o da benim gücüm olacak. Önce ben kamuya kendimi inandırayım. Bu bir süreç, çok hızlanması gereken bir süreç. Hanutçular en büyük sıkıntımız, kadınlarımızın en büyük gelmeme sebebi, buna rağmen yine geliyorlar. Onlara inanılmaz teşekkür ediyorum.”

Ama bu çarşının potansiyeli o gelenler değil, çok daha fazlası.

Girgin: Şimdi sattığım ürün 10 liraysa onu alabilecek insanlar geliyor çarşıya. 50 liralık ürünü alacak insanın gelmesi için de esnafın kendini yenilemesi lazım. Bu etki tepkiyle alakalı bir şey. O yüzden ışıklandırma doğru, bir adım attık. Bununla ilgili Salı günü bir toplantı olacak, kısa vadede ne karşımıza çıkacak bilmiyorum, ilk defa toplantıya gireceğim. Salepçioğlu’nun önünde bugün itibariyle ölçüm yapmışlar, banklar yapacaklarmış. Bizim nefes alacak alanlara ihtiyacımız var. Defterdarlığın, emniyetin arkasında büyük bir otopark var, orası ciddi bir alan. Ben diyorum ki; artık Gündoğdu’da değil de oraya bir platform kurun Cumartesi akşamı getirin sanatçınızı… Kibariye buradan çıktı, Yıldız Tilbe, Sezen Aksu buradan çıktı. Hepsinin bu sokaklardan geçmişliği var, yaşamışlığı var. Biraz daha güçlendiğimizde ben kapılarını çalmak isterim, Kemeraltı’nın size ihtiyacı var dendiğinde buraya koşa koşa geleceklerine inanıyorum. Kemeraltı’nda yapacakları o konser bizi hoplatacaktır. Benim çarşım akşam 7-8’de kapanıyor. 8 buçukta konser başlayacak, insanlar 2 saat önceden gelip burada yemek yiyecek, gezeyim diyecek, şurada bir şeyler bakayım alayım diyecek. Esnafım da 7 buçukta kapatmayacak, müşterisine göre zaman harcayacak.

Kemeraltı gece yaşasın/yaşatılsın söyleminin eyleme dönüşmesi mi bu adımlar?

Girgin: Ben Kemeraltı’nın sabaha kadar yaşamasının akıl karı olduğunu düşünenlerden değilim, çok saçma olur. Çünkü şehirde para yokken, bu parayı harcayacak kitle yokken… Burada esnafımın 2 vardiya gücü yok ki. İzmirlinin öyle bir havası yok ama lokalize yerlerde makul saatler olabilir. Kemeraltı gece yaşasın diyor, Kemerlaltı’nda gece her tarafı yaşatamazsın. Kemeraltı gece yaşasın söylemi çok fazla balon haber oluyor. Lokalize bir yerde geniş bir kültür olur, eğlence olur, konser alanı olur. Bunları yaratacak olan yine belediye… Mesela hayal ediyorum; YKM’nin üstünde bir boşluk var, orada bir tadilat olacak ben de burnumu sokmaya çalışıyorum. O tadilat başlarken, burada boşluğa gerek yok YKM izin verirse orayı doldurup orada bir metrekare çıkacak o metrekarede siz beş yüz, bin kişiyi zıplatırsınız. Bana göre yanlış bir seçimdi, balık halinin oraya 20 tane bina yapılması. Orası müthiş nefes alacak bir alandı. Orada konserler, sunumlar tiyatrolar,her şeyi koyabilirdiniz. İnsana yapacağınız yatırım önemliyken, yöneticiler hala bina derdinde, hala yanlış bir bakış açısı… Şu sokakta gençlik festivali yaparsınız, ünlü bir DJ getirsiniz, ışıklandırma yaparsınız lazerlerle, güvenlik siti çekersiniz; paralı parasız, gençleri toplayın burada gençler sokakta eğlensin.

 TARKEM’in yönetimindesiniz, şimdi o konuya gelelim.

Girgin: Ben kurucusuyum aynı zamanda… 2012’de kurulurken ben biraz daha Kemeraltılı olduğum için…

Ne demek Kemeraltılı olmak?

Girgin: Mesela üzerimdeki takım elbise Kemeraltı’ndaki terzinin diktiği bir takım elbise, gömlek buradan, ayakkabı buradan… Hep Kemeraltı. Peynirimiz hala Kemeraltı’ndan alınır, karnımızı burada doyuruyoruz, işyerim burada. Kemeraltı bize o kadar sinmiş. Dernekçiliği de severek yaptığımızdan, büyüklerimiz ‘biz Kemeraltı için bir şey yapmak istiyoruz’ diye geldiğinde benim bunun dışında olma lüksüm yok diye düşündüm ve kişisel olarak kar zarar gütmeksizin TARKEM’de yer aldım. 2o yıllık bir projeydi bu, etik sözleşme imzalamak şartıyla aldılar, herkes çocuk ortak olduğunda, ‘ben buradan mal mülk almayacağım’ diye bizden kağıt aldılar. Bunu uygulayan vardır yoktur bilemem. Buna İzmirliler uydu ama İstanbullular adaları, evleri aldılar. O vizyonla ben ortak oldum, önemsiyorum yaptıklarını. Şu anda dernek başkanı olarak da yönetim kurulu üyeliğine davet edildim. Gittik, çok güzel şeyler yapıyorlar, yerinde ilk defa dinledim. Bugün de genel kurulu var, genel kurula esnafımızı da davet ettiler. Daha sonra Abacıoğlu’ndaki kendi yerlerinde 20’li 30’lu esnafı bilgilendirecekler. Çünkü bir adım sonra halka açılmaları lazım, 500 ortağa ulaştıklarında yasa gereği. Ağızlarından düşmeyen; ‘Biz halka açılmak yerine Kemeraltı esnafa bize inanır, heyecan duyar, ben de varım derse bizim önceliğimiz Kemeraltı olsun, Kemeraltı’na açılalım, buradan aldığımız ortaklarla halka gidelim.’ Bu çok ciddi bir yaklaşımdır. Kemeraltı’ndaki esnafa rağmen, kimse bir şeyde başarılı olamaz. TARKEM ilk baştan beri bu konuda doğrusunu yapmaya çalıştı ama belki kişisel söylemler, belki kişilerin vücut dilleri… Tam anlaşılamadı, bir yerde kopukluk oldu. Ama niyetleri iyi, gerçekten kötü bir yatırımcı grup değil. Burada köhnemiş, yıkılmış dokunulması gereken binalara dokunuyorlar. Hiçbir zaman mal sahibi oraları adam edemezdi; parasal olarak etse anıtlardan, belediyeden geçirmesi çok uzun yıllar alırdı. Onu da geçtim, ister istemez ciddi bir sermaye lazım, çevre koşullarının çok ciddi değişmesi lazım ki oraya yaptığı yatırımın kazancını elde etsin. Kimse aptal değil.

Bir güç birliği gerekiyordu, Kemeraltı kan kaybediyordu, o anlamda TARKEM’i hepimiz ciddiye aldık ama Kemeraltı esnafının bu konuda ciddi şüpheleri var, ne dersiniz bir Kemeraltılı olarak?

Girgin: Yanlış lanse edildi.

Onun nedenleri ne? Sizin kaygı duyduğunuz herhangi bir şey yok mu?

Girgin: Yok. Benim kaygı duyduğum yok ama esnafın var. Benim önceliğim esnafın bu kaygısını, esnafla Tarkem’i karşı karşıya getirip gidermek. Bu benim söylemimle asla olmaz.

Yanlış söylemlerden mi ya da antipropagandadan mı TARKEM anlaşılmadı, esnaf tarafından? Çünkü sizin kaygı dediğiniz düşünceler bize ‘Malımız mülkümüz elimizden gidecek, kaybedeceğiz’ korkuları olarak yansıdı. Kaygı ve korkuyu anlayabiliyorum. Küçük esnaf sonuçta, elinde bir tek mal var.

Girgin: Küçük dükkanları kimse alıp birleştiremez burada, 10 metrekare, 10 metrekare… Çok büyük bir proje olması lazım. O zaman yıllar önce  dendiği gibi yıkalım burayı yeniden yapalım havasına döner. Burayı herkes korumak istiyor. İlk başta belki kişilerin yanlış söylemleri olabilir, yanlış algılanmış olabilir. Öyle görüyorum. Bir de 7 yıllık bir dilimde TARKEM karşıtlığı olmak birilerine prim verebilir yönetimsel olarak. Bundan besleniyor olabilir. Ben biliyorum ki; ilk başta TARKEM karşıtı bir dönem başkanı, ‘ne kadar yanlış düşünmüşüm’ diye bana söyledi. Bilmediler çünkü, TARKEM de kendini anlatamadı. Ama TARKEM uzak kaldı herkesten, 20 yıllık projeyi 5 yıl 5 yıl şeklinde programlamışlardı. İlk 5 yılını sessiz sedasız varlığını yansıttı. Ama ne yaptı etti, kimse de bilmedi. Beş yıl boyunca proje, iletişim, fonlar, devlet, belediye, nerede ne yaparsam nokta atışı olur, nereyi hareketlendirirsem yanlış bir şey yapmam, bununla ilgili üniversitelerden, mimarlardan görüşler… Beş yıl çok ciddi bir çalışma dönemi geçirdi. Kimsenin bunu boş görmemesi lazım. Altıncı yıldan itibaren yeni bir ekiple heyecan kattı, o bir ivme kazandırdı ve lokasyon noktalarında, o bölgelerde çalışmaya başladılar. O bir 5 yıl sürecek, tadilatlarla başladı. Aldığınız yeri doldurmanız lazım, Kemeraltı’nın bitme nedeni neydi?  Boşalan yerlere alternatif bir şey getirilmedi. Ayakkabıcılar gitti boş bırakıldı, adliye gitti boş bırakıldı, arkadaki evler insanlar zenginleşti Alsancak’a, sahile gitti, boş bırakıldı. Siz yatırım yaptığınız yeri boş bırakırsanız çok saçma olur. Kimse 5 senesini sokağa atmaz. Çok zor bir iş yapıyor. Ben bazen anlamıyorum. Adam buraya yatırım yapıyor, yatırım yaptığı yeri yaşatması gerekiyor ki 5 yıl 10 yıl sonra para kazansın. Kimse 1 yıl sonra kazanmayacağını biliyor. Parayı da geçin, gömdüğünün dışarıdaki insana daha çok yarayacağının farkında. TARKEM, burası 1 lira mı 1 liraya aldı, alamadı mı, içindeki mal sahibini ortak yaptı, o da mı olmadı, kardeşim ben burayı alayım restore edeyim, seni bir yükten kurtarayım, 20 30 yıl sonra malını kurtarmış olayım, torunlarına kalsın. Üç tane teklif sunuyor diyelim. Bunları yaptıktan sonra etrafında değeri olmayan 100 liralık mülkler,  500 liralık olacak. Kime yarayacak? Esnafa ve mal sahibine yarayacak. Buradaki lokasyona gelecek iyileşme Kemeraltı’na dalga dalga gelecek. Bunun altyapısı nedir? İzmir para kazanmak zorunda, turizm şehri olmak zorunda. Siz burayı turizm şehri haline getiremezseniz, uzun vadede görmezseniz; altın dökün, ne TARKEM ne 100 tane TARKEM burayı adam edebilir. Öyle bir proje yok, öyle bir para da yok. Topladığı para 25 milyon, para toplamaya çalışıyor. Bugün Kemeraltı’nda büyük bir tane binanın değeridir o. Yok ‘TARKEM Kemeraltı’nı alıyor, satıyor.’ Ne yapmış? Aldığı para belli, toplayacağı para belli, masraf ettiği personel belli, yaptığı yatırım belli. Devlet içinde, belediye içinde, her şeyi denetlenebilir şeffaf, kapısı herkese açık. Biliyorum ki; ‘benim bir mülküm var ben burayı nasıl kurtarabilirim’ dediğinde mimari olarak, belediye olarak, akıl, anıt olarak her türlü desteği de veriyor, bedelsiz. Herkes Kemeraltı’nda bir şekilde elini taşın altına soksun diyor ama kimseye faydası olmayan oturduğu yerden! Bazen Cem’e (Kemeraltı Hayat Platformu Sözcüsü Cem Ceylan’ı kast ediyor) kızıyorum diyorum ki; “Cem sen bu mülkü aldığında kaç paraydı, atıyorum 400 liraya aldın, bugün sen oraya ciddi bir emek sarf ettin, değer kattın, çalıştın, normal esnafın kitlesinin dışında bir kitle getirdin buraya. Bugün ben gelsem 400’e aldığın yeri 450’ye sat desem satar mısın? Satmazsın. Kaç para istersin, atıyorum 2 trilyon oldu. Sen yatırımcıya niye şey gözüyle bakıyorsun? Burada 10 liraya hamburger satan yer de var. Sen şimdi 10 liradan değil 50 liraya hamburger yiyen insan kitlesini nasıl kazandın? Kendi koyduğun meziyet ve vizyonla kazandın. Yine burada senin sattığın kitle belli bir grup. Sen TARKEM ile birlikte yürümen gereken bir statüdesin.

Kemeraltı sadece bir çarşı değil ama! Aynı zamanda bu kentin belleği, binlerce yıllık tarihi, geçmişi…

Girgin: Tabii ki tarihin korunması lazım. Bazıları soylulaştırma olarak görüyor. TARKEM’e eleştiriler olabilir ama iyi niyetliler. Bin  kişi için bazen 10 kişiyi yakarsınız. Bazen bir yerlerin kurtulması için… Eskişehir, Eskişehir olurken bir yerler yıkılmadı mı? Orada bomboş arazi bekliyordu da oralar o hale mi geldi. Tabi ki şartlar, devletin gücü… Her yer için  konuşuyorum; sizin eviniz burada, buradan yol geçiyor ana caddedesiniz, buranın değeri 1 trilyon, burası 500 lira. Devlet veya belediye bir operasyon yaptı, buradakileri yıktı, sizin binanız öne çıktı.Siz der misiniz ki, benim öne çıktı hak etmedim diye. Kimin nerede ne olacağını kimse bilemez. Tarla alırsın, imara açılır, 100 liraya alırsınız 1 trilyon olur. Sizin yatırımınızdır, uzun vadede görmüşsünüzdür gibi… Buradaki değişimde canı yansın istemiyoruz ama insanların şartlarının da asgari şekilde iyileştirilmesi gerektiğine inanıyorum. Bu konuda esnafın canı yansın istemiyorum. Burada olumsuzluk yapıyorlarsa, ben burayı kullanırım daha büyüğüm derse, devlet de alır götürür kimseyi de dinlemez.

Özetle siz TARKEM’in olumlu olduğunu düşünüyorsunuz ve birlikte hareket edilirse ortaya daha iyi bir sinerji çıkacağını ve esnafın daha iyi kar edeceğini söylüyorsunuz, öyle mi?

Girgin: Kesinlikle. Ama TARKEM her yere yetemez, TARKEM’in yapacağı operasyon buraya da yarayacaksa, buradaki esnaf da kendini yenileyecek. Birkaç yatırımcı arkadaş, bölgede kendi yerleri de var. Burayla ilgili bir şeyler düşünüyorlar. O insanlar yapacakları konunun TARKEM’e de ne getirir ne götürür diye bakmaya başladılar. Buraya Starbuck getirin diyorlar mesela, Starbucks doğru nokta mı, çok doğru değil. Marka mı, ivme kazandırır mı, belli bir kaliteyi burada tutar mı, Starbucks gelip buraya yer açarsa, demek ki benim görmediğim şeyi görüyor demektir.

Burada önemli olan dev markaları buraya getirmek mi, yoksa buradan markaların çıkması mı? Gönlünüz hangisinden yana?

Girgin: Buradan markaların çıkması. Buradan Bolulu Hasan çıktı, Özsü çıktı, kahvecilerden isimler çıktı. Ama bugün insanların sermayeleri buna müsait değil. Buradan yeni marka çıkarmamız çok zor. Mevcut markaları korumak da… Keşke buraya Bolulu Hasan, Özsüt sahip çıksa da… Atıyorum bir çay kaç para, 20 liraya çay olur mu? Günün koşullarında bir şeyleri uyarlamanız lazım ama 10 metrekarelik yer de olsun, 100 metrekarelik yer de yaşasın. Ama 500 metrekarelik marka da gelsin, kaliteyi, ivmeyi turistik olarak görüyorsak..

Diyoruz ya Kemeraltı’nı da İzmir’i de kurtaracak olan turizm. Dışarıdan gelen insanlar zaten dünya markalarını birçok yerde, kendi ülkesinde de görüyor, AVM’ler bunun için var. Ama bizim için burada değişik, nostaljik olan şeyler önem taşımıyor mu? Başka yerde göremeyeceği ürünleri, yiyemeyeceği yemekleri yemek için gelmesi değil mi önemli olan? Kemeraltı’nda asıl vurgulanması gereken bu değil mi?

Girgin: Bize danışan olursa, yatırımcı olarak Kemeraltı için ne olabileceğini soran olursa, samimi söylüyorum; Buraya  daha uygun, daha naif, fiyatı daha ehven, çok da tanınmamış, burada yaptığı işle tanınacak olan birisinin gelmesini rica edeceğim. Benim yaptırım gücüm yok, sadece söylem ve niyet. TARKEM de zaten  çıkarken buraya şöyle marka olsun, böyle marka olsun diye çıkmadı. O da esnafın veya lokalize, kadın kollarının kooperatiflerin gelmesini sağlayacak olan işlemler yapıyor. Konak Pier’de çok güzel mekanlar var, onlar da buranın markaları iyi veya kötü, daha lokalize… Onlardan biri olabilir diye düşünüyorum. Bu konuda benim yaptırım gücüm yok.

Son olarak, esnafa ne diyorsunuz? ‘Kemeraltı’na güvenin, ben size güveniyorum’ mu?

Girgin: Kendilerine güvensinler, herkes kendine güvensin. Güç onlarda, benim yaptırım gücüm, onlardaki enerjiden geçiyor.  Asla bana o yükü atmasınlar, beni seçen onlar. Her yerde diyorum ki Kemeraltı kazandı, kaybeden yok. Çarşı devam ediyor, geçmiş geride kaldı. Öyle bir egom yok. Kemeraltı kendine güvenecek, kendine güvendiği zaman da benden ne istediğini bilecek, benim neyi, nereye kadar taşıyabileceğime inanırsa, ben onu taşırım. Çünkü bu gönüllülük esası olan bir şey, yoksa burada ne işimiz var. Oturur evimde, bu işe karışmazdım, delilik yapmazdım. Deliliğin sonucu böyle oldu. O yükü, bana verdiği aidatın, bana verdiği manevi desteğin yükünü hissedebilen bir adamım. O yükü taşıyabilme gücüne de sahibim,  taşıyabildiğim kadar taşırım, taşıyamadığımda da benden daha iyi yapacak olana bırakacak kadar da onurluyum. Beklentim yok. Bir yere gitmek için çıkmadım. Birileri iyi bir şey yaptığımı görürse tabi ki beni bir yere alır ama esnaf derneği kisvesi altında asla bir yerde olmam, istifa ederim, tertemiz bırakırım. Semih Girgin olarak yükümlülüğüm varsa, çarşıma onun için koştururum. Beklentim yok, beklentim olmadığı için kimsenin kapısını da çalmayacağım.

 
Haluk Bilginer'e Uluslararası Emmy ödülü
 
Arnavutluk'ta 6,4 büyüklüğünde deprem
YORUMLAR
Toplam 1 yorum var, 1 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
ibrahim Yüncü 27 Kasım 2019 Çarşamba 07:14

Dernek yöneticisi olmak çile çekmek gibi bir şey. Çünkü hedeflenen her konuda karşınıza yasal yetkisizlik çıkar!!! Sonrasında ise dernek içi maddi sorunlar ile savaş başlar! Dilerim siz başarılı olursunuz...

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
İntihar, çok zor bir eylemdir
Gönül Soyoğul sordu, Prof. Dr. Ali Saffet Gönül yanıtladı...
Kemeraltı ranta değil değere dönüşmeli!
Gönül Soyoğul, Kemeraltı’nı orayı yaşayan, ekmeğini oradan çıkaran, Kemeraltı’nın ...
Kemeraltı Platformu Sözcüsü Ceylan: Ya TARKEM, KİPA olursa?
Gönül Soyoğul, Kemeraltı’nı orayı yaşayan, ekmeğini oradan çıkaran, Kemeraltı’nın ...
 
İstanbul aşk gibi bir şeyse, İzmir derin bir dostluktur!
Gönül Soyoğul 'İzmir'i sordu, Prof. Dr. Melek Göregenli yanıtladı...
Yücel’den adaylık ve ‘Soyer iddiası’ mesajları, eleştirilere yanıt ve 20 ayın raporu!
CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel, ‘olağan kongre süreci’ öncesi Gerçekizmir’e ...
Ali Engin'den '150 gün' raporu ve 'çarpıcı' kongre mesajları!
Narlıdere Belediye Başkanı CHP’li Ali Engin, görevde geride bıraktığı ...
 
CHP'li Kökkılınç anlattı: Büyükşehir kadına şiddete o projelerle 'dur' diyecek!
İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi CHP Grup Sözcüsü ve Toplumsal Cinsiyet ...
Sürekli ile gündem: Soyer'e salvo, 'Ankara ziyareti' çıkışı ve o iddialara yanıt!
Gündemi değerlendiren AK Parti İl Başkanı Sürekli, Büyükşehir Belediye ...
Ekrem Oran ilk 100 günü anlattı, 5 yıl sonrası için iddialı konuştu!
Çeşme Belediye Başkanı CHP’li Ekrem Oran, görev süresindeki ilk 100 günde ...
 
RÖPORTAJLAR
ÇOK OKUNANLAR
FACEBOOK'TA GERÇEK İZMİR
TWITTER'DA GERÇEK İZMİR
YAZARLAR
Gönül Soyoğul
İduğ’u dinleyip Büyükerşen’i hatırlamak…
Fikret İlkiz
Yargı zeval bulmasın
Sercan Avcı
Sandığın ‘Z raporu' ve potansiyel adaylar!
Dr. Tuncay Filiz
Lösemi tanısı için bir damla kan yeterlidir
Seray Akın Ürkmez
Hayal edin... Tarih kafamızın içerisinde canlanmayı bekliyor!
İlker Ağın
Ucuz mu? Sağlıklı mı? Güvenli mi?
ÇOK YORUMLANANLAR
Gerçek İzmir
KünyeKünye Ä°letiÅŸimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri