POLİTİKA YEREL YÖNETİMLER GÜNCEL SPOR KÜLTÜR-SANAT DÜNYADAN EKONOMİ TÜMÜ
Bakan Koca açıkladı: O iki ilde yüzde 100 artış!
Bakan Koca açıkladı: O iki ilde yüzde 100 artış!
İstanbul'da şafak vakti suç örgütü operasyonu
İstanbul'da şafak vakti suç örgütü operasyonu
Pentagon'dan 'UFO' raporu: O fotoğraf sızdı!
Pentagon'dan 'UFO' raporu: O fotoğraf sızdı!
Kadir Topbaş yoğun bakıma alındı
Kadir Topbaş yoğun bakıma alındı
2 Ağustos 2020 Pazar - 08:51

Neptün Soyer Gerçekizmir’e konuştu: Kanepede oturacak kadın değilim!

İzmir Köy-Koop Başkanı Neptün Soyer, kooperatifçilik üzerinden detaylı açıklamalarda bulundu. Üst birlik olarak faaliyet gösteren Köy-Koop’un çalışmalarına değinen Soyer, ayrıca politikada zaman zaman hedef olması karşısında net ifadeler kullandı. AK Parti’nin kendisi için sarf ettiği eş başkanlık çıkışını değerlendiren Soyer çarpıcı açıklamalara imza attı. Soyer, “Kanepede oturacak bir kadın değilim ben!” mesajını verdi.

Neptün Soyer Gerçekizmir’e konuştu: Kanepede oturacak kadın değilim!

Mehmet İŞLER /GERÇEKİZMİR - İzmir Tarımsal Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği (İzmir Köy-Koop) Başkanı Neptün Soyer, Gerçek İzmir’e konuştu. Tarım ve hayvancılık çalışmaları üzerinden önemli bilgiler veren Birlik Başkanı Soyer, birçok konuda çarpıcı açıklamaya imza attı.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in eşi olan Soyer, siyasi arenada zaman zaman AK Parti tarafından gelen eleştirilerin hedefinde yer almasıyla ilgili de net ifadeler kullandı.

Kentte muhalefet konumunda olan AK Parti’nin İzmir’de her gelişmeye ‘hayır’ dediğini vurgulayan Soyer, Büyükşehir Belediyesi’nin geride kalan Temmuz ayı meclis toplantısında Başkan Soyer’e gelen, ‘Eşiniz eş başkan gibi çalışıyor’ çıkışına da ayrı bir parantez açtı.

Soruları detaylı bir şekilde cevaplandıran Soyer, Kültürpark ve Pagos Pazar Yerleri için de konuştu.  Soyer ağırlıklı olarak Köy-Koop’un faaliyetlerine dair açıklama yaparken çalışmaları da kısaca özetledi.

HER ORTAK SERMAYESİNİ 5’TE KOYSA BİN DE KOYSA SEÇİMLERDE 1 OYA SAHİPTİR. SÖZ HAKKIMIZ EŞİTTİR!

Köy-Koop nedir, hangi çalışmaları yapar?

Köy-Koop kurumlar arası bir üst birlik aslında. Her defasında Köy- Koop’un ne olduğunu tanımlayarak gidiyorum. O kadar tekrar anlatıyorum ki hatta kendime bazen, ‘Neptün yine aynı şeyleri söylüyorsun’ diyorum. Ama bazı şeylerin anlaşılması için biraz ucundan biraz ortasından tekrar tekrar anlatmak gerekiyor. Kooperatifçilik çok konuşuluyor, tanımlarken eksik buluyorum konuşulanları. Biz kooperatif değiliz, kooperatiflerin bir araya gelerek oluşturduğu biz birliğiz. Birlik başka bir yapıdır. Mevzuatımız kooperatiflerden biraz daha farklıdır. Biz kooperatiflerin ürünlerinin daha iyi üretilmesi, kooperatiflerin arasındaki iletişimin sağlanması, ürünlerinin pazarlanması konularında çalışıyoruz. 1965 yılında Ulamış Tarımsal Kalkınma Kooperatifimiz Türkiye’de ilk mandalina ihracatını yapan kooperatiftir. Bunu Köy-Koop’un marifetiyle yapmıştır. İzmir Köy-Koop’un hikayesi Mahmut Türkmenoğlu’yla 1960’larda başlıyor. 1971’de resmi kuruluşunu tamamlıyor. Sonrasında da Ankara’da genel merkezi kuruyorlar. Genel merkez de Türkiye’deki diğer Köy-Koop birlikleriyle kuruluyor.  Bu o kadar güzel bir yapılanma ki. Özerk bir yapı… Çünkü biz kendi öz sermayelerimizle kurulan kooperatifleriz. Çok amaçlı tarımsal kalkınma kooperatifleri… Her ortak sermayesini 5’te koysa bin de koysa seçimlerde 1 oya sahiptir. Söz hakkımız eşittir. Kooperatifçilik bilhassa küçük olan üreticinin bir araya gelip güç oluşturmasında en demokratik zemindir. O yüzden önemsiyoruz. Zaten biz küçük üreticilerin bir araya gelerek kurduğu kooperatiflerin birliğiyiz. Pazarlamasındaki kabiliyetlerini arttırıyoruz, bakanlıkla olan ilişkilerdeki desteklemeler bizim üzerimizden yapılıyor. Desteklemeleri biz sağlıyoruz. Aynı zamanda yerel yönetimlerin kooperatiflerle 4734 Sayılı Yasa’daki dayandırdığı, bakanlığın verdiği yetkiyle alışveriş ve iş birliklerini biz düzenliyoruz.

İZMİR’DEKİ KOOPERATİFÇİLİK ZATEN TÜRKİYE’DEKİ EN BAŞARILI ÖRNEK
İzmir’de 283 tarımsal kalkınma kooperatifi var. Bunların birçoğu geçmişten gelen borç sıkıntıları ve yönetimsel sıkıntılar yaşamış. Ama bizim çatımız altındaki 100 kooperatif üreten kooperatiftir. Bizim çatımızda öyle tabela kooperatif yok. Bakanlık, ‘burada bir birlik var, ortak olabilirsin birlik dışında da hareket edebilirsin’ diyor. Biz kimseye ‘gelin bize illa ortak olun’ demiyoruz. Ama bir çatı, şemsiye altında buluşmak zorundayız. Herkes kendi yerinde olsun ama bir çatı altında olsun. 1970-1980 arasındaki kooperatifçilik hareketine baktığımızda başında Mahmut Türkmenoğlu ve Köy-Koop var. Neden? İzmir Büyükşehir Belediyesi bir toplantı yapacak, kooperatiflerle bir proje geliştirecek. Bizim sadece 100 kooperatifimizde 20 bine yakın ortağımız var. 20 bin üretici demek. Bunların hepsine tek tek dokunabilmeniz için kooperatif olması lazım. Kooperatife ulaşmak için de 100 kooperatife ulaşmak için kiminle görüşeceksiniz? Bizimle. Biz hepsiyle beraber hareket ediyoruz, alandayız. 7 tane yönetim kurulu üyemiz İzmir’in 4 bölgesinden. Kuzeyden de batıdan da doğudan da var. Bir araya geldiğimizde onlar bölgelerindeki her şeyi bize aktarıyorlar. Büyükşehir Belediyesi zamandan, fikirden fayda sağlaması için kimle konuşacak? Birlikle. Bu sadece Köy-Koop için değil. Keçi Koyun Birliği ile de Arıcılar Birliği de iş birliği yapıyor Köy-Koop dışında. Küçük üreticiyi destekleyeceğim dediği zaman birlikle konuşuyor. Üreticilerin hepsine tek tek ulaşması mümkün mü? Değil. Ama birlik bakanlığın da verdiği yetkiyle o iş birliğini sağlıyor. İzmir’deki kooperatifçilik zaten Türkiye’deki en başarılı örnek! Bunu da köklerinden alıyor.  Bu 1 kişi ile olsaydı biz buna kooperatif demezdik zaten. Bu hepimizin marifeti…  Bazı spekülasyonlar oluyor ama Köy-Koop korunup, kollanıp, güçlendirilmesi sağlanması gereken bir birlik. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer bunu seçimlerdeki vaatleri arasında söylemişti. ‘Daha da güçlendireceğiz’ demişti. Çok doğru bir şey yapıyor. Sadece bizimle değil İzmir’in bütün bölgelerindeki bütün kooperatiflerle iş birliği yapıyor. Biz de destekliyoruz ve üreticiler adına çok teşekkür ediyoruz.

SÖYLEMLERİNİ TALİHSİZ BULUYORUM

Geçtiğimiz günlerde Süt Kuzu Projesi’yle ilgili gelişme yaşandı. Birliğiniz çatısı altında bulunan diğer kooperatifler de Tire Süt Kooperatifi’nin yanına eklendi. Artık daha fazla kooperatiften süt alınacak. Tire Süt Kooperatif Başkanı Mahmut Eskiyörük daha fazla süt alımının riski arttıracağını söyledi. Gelişmeleri siz nasıl yorumluyorsunuz?

Mahmut Bey’in söylemlerini biraz talihsiz buluyorum. Biz her zaman kooperatifler arası dayanışmayı söyleriz. Dünya da böyle söyler. ‘Sütü sadece ben yapacağım’ diyorsa yanlış söylüyor. Türkiye’de İzmir ikinci sıraya oturuyorsa İzmir’de Ödemiş birinci Kiraz ikinci Tire sonra geliyor. İzmir’de en çok üretim Ödemiş ve Kiraz’da varsa demek ki oradaki üreticilerimizi de düşünmek zorundayız. Biz Köy-Koop olarak oradaki ortaklarımızı da düşünmek zorundayız. Bergama’da da yerel ırk vardır, merada otlatılan hayvanları vardır. Tunç Başkan 6 aylık dönemde Bergama’dan süt aldı ve hemen ayaklandılar, kendilerine geldiler, ‘bir peynir yapmalıyız’ dediler. 12 yıl sonra kim bilir neler olacak? Sütü de yapacaksak hep beraber yapacağız. Paketleyeceksek biz Büyükşehir’e projeyi sunduk. Sütlerimizi kendimiz pakete koyacağız. Kaymağı, süt tozunu yapacağız, raf ömrünü arttıracağız. Daha önceki belediye başkanımıza da söylemiştik. UHT konusunda kooperatiflerin marifeti kendi sütünü kendi paketlemesidir. Süt süt olarak değil kutuya girdiğinde para kazanıyorsunuz. 2 lira 30 kuruş süt konseyinin verdiği fiyat rafta ne kadar? 5 lira üzerinde satılıyor. Bizim ne yapmamız lazım? Süt konseyinin verdiği fiyat üzerinde biz paketleyeceğiz. O 5 lira üzerindeki fiyat bizim üreticimizin cebine girecek. Dolayısıyla 12 yıllık Süt Kuzu Projesi bu eksiğini de Tunç Başkan zamanında kapatmış olacak.

TİRE SÜT BİZİM ORTAĞIMIZ
Tire Süt bizim ortağımız. Tebrik ediyorum yıllardır başarıyla yürüttü, artık beraberiz dayanışma içindeyiz. Kooperatifçilik tanımı uluslararası bir tanımdır. 1800’lerde tanımı yapılmış. Hatta bu memlekette Mithat Paşa’dan, Ahilik’ten bu yana yapılmış bir tanım var; dayanışma, birlik, imece, eşit bölüşme, emek. Bu Anadolu toprakları bunu çok önceden keşfetmiş. Tire Süt de bu dayanışmanın içinde kendisine yer bulmuş bir kooperatiftir. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Süt Kuzusu Projesi Tire Süt’ü ortaya çıkarıyor. Bu proje çok özel bir proje… Ama bu İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin projesi… 12 yıldır sadece bir kooperatif iyi süt üretiyor… Bunu kabul etmeyiz! Kimse etmez. Türkiye’de süt üretiminde İzmir ikinci… İzmir’in en çok süt üreten ilçesi Ödemiş’tir. İkincisi Kiraz’dır. İzmir’de herkes çok aklı başında süt topluyor. Yoksa ikinci olamazdık. Bergama’da da ayrıca hem küçükbaş hem de mera hayvancılığının olduğu başka bir hikaye var. Tunç Başkan’ın dokunuşları var. Bizim Köy-Koop olarak yıllardır söylediğimiz… Şimdi bana Yarımada’da inek sütü toplayın derseniz, haydi toplayalım demeyiz. Orada küçükbaş var, keçi var. Bunu geçmişten biliyoruz. Geçmişi çok iyi bileceğiz, geleceği ona göre inşa edeceğiz. Biz o bölgeden başka bir peynir hikayesi yazılsın istiyoruz.

‘SADECE SÜTÜ BEN BİLİRİM’ DERSENİZ BEN DE, ‘HAYIR SADECE SEN BİLMİYORSUN, BEN DE BİLİYORUM’ DERİM
Tunç Başkan da zaten hep 4’e bölerek anlattı. Kuzey Bakırçay, Yarımada, Gediz, Küçük Menderes… Bölge bölge çalışmalıyız. Biz de öyle bakıyoruz. Bakırçay’daki hareketlilik ve üretimle Yarımada’yı bir tutamazsınız. Orada sahil var. Ama Gediz’den başka bir tarım çıkıyor. Küçük Menderes’te Ödemiş, Kiraz zaten kendini kanıtlamış. Tire markası İzmir Büyükşehir Belediyesi marifetiyle ve tabii ki Tire’nin de kendi çalışmalarıyla bir noktaya gelmiş. Hepimizin markasıdır. Kooperatifçilikte bir kişiye mal edilen bir marka olamaz. Dayanışma, birlik dediğiniz anda hepimizin oluyor zaten. Kooperatifler birbirleriyle rekabet etmez. Herkes kürsüde dayanışma diyor ama aşağıya inince niye farklı oluyor? Tunç Başkan bu konuda çok deneyimli ve vizyonu geniş bir insan. Herkesi çok dinliyor. Seferihisar’da çok çalışma yaptı. Orası zaten tarımın cenneti… ‘Başka bir tarım mümkün’ demesindeki kastı ata tohumlarımıza sahip çıkmalıyız. Memleketi doyurmak değil ama yereldeki ata tohumunuz iyileştirmelisiniz, sahip çıkmalısınız. Bunu anlıyor. Yerelde üretimi anlıyor, kendi kendine yetebilmeyi, kooperatifçiliğin geliştirilmesi ve güçlendirilmesini anlıyor ve katma değerli ürünlere geçmemiz gerektiğini anlıyor. Bu 4 başlık aslında çok doğru bir şey. Siz sütü sağacaksınız pakete koyacaksınız, 12 yıldır projesini yapmayacaksınız. Bu Büyükşehir’in zaten projesi, onu bir tarafa koy. Sütü sağmayı, toplamayı Ödemiş’te, Kiraz’da, Bergama’da, Tire’de, Bayındır’da, Torbalı’da üretici gayet iyi biliyor. Bu hem Büyükşehir’in vasıtasıyla hem de bakanlığın ciddi çalışmaları var. Şimdi görmezden mi geleceğiz? Eskiden yol kenarlarına plastiklerle konulan süt devri geçti. Herkes otomatik sağıyor, analizlerini yapıyor. Bizim veteriner hekim olan kooperatif başkanlarımız, yönetim kurulu üyelerimiz var. Onlara haksızlık etmeyelim. ‘Sadece sütü ben bilirim’ derseniz ben de, ‘hayır sadece sen bilmiyorsun, ben de biliyorum’ derim. Köylümüze, ortaklarımıza haksızlık yapmayalım. ‘Ben’ çok riskli bir kelimedir. Biz olmak zorundayız. Köy-Koop yıllardır ‘biz’ diyen bir birlik. Köy-Koop kaç yıldan beri çalışmalarını yapmış. Benim bu kadar ömrüm yok ki! Ben öleceğim ama Köy-Koop kalacak, kalsın. Onun için uğraşıyoruz.

İZMİR’DEKİ KOOPERATİFLER PAKETLEMEYİ KENDİ YAPACAK
Süt Kuzusu Projesi’yle İzmir’deki bütün çocukların daha sağlıklı süte ulaşması için kooperatif ortaklarımızın hepsi zaten bakanlığın da denetimleriyle süt toplamada, sütü dağıtmada en büyük hassasiyeti gösteriyorlar. Sütler gayet steril şartlarda yıllardır soğuk zincirde toplanıyor. Akşam saati Ödemiş ve Kiraz’da tepeden baksanız aşağıda karınca gibi tüm kooperatiflerimizin soğuk zincir arabalarını görürsünüz. Bu, insana o kadar büyük bir güç veriyor ki bu sütleri de İzmir’deki çocuklarla buluşturmak için Tunç Başkan zaten söz vermişti, en sağlıklı sütlerin ulaşması için biz de Köy-Koop Birliği olarak çalışıyoruz kooperatiflerimizle beraber. Süt Kuzusu Projesi hayvancılıktaki süt üretimine çok büyük destek verdi. Ama biz Tunç Başkan ile beraber bunun paketlenmesini çok önemsiyoruz. İkincisi de; peynir, süt tozu, kaymak olarak da tüketime ve katma değerine de önem veriyoruz. O yüzden şu an çak başarılı mandıraları olan kooperatiflerimiz var. Bu da nasıl oluyor? Süt Kuzusu Projesi’ne girdiler, 1 yılda güçlendiler. Güçlenerek mandıracılığa yöneldiler. 2 buçuk liraya aldıkları süt 5-7-30-40 lira olmaya başladı. Yaklaşık 12 yıldır süren bu projede bize göre çok büyük bir eksiklik; sütlerimizi artık kendimizin paketlemesi gerekiyor. Piyasada bu şekilde varlığımızı kooperatifler olarak gösterebiliriz. Yoğurt, ayran yapan var ama kimse UHT paketleme yapamıyor. Tire de yapamıyor. Bu büyük eksiklik… Bu kadar süre içinde bunu yapmış olmamız gerekirdi. Tunç Başkan’ın verdiği bir söz var. Artık sütlerimizi herhangi bir şirkete değil inşallah biz Büyükşehir’in de bu projedeki desteğiyle İzmir’deki kooperatifler paketlemeyi kendi yapacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Süt Kuzu Projesi’ne İzmir Köy Koop’un Bergama bölgesindeki ve Ödemiş bölgesindeki kooperatiflerin de katılmasıyla bölgelerdeki süt fiyatlarının dengelenmesi, ortaklarımızın menfaatine olması bizleri çok sevindiriyor.

TUNÇ BAŞKAN’A NE SÖYLERSENİZ SÖYLEYİN AMA BENİM ÜZERİMDEN SÖYLEMEYİN

Zaman zaman eleştiri oklarının üstünüzde olmasını neye bağlıyorsunuz?

Köy-Koop’ta asla parti paydamız yoktur. Kooperatifçilikte din, dil, cins, siyaset yoktur. Bakmayın beni bıçak sırtı olarak eşten dolayı o tarafa çekmeye çalışıyorlar ama hayır. O yüzden diyorum; lütfen siz İzmir milletvekilisiniz, İzmir meclis üyelerisiniz, tarımla ilgili yapılan faaliyetlerde Tunç Başkan’a ne söylerseniz söyleyin ama benim üzerimden söylemeyin. Çünkü İl Tarım Müdürü geçen hafta konuğum oldu, iade-i ziyaret yaptı bana. Çünkü ben Tarım Bakanlığı ile çalışıyorum. Benim için de devlettir. Biz eşitlikçi yapımız vardır.  Mustafa Kemal Atatürk’ün bir tanımı vardır ve bunu iktisat kongresinde söylüyor. Şöyle diyor; ‘Kanaatim odur ki; muhakkak suretle birleşmede kuvvet vardır. Kooperatif yapmak, maddi ve manevi kuvvetleri, zeka ve maharetleri birleştirmektedir. Yoksa bir zayıf ile bir kuvvetlinin birleşmesinden bahsetmiyorum. Birleşmenin böylesi zayıf olanın kuvvetliye esir olması demektir’. Biz de küçük üretici derken, hep söylediğimiz o, üreten insandan bahsediyoruz. Bir siyasi oluşum değiliz ki biz. Sürekli eşimin siyasi olmasıyla beni o tarafa çekmeye çalışmaları memlekete zarar. Tarım Bakanlığı onayıyla, bakanın oluru ile il, ilçe tarım müdürünün iş birliği içinde olan, kimsenin siyasi yönelimini irdelemeyen bir birliğiz biz.

KALKACAKLAR HER AY HAKKIMDA SORU ÖNERGESİ VERECEKLER
Bu kadar cinayet yaşıyoruz. Çocuk istismarı var hayvanlara karşı şiddet var, sadece kadınlar değil aslında erkek cinayetleri de var. Yani bir kavga kıyamet var ve ruhsal olarak iyi değiliz. Çünkü birbirimizi de ötekileştirerek bir kamplaşma ve yalnızlaşma, güçsüzleşme var. O yüzden kadın çalışmalarıyla ilgili bir sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya gelirken yerel yönetimlerle yapılacak çalışmaları kolaylaştırmak istiyoruz. Büyükşehir Belediyesi’nin Örnekköy’de bir kampüsü var. Sosyal Projeler Daire Başkanlığı’nın çatısı altında, orada STK’ların çalışmalarını yapacağı bölümler, odalar, kadınların meslek edineceği meslek fabrikasının tamamen ayrı bir birimi olacak. Kadın oraya geldiği zaman çocuğunu bırakacağı bir masal evi ve engelli bir kadın olabilir, bilemiyoruz. Kadına öyle bir rol biçilmiş ki, çocuğa, yaşlıya, engelliye sen bak deniliyor. Kadın sosyal hayatta yer bulamıyor, evden çıkamıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin farkındalık merkezinin ikinci bölümünü de Örnekköy’e taşıyoruz. Engelsiz İzmir Komisyonu’yla biz de çalışıyoruz. Ekonomik olarak güçlenmek isteyen kadınların orada olabileceği kadın çalışmaları bütüncül hizmet merkezi çalışması var. Biz de hem kadın çalışmaları yapan sivil toplum kuruluşlarıyla çalışıyoruz hem de ben farkındalık merkezi komisyonunda gönüllü olarak çalışıyorum. Merkezin adını da anahtar koyduk. Kasım ayından beri bunları anlatıyoruz. Bu çalışmayı çok önemsiyoruz. Biraz da Kuzey aksında çalışmak lazım... Çok merkezde sıkışmış. Müthiş bir nüfus var kuzey bölümünde. Aliağa’dan Dikili’den gelecek olanın daha rahat ulaşacağı bir bölgede… 30 ilçe için anahtar hayal ediyoruz. Kınık’taki kadın için nasıl bir anahtar? Konak’taki kadının anahtarı nasıl bir kilidi açacak? Kırmızı bayrak uygulaması var. Belediye başkanlarımızın eşleriyle çalışıyoruz. İlçelerdeki kamu binaları, restoran ve kafeler de olabilir, Engelsiz İzmir Komisyonu kriterlerine uyuyorsa oralara kırmızı bayrak asıyoruz. En son Foça’da belediyenin bir oteline, plajına ve oradaki kafeye kırmızı bayrak astık. Ondan önce Bornova’daki höyüğe gittik astık. Ama kimle? Ortak akılla, hep beraber… Şimdi önü kasalı bisikletler tasarlanıyor. Bir sosyal sorumluluk projesi olacak. Engelli sandalyesiyle gelecek kızakla oturtacağız, siz engelli yakını olarak bisikleti kullanacaksınız. BİSİM istasyonlarına bunu da koyacağız.  Bir de Tunç Başkan’ın talimatı, genel sekreterin aracılığıyla bütün birimlere, bütün genel müdürlere dahil olmak üzere, yapılan her çalışmada kadın, çocuk, engelli vatandaş olarak baktığımızda; acaba şu mahallede bu kadar engelli var, kaldırımını böyle yapalım değil, kaldırım yapılacaksa herkese ortak yapılacak. Otobüsler alınacaksa ona göre; zaten İzmir’in ulaşımı yüzde 100 engelli erişimli. Otobüsler, metrolar, tramvaylar inceleniyor, tekerlekli sandalye girebilir mi diye. İzmir o kadar farklı çalışmalar içinde gönüllü takımıyla yürürken ben de bunların içinde var olmaya ve çalışmaya çalışıyorum. Birimlere giden yazı şu şekilde; özellikle parklarda duyu parkları olacak. Kent Ormanı’nda başladık. Orada yaklaşık 30 dönümde duyu parkı çalışmasına Park ve Bahçeler başladı. Biz de Engelsiz İzmir Komisyonu olarak içindeyiz. Kent Ormanı’nın daha da iyileştirilmesi ve engelli yakını olanların da rahatça gidebileceği terapi alanları yaratıyoruz. Yurt dışında kürsüleri var, o kadar ciddi çalışıyorlar. Şimdi Portakal Vadisi için aynı şeyi çalışıyorlar. Behçet Uz devam ediyor. Bunlar çok büyük parklar. İzmir’in bu yeşil alanları hem arttırılacak hem de mevcut olan yeşil alanlar herkesin rahatlıkla gezebileceği alanlar haline gelecek. Sadece oraya iki oyun parkı koy, yürüyüş yap, bank koy demek değil. Görme engellilerle ilgili projemiz var. Bir sergi yapmayı düşünüyoruz. Adını koyamadık. İplerle halat… Birbirlerine şiir yazıyorlar. Braille alfabesi var ya, noktalarla iki düğüm aralık falan… İp veriliyor mesela diğeri alıyor okuyor. Böyle bir şey varsa iplerle sergi yapacağız. Çok heyecanlanıyorum. Bunlar olmazsa ne yapacağız? Kalkacaklar her ay hakkımda soru önergesi verecekler. 1 yılı geçirdiler.

EŞLERİ PARTİLERİNE ÜYE DEĞİLSE ONLARIN GÖNÜLLÜLÜĞÜNÜ SORGULARIM!

Son meclis toplantısında AK Parti’den bir eş başkanlık çıkışı geldi. Sizin eş başkan gibi çalıştığınızı söylediler. Tunç Soyer mecliste konuşma yapmıştı ama sizin bu konuyla ilgili düşünceniz nedir?

AK Parti hep ne dedi? ‘Kadınlarla seçimleri kazanıyoruz’ dedi. Hangi kadınlar? Partili kadınlar. Siz bir milletvekiliyseniz eşiniz o partinin üyesi değilse sizin milletvekilliğinizdeki AK Parti gönüllüğünüzü sorgularım ben! ‘Aileniz sizin bu yoldaşlığınıza ortak değil. Aileniz AK Parti’ye inanmamış ve üye olmamış’ derim. Kadınlar kazandırıyorsa demek ki eşleri de bu partinin içinde hareket ediyor demektir. Çünkü yereldeki seçilmişlik, milletvekilliği, belediye başkanlığını aileyle beraber yaşıyorsunuz. Whatsapp, mail gruplarında, paylaşımlarda yerel yönetim hizmetleri eleştiri konusudur. Ve belediye başkanları kürsüden, ‘bu şehri ortak akılla yöneteceğiz’ derler. Sosyal sorumluluğu, vatandaşlık duyguları çok güçlü olan bir insanım. Şimdi ne yapayım? Eşim belediye başkanı. Oy vermişim, partinin üyesiyim, partide yöneticilik yapmışım, herhangi bir yasal sorun yok. Belediyenin hayvan haklarıyla ilgili yaptığı sivil toplum çalışmasında yer alıyorsam bu eş başkanlık mı? Kadın dostu şehir İzmir’de bir kadın olarak kadın çalışmaların projelerde hareket ediyorsam eş başkanlık mı? Tarım faaliyetlerinde kadının güçlenmesiyle ilgili, bırakın benim Köy-Koop Başkanı olmamı, birçok insan ‘kooperatifler güçlensin’ diyerek destek verdiğinde pazarlara gittiğinde o kadınlardan alışveriş yaptığında ben eş başkan mı oluyorum? Engellilerle ilgili herkesi farkında olmaya çalışan, bu kenti ortak akılla yöneten belediye başkanına en çok inanan eşi, engellilerle ilgili yapılan çalışmalarda onursal olarak çalışıyorsa bu eş başkanlık mı? Bu sorumlu vatandaşlıktır. Herkesi davet ediyorum.

KANEPEDE OTURACAK BİR KADIN DEĞİLİM BEN!
Zaten kendileriyle çelişiyorlar. Eşleri AK Parti’ye inanmıyorsa, onların yaptığı çalışmaları desteklemiyorsa bu kadınlar hangi kadınlar? Sayın Nihat Zeybekci’nin de eşi seçim zamanı boy boy demeçler verdi. O da güçlü bir kadın. Kocası seçilince kenara mı geçecek, oturacaktı? Seçimde o da alandaydı. Tek başına dolaşıyordu. Seçim bitince evinize mi? Neden? Yok öyle ayağını kırıp kanepede oturacak bir kadın değilim ben! Çok sorumlu, İzmir’i çok seven bir vatandaşım. Bu saydığım konuların hiçbirine karşı kendimi mesafeli görmüyorum. İzmir’in yönetimiyle ilgili herkesin bir fikri vardır. Bu karışmak değil, bu eş başkanlık değil. Ben eşim bir de Köy-Koop başkanıyım, acaba onu mu karıştırdılar.  

NİYE MECLİSTE TUNÇ SOYER’E SORUYORSUNUZ, GELİN BANA SORUN!

Zaman zaman üzerinizden yinelenen söylemler sizi sıkıyor mu?
Onları sıkmıyor mu? Beni niye sıksın! Ben işime bakıyorum. Ben başka bir boyuttayım. Onlar sıkılmadılar mı? Köy-Koop’u çok merak ediyorsanız sürekli mecliste Tunç Soyer’e niye soruyorsunuz? Köy-Koop Birlik Başkanı İzmir’de benim. Neptün Soyer! Gelin bana sorun! Kapımız herkese açık. Kemeraltı’ndayız. Şöyle bir yanılsama içindeler. Tunç Soyer’e soru önergesi veriyorlar, eleştirileri gönderiyorlar benim ve Köy-Koop üzerinden… Ortaklarımızı rencide ediyorlar. 20 bine yakın ortağı rencide ediyorlar. Tunç Soyer de bunların belediye tarafından cevabını veriyor. ‘Eşiniz’ diyorlar. Eş olarak cevabını veriyor. Sonra ben de diyorum ki, ‘lütfen Köy-Koop’a da gelin ne istiyorsanız sorun!’… Niye mecliste soru önergesi verip duruyorlar ki! Tarım Bakanlığı kendi partilerinin bünyesinde zaten. Ama o zaman şu cevabı verdi Sayın Hamza Dağ, ‘Bizim muhatabımız Neptün Soyer değil ki!’ dedi! Ben Tunç Soyer’in eşiyim, İzmir Köy-Koop Birlik Başkanıyım, muhatap benim! Bana soracaksınız! Tunç Soyer cevaplarını veriyor. ‘4734 yasayla ben bu işi yapıyorum’ diyor. Bir de gelin bana sorun bakalım ben nasıl yapıyorum! Beni niye muhatap almıyorlar da Tunç Soyer’e sürekli soruyorlar. Benim üzerinden muhatap alıyorsanız, İzmir Köy-Koop Birlik Başkanı benim. Çelişiyorlar. Sizin muhatabınız Neptün Soyer değilse Tunç Soyer de değil. Büyükşehir Belediyesi’nin yaptıkları üzerinden gidiyorsanız söyleyin, ona ben zaten cevap veremem. Bir sürü bürokrat var. Çok basit bir ayrım var. Ama benim üzerimden konuşuyorsanız burada da bir muhatap var, buyursunlar ben Süt Kuzusu Projesi’ni onlara anlatayım. Süt toplamayı anlatayım. Birliğimizin nasıl çalıştığını, bakanlıktan nasıl destekler aldığımızı anlatabilirim. Her şey o kadar açık ki. Madem beni muhatap almıyorsan bu konunun muhatabı Tunç Soyer hiç değildir. Bitmiştir konu. Bunu bir gazete manşet yapmıştı. Neptün Soyer bizim muhatabımız değil demişlerdi. O zaman Tunç Soyer hiç değil. Çok net. Köy-Koop muhatapsa yerimiz belli. Bağlı olduğumuz kurum belli...

TUNÇ BAŞKAN’IN FİKRİYDİ, BEN ÖNCÜLÜK ETTİM

Kültürpark Pazar yeri ve Pagos Pazar yeri projelerine siz mi öncülük ettiniz? Gelişimi nasıl buluyorsunuz ve süreci nasıl yorumlarsınız?
Evet öncülük ettim. Tunç Başkan’ın fikri… İki projeyi de çok doğru buluyorum. Ama iki pazarı birbirine karıştırmayalım. Farklı pazarlar. Kadifekale’de bölgesel olarak başka bir iyileştirme de var. Kadınların oradaki güçlenmesiyle ilgili Tunç Başkan’ın söylediği eşitlik, sosyal ve ekonomik hayata kazandırılması hikayeleri de var. Bir yerdeki Pazar oraya gelen insanlarla aradaki ilişki demektir. Bu sadece ekonomik değildir. Ruhsal ilişki de var. Muhabbet etmek de var. Kadının evden haftanın bir günü çıkması, öncesinde hazırlıklar yapması… Bizim, memlekette herkesin çalışmasıyla ilgili bir derdimiz var. Çalışacağız. Meşguliyetimiz, memleketin ileriye gitmesi için bizim üretmemizle ilgili. Kültürpark tarımsal faaliyet gösteren, üretim yapan kooperatiflerle beraber kurulmuş bir pazar. Sınırı da belli zaten… Oradaki tüketici ile üretici farklı Kadifekale’deki üreticiyle tüketici farklı. Bölgesel bakarsak ikisi de çok doğru. Kesinlikle doğru bir şey. O yüzden destekledim.

AK PARTİ İZMİR’DE HER ŞEYE HAYIR DİYOR. HİÇ Mİ OLUMLU BİR ŞEY YOK YA!
Tunç Soyer hep ne der? 10 yıldır söyler. ‘En çok beni Neptün eleştirir’ der. Gerçekten objektif olmaya çalışıyorum. 55 yaşındayım. Unumu eleyip daha eleğimi asmadım. Ama eliyorum. O noktaya geldim. Çocuklarımızı okuttuk. Babamın memuriyeti dolayısıyla memleketi gezmişimdir, memleketin her yeri bana vatan. Kim neden bahsediyor, ben anlamıyorum. Bazen bunları da tartışıyorlar. O kadar üzülüyorum ki. Muhalefet her şeye de hayır demek değil ki. Bir kere de Tunç Soyer bunu da iyi yaptı deseler gerçekten muhalefetlerine inanacağım. Ama aynen Sayın Tayyip Erdoğan’ın dediği gibi her şeye de hayır diyorsunuz. AK Parti İzmir’de her şeye hayır diyor. Hiç mi olumlu bir şey yok ya! Neptün Soyer İzmir Köy-Koop Birliği’nin seçilmiş ikinci dönem başkanı. Ne var bunda? Ben Tunç Soyer ile 1988 yılında evlendim. 2014 yılında Köy-Koop başkanı oldum. 2019’da belediye başkanı oldu. Zorlamaya çalışıyorlar. ‘Yönetim kurulunda, maddi alışveriş’ diyorlar. Ne yapayım, benim cebime bir şey girmiyor. Araştırsınlar. Doğru bulmuyorum.

PAZARLAR ÇARŞAMBA VE CUMARTESİ KURULUYOR
Pazarları pandemide Valilik durdurmuştu. Her Çarşamba Kültürpark, her Cumartesi de Kadifekale pazarları kuruluyor. 60 yaşında olan, ‘ben hiç Kadifekale’ye çıkmamıştım, çocukluğumda babam bizi bir kere götürmüştü’ diyen insanlar duyuyoruz biz. İzmir’in her yerini bileceğiz, sahip çıkacağız. İzmir’in katma değerini hep beraber yükselteceğiz. Eleştireceğiz. ‘Burası yanlış’ diyeceğiz. Ama doğruyu da beraber yapmayı göstereceğiz. ‘Sen ne bilirsin’ demekle, ‘bu yanlış’ demek aynı şey değil. ‘Ben bilirim’ demek bizi bir yere götürmez. Ben de o yüzden ne kadar gücüm, heyecanım varsa İzmir’de yaşıyorum. Çok seviyorum İzmir’i. Birbirimize güvenmeliyiz. Biraz güven sarsılması var. İnsanların travmaları var. Bunları kırabiliriz.

 
Başkan Çalkaya'dan 16 ay raporu ve 'yeniden adaylık' sorusuna yanıt!
 
Bornova'da öncelik iş güvenliği
YORUMLAR
Toplam 2 yorum var, 2 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Seçim 12 Eylül 2020 Cumartesi 21:56

Harika !Pırıl pırıl bir insan ,yolunuz açık olsun!

Yorumu oyla      0      0  
Av.erol göksu gsm05327078032 3 Ağustos 2020 Pazartesi 08:22

Neptün hanım Koca yürekli eşsizi gönülden kutluyorum saygılar.

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Başkan Çalkaya'dan 16 ay raporu ve 'yeniden adaylık' sorusuna yanıt!
Balçova Belediye Başkanı Çalkaya, görevde geride bıraktığı 16 ayda yapılan ...
Soyoğul sordu, Gümrükçü yanıtladı: 20 sene iyi dövüldüm CHP'de!
Gönül Soyoğul sordu, Çiğli Belediye Başkanı Utku Gümrükçü yanıtladı...
Soyer'le 1 yıla dair her şey: Hatalarım çok ama tedavi edecek iradem var!
Gönül Soyoğul sordu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer yanıtladı...
 
Esnafın Başkanı Mutlu'yla salgın gündemi: Zaten yaralıydık, katmerlendi!
Gönül Soyoğul sordu, İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Zekeriya Mutlu yanıtladı...
Başkan Engin'den çarpıcı açıklamalar: Vaka raporu, Soyer'e destek ve 'kutuplaşma' mesajı!
Narlıdere Belediye Başkanı Engin katıldığı yayında önemli açıklamalarda ...
Psikolog Baş anlattı: 'Karantina süreci'yle baş etme yolları!
DEÜ Psikoloji Bölümü Araştırma Görevlisi ve TPD İzmir Şube Başkanı Uzman ...
 
Soyer'le korona gündemi hakkında her şey: Dibi gördük ama dağ gibi umudum var!
Gönül Soyoğul sordu, Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer korona günlerinde ...
Kırgöz 1 yılı anlattı: Hikayeyi tersine çevirdik!
Dikili Belediye Başkanı CHP’li Adil Kırgöz, görevde geride kalan bir yılını ...
Başkan Gürbüz 1 yılı anlattı: Nasıl bir başkan oldu, neleri değiştirdi?
Pazarcılıktan itfaiye erliğine kadar pek çok işte çalıştıktan sonra Mart ...
 
RÖPORTAJLAR
ÇOK OKUNANLAR
FACEBOOK'TA GERÇEK İZMİR
TWITTER'DA GERÇEK İZMİR
YAZARLAR
Fikret İlkiz
Faili meçhulü bağrına basacak faili meçhuller
Dr. Tuncay Filiz
Vitamin hapları mucize değildir!
Gönül Soyoğul
Askıda hayatlar…
İlker Ağın
Ot-süt-et
Sercan Avcı
Soyer'in 550 günü
Taha Okan
HDP kullanılarak CHP'ye tuzak mı kuruluyor?
Seray Akın Ürkmez
İnsanın son mülkü
ÇOK YORUMLANANLAR
Gerçek İzmir
KünyeKünye Ä°letiÅŸimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri